Hastalık Kaygısı : Hipokondri

Hipokondri, bir diğer değişle hastalık kaygısı kişinin ciddi bir hastalığa yakalanması konusunda aşırı ve gereksiz endişe duymasıdır.

Hastalık Kaygısı : Hipokondri

Doğum, anneyle güven verici bağımızın kesilip uyaranlarla dolu dünyaya düşüşümüzdür. Yaşamın bu ilk anlarında belki de yaşadığımız ilk duygu kaygıdır. Kaygıyı ise beden yoluyla hissederiz. Bir bebekken sürekli bedensel ihtiyaçlarla dolu olarak doyurulmayı, temizlenmeyi, sakinleştirilmeyi bekleriz. Anne, dokunuşuyla, beden üzerinden bizi yatıştırır. Sevgisini beden yoluyla iletir. Bebek için kaygısının yeterince karşılanamamış olması travmatik bir duruma dönüşür ve varoluşun devamlı bir şekilde sürüyor olması hissi o kişide sekteye uğrar. Bu, kişinin ileride bedensel, psikosomatik rahatsızlıklara sahip olmasının yolunu açar. Zira bebeklikteki ruhsallık ve beden birlikteliği yetişkinlikte de devam eder. Yani kaygıyla ilgili bedensel deneyimlerimiz aslında geçmiş zamanda yaşadıklarımızın bir başka biçimidir. Freud kaygıyı bu bakımdan bedensel ve ruhsal alanların ortasına yerleştirir. Kişi kaygısını kimi zaman beden yoluyla ifade etmeyi seçer. Boğazdaki bir yumru hissinden otoimmün hastalıklara kadar pek çok rahatsızlığın altında psikolojik mekanizmalar yatma ihtimali her zaman için vardır.

Bedenle kaygının kesiştiğini en güzel şekilde gördüğümüz durumlardan biri hipokondri durumudur. Hipokondri, bir diğer değişle hastalık kaygısı kişinin ciddi bir hastalığa yakalanması konusunda aşırı ve gereksiz endişe duymasıdır. Hastalık hastası dediğimiz hipokondriyak kişilerin yoğun bir şekilde bedenleriyle ilgili meseleleri vardır. Sağlıklarıyla ilgili öyle endişelenirler ki doktorların söylediklerine ikna olmaz, sık sık doktor değiştirir ve bir hastalıkları olduğu konusunda ısrarcı davranırlar. Bu hipokondriyak belirtilerin genelde ergenlik, orta yaş, menapoz gibi hayatın kritik dönüm noktalarında ortaya çıktığını görürüz.

Bedensel değişimler yaşadığımız bu evrelerde hipokondriyak kişinin yakınmaları adeta bedenin bütünlüğünün bozulması tehdidine karşı ortaya çıkıyor gibi görünmektedir. Bu evrelerde kaygıyla baş etmek için bir nebze regrese olduğumuzu ve kendimizi korumak için ruhsal olarak yaşamın önceki evrelerine döndüğümüzü de düşündüğümüzde hipokondriyak semptomların bu yaşlarda yaşanması şaşırtıcı gelmez.

Nasıl ki yaşamın ilk yıllarında sembolizasyon yeteneğimiz henüz gelişmemişse hipokondriyak kişi de aslında simgeleştiremediği, zihinsel düzlemde bir yere oturtamadığı kaygılarını bedeni yoluyla ifade etmektedir.

Hipokondri ve çeşitli psikosomatik bozukluklar, duygulanımlarımızı beden yoluyla ifade ettiğimiz yaşamın ilk yıllarını hatırlatır. Çeşitli kuramcılara göre bu hastalıklar anneyle kurulan ilişkideki yetersizliklerden kaynaklanır. Dolayısıyla bu kişilerle çalışan terapistler ve psikosomatisyenler terapi içinde annesel bir işlev üstlenerek tedavi sürecini yürütürler.

Nehire Seray Öztürk

Gökalp, P. (2018). beden ve kaygı psikosomatik ve hipokondriye bakış. Psikanaliz Yazıları37, 29-36.

Hastalık Kaygısı : Hipokondri,kaygı,Hipokondri ,doktor,sağlık,terapi, Hastalık hastası,Hastalık Hastası : Hipokondri

Hastalık Kaygısı : Hipokondri,kaygı,Hipokondri ,doktor,sağlık,terapi, Hastalık hastası,Hastalık Hastası : Hipokondri

Hastalık Kaygısı : Hipokondri,kaygı,Hipokondri ,doktor,sağlık,terapi, Hastalık hastası,Hastalık Hastası : Hipokondri

Hastalık Kaygısı : Hipokondri,kaygı,Hipokondri ,doktor,sağlık,terapi, Hastalık hastası,Hastalık Hastası : Hipokondri

Hastalık Kaygısı : Hipokondri,kaygı,Hipokondri ,doktor,sağlık,terapi, Hastalık hastası,Hastalık Hastası : Hipokondriistanbul psikolog,beşiktaş psikolog,şişli psikolog,online terapi,online psikolog,en iyi psikolog,tavsiye psikolog,psikolog ücretleri,istanb

istanbul psikolog,beşiktaş psikolog,şişli psikolog,online terapi,online psikolog,en iyi psikolog,tavsiye psikolog,psikolog ücretleri,istanbul psikolog çağrışımul psikolog çağrışım

Facebook
Twitter
LinkedIn
Telegram
Comments