ÇOCUKLUK ÇAĞI TRAMVASININ ETKİSİ: GÖRÜNMEYEN YARALAR

Çocukluk Çağı Travması: Görünmeyen Yaralar

Kızların %15’i ve erkeklerin %6’sı travmatik bir olayın ardından travma sonrası stres bozukluğu (TSSB) geliştirebilmektedir. TSSB’si olan çocuklar travmayı zihinlerinde tekrar tekrar yaşayabilir, kendilerine travmayı hatırlatan herhangi bir şeyden kaçınabilir veya oyunlarında travmayı yeniden canlandırabilirler. TSSB’si olan çocuklar ayrıca:

-Olduğundan daha küçük yaşta gibi davranabilir (örn: parmaklarını emmek)

-Odaklanma sorunu yaşarlar

-Daha depresif veya endişeli hissederler

-Başkalarına karşı şefkatli davranmakta güçlük çekerler

-Artan öfke ve saldırganlık durumları gözlenebilir

-Okulda problem yaşarlar

-Uyumakta zorluk çekerler

Travmadan Kaçış

Dissosiyasyonun çeşitli biçimleri vardır. Çocuklarda dissosiyasyonu öfke patlamaları, şiddete başvurma, yalan söyleme, üzgün ruh hali gibi şekillerde görebiliriz. Ergenlerde ise intihar girişimi, uyuşturucu madde kullanımı, bedenine zarar verme gibi sonuçları olabilir. Yetişkinlerde en sık gördüğümüz biçimleri depersonalizasyon ve derealizasyondur. Depersonalizasyon yaşayan kişi bedeninden ayrıldığını,

Stoacılar ve Melankoli

Bir Şeyin En İyisi Yapılacaksa Onu Ben Yaparım!

Benlik saygısı yüksek olan insanlar, ilişkilerindeki herhangi bir sorun için karşısındakini suçladıkları için daha kötü ilişkilere sahip olma eğilimindelerdir. Yüksek benlik saygısı, daha yüksek şiddet ve saldırgan davranışlar sıklığıyla da bağlantılı bulunmuştur. Ancak özgüveni nasıl algıladığımız kişiden kişiye her zaman tutarlı değildir.

Şiddetin Altında Yatan Acziyet

Şiddet uygulamanın altında yatan motivasyonlardan biri özgüven eksikliğidir. Kişinin kendini güçsüz, yetersiz, aciz hissetmesi, bunları kabullenememesi ve sözel yolla kendini ifade etme becerisinden yoksun olması kişilerin şiddet uygulamasına neden olabilmektedir. Yani şiddet aslında acziyeti fiziksel güç uygulayarak gizleme yollarından biridir. Kişi, kendi içindeki öfkeyi yakınlarından çıkarır. Ötekini aşağılamak kişide tatmin hissi yaratır.

Sanal Ortamda Edinilen Gerçek (?) Dostluklar

Sanal dostlukların olumsuz taraflarından biri, bu ilişkilerin fazlalığıyla orantılı olarak kişileri gerçek sosyal ortamlardan uzak tutmasıdır. Uzaktaki sanal dostlarla bir kahve içmek, beraber gezmek pek mümkün değildir. Aynı durum sanal aşklar için de geçerlidir. Sanal aşkımızla el ele tutuşup yürüyemez, yüzünde oluşan ifadeleri canlı olarak izleyemeyiz. Sanal ortamdaki kişilerle ilişkilerimizin bir kısmını gerçek hayatlarımıza da taşıyor, bir kısmını ise yalnızca mesajlaşma düzeyinde tutuyoruz. Yüz yüze gelişlerin ise bazıları yolunda giderken bazıları fiyaskoyla sonuçlanabiliyor.

Vatansız Bırakılmış Çocuk Olmak

Genel olarak, bir mülteci çocuğun çevresinde güvensizlik ve belirsizlik duygusu hakimdir. Göç genellikle korkunç bir savaşın ardından gerçekleştiğinden, mültecilik deneyimi çoğunlukla travmatik olarak tanımlanır. Ancak, mülteci deneyimi sadece travmatik değil, aynı zamanda aşırı derecede kaotiktir.

Umut İçin Evini Terketmek

Kendi coğrafyamızı terk ederek ötekine, o yerin kültürüne, insanlarına, sosyal hayatına dahil olmak kimlik karmaşalarına, tehlike algısına, yalnızlığa neden olabilir. Çünkü göç, bir anlamda bilinmeyene gitmek ve bilinmeyene adapte olmaya çalışmaktır. Bir yere gitmek aynı zamanda başkalarının ötekisi olmaktır