bağımlı kişilik bozukluğu

Bağımlı Kişilik Bozukluğu

“Kişilik bozukluğu” çok sık duyduğumuz ve artık oldukça popüler olmaya başlayan bir kavram haline geldi. İlk etapta kişilik, huy ve karakter kelimelerin tanımı gerekli. Çünkü tüm bu kelimeler kafa karışıklığı yaratabilmekte. O halde nedir bu kelimelerin anlamı? Kabaca bir ayrım yapılırsa huy biyolojik, karakter sosyal ve kültürel katkıları içermektedir. Yani huy bizim eylemlerimizi ve duygularımızı etkileyen tabiatımız olarak tanımlanabilir. O halde karakter nedir? Yunanca oyarak şekil verme anlamına gelmektedir. Çünkü karakter, huyun üzerine oyarak işlenen yapıyı anlatır. Karakter huyun aksine biyolojik yönü daha az, belirgin biçimde sosyal öğrenme, kültür ve bireye özgü yaşam olaylarından etkilenir. Kişiliğin temel işlevi ise algılamak, hissetmek, düşünmek ve bütün bunları bütünleştirerek amaçlı davranışlara dönüştürmektir. Yani kişilik huy ve karakterin dinamik etkileşiminin bir sonucudur. Kişilik kişinin davranışlarına hakim olan, biyolojik tabiatı ve deneysel olarak öğrenilenleri kapsayan, kişinin algılama, öğrenme, düşünme, başa çıkma ve davranış örüntülerini anlatmaktadır.

Kişilik Bozukluğu

Kişiliği bir bütün olarak gördükten sonra sıra geldi kişilik bozukluğuna. Kişilik bozukluğunda sağlıksız bir düşünme, işleyiş ve davranış tarzına sahip olunan bir tür zihinsel bozukluktur. Durumları ve insanları algılamakta veya ilişkilendirmekte zorlanmalar görürüz. Böylece ilişkilerinde, sosyal aktivitelerinde, iş ve okulda önemli sorunlarla karşılaşabilmektedirler. Kişilik bozukluğunun toplumda yaygınlığını inceleyen araştırmalarda %11-23 arasında değişen oranlar bildirilmiştir.  Psikiyatrik hasta popülasyonda hastaların yaklaşık %50’sinde eşlik eden kişilik bozukluğu bulunmaktadır. Bu yazıda Kişilik bozukluğunun tüm çeşitlerinden bahsedilmeyecektir. Daha çok C tipi gurubundan olan Bağımlı Kişilik Bozukluğundan bahsediyor olacağım. C tipi olanlar genellikle psikoterapiye daha iyi cevap verirler.

Bağımlı kişilikler

Bağımlı kişilik bozukluğu yaşayan kişilerde kendisinin de çağrıştırdığı gibi; diğerlerine aşırı güvenme, ayrılma korkuları, yetersizlik hisleri, zedelenmiş özerklik ve yapışkan davranışlar görülebilir. Mesela yanlarında hep rehber biri/ birileri olsun isterler. Çünkü öğüt ve güvence almadıkça gündelik hayatın içerisinde olan karar alma boyutunda zorluk yaşarlar. Sorumluluk duygularında zayıflık görürüz. Faturaları ödemek, yemek yapmak veya iş bulmak gibi kendi hayatlarının getirdiği temel sorumluluklarda dahi güçlükler görürüz. Onlara sağlanan bakımı sürdürebilmek için duygusal açıdan bakım veren kişilere itaat davranışları vardır. Mesela anneye, babaya, arkadaşa, öğretmene veya sevgiliye gibi birçok farklı örnekler verebiliriz. Öte yandan, bu kişiler temel ilişkilerini tehlikede hissettiklerinde oldukça girişken ve iddialı davranışlarda da bulunabilirler. Çünkü ona bakım verenden ayrılmanın bağımlı kişilik bozukluğundaki biri için alarm çanlarının çalmasıdır. Kendisine bakamayacağını düşünür bu yüzden tek kalma ihtimali dahi hiç hoşuna gitmez. Peki imkansız da olsa ayrıldıklarında bu kişiler için hayat nasıl devam eder? Hiç zaman kaybetmeden başka bakım verecek bir ilişki arayışına girerler. Genellikle özgüven problemleri vardır ve kendilerini başarı ve becerileri için takdir etme yetisinden yoksundurlar.

Yukarıda sayılan örneklerdeki gibi bir zorluklar içerisindeyseniz yardım almayı her zaman bir seçenek olarak düşünebilirsiniz.

Psikolog Süreyya ÇALIK

Facebook
Twitter
LinkedIn
Telegram
Yorumlar