Yaşamımızdaki Duygusal Krizlerin Nasıl Üstesinden Gelebiliriz

Kayıp ve Yas

hayatın birçok evresinde kayıpla karşı karşıya kalmamız muhtemeldir. İşini kaybetmek, sağlığını kaybetmek, bir beceriyi yitirmek, emekliye ayrılmak, yaşlanmak, bir ilişkiyi sonlandırmak, boşanmak kayba örnek olarak verilebilir. Psikolojide kayıp geniş bir duygu yelpazesini kapsar. Bireyin yaşamında deneyimlediği bir tür eksiklik, kayıp ve yoksunluk durumunu tanımlar. Kaybın bilinçaltında nasıl işlendiği, kişinin içsel dünyası ve psikolojik gelişimi üzerinde derin etkilere sahiptir. Bu gibi durumlarda terapistin temel görevi bireyin kayıpla nasıl mücadele ettiğini ve uyum sağladığını incelemek üzere olacaktır.

Kohut’un Bakış Açısı ile Narsisizm

Primer narsisizm adı verdiği büyüklenmeci evrede çocuğun tümgüçlü olduğuna dair kesin bir inanışı vardır. Çocuk, kendini özel ve mükemmel biri olarak hisseder. Bu durum çocukların yaptığı her eylemde çoşku ile annesine bakmasında gözlemlenebilir. Çocuk yaptığı her şeyde muhteşemlik görür ve büyüklenmeciliği kabarır. Kendisine dair bu muhteşemlik algısının kendilik nesnesi tarafından onaylanmasını/aynalanmasını ister. Örneğin, çocuk çizdiği bir resmi annesine heyecan ile gösterdiğinde annesinin onun heyecanına ortak olarak onu takdir etmesi çocuğun birincil aynalama ihtiyacını tatmin edecektir

Bir Annenin Ruhsal Ölümü

bebeğin ihtiyaç duyduğu şey mükemmel bir anne değil, yeterince iyi annedir. Bu yeterince iyi anne, bebeğine yeterince iyi bir çevre de sunar: içinde bebeğin tahammül edebileceği ve gelişimi destekleyecek kusurlar ve eksiklikler bulunan ama ihtiyaçlarının karşılandığın bir çevre. Bu durumun karşıtı olarak da en kötü annenin boşa ümit veren anne olduğunu söyler. Ölü anne sendromunda yaşanan durum bir nevi bebeğin bu yeterince iyi çevreden birdenbire boşluğa, hiçliğe atılmasıdır. Ruhsal olarak hiçliğe atılan ve tutarsızlıklarla karşılaşan bebeğin hissettiği bundan sonra dehşete benzeyen bir duygu olur

Aile Terapisinin Temel Teknikleri

Aktarım Odaklı Terapi ve Duygu Odaklı Terapi

Aktarım odaklı terapinin amacı danışanın patolojik yapılanmış nesne ilişkilerini seans sırasında yapılan canlandırmalar ve aktarımlarla birlikte değiştirmek ve dönüştürmektir. Terapist danışanın yeni nesne ilişkileri kurmasına nötral duruşu sayesinde yardımcı olur. Aktarım odaklı çalışan bir terapist serbest çağrışım sırasında danışanın konuştuklarına odaklandığı kadar danışanın bedensel tepkilerine, ses tonuna, vücut duruşunun gerginliğine veya rahatlığına da bakar ve analiz eder. Öte yandan duygu odaklı terapinin amacı danışanın o anki duygularının ifadesine ve farkındalığının oluşmasına destek vermektir.

Çürük Elmalar

Araştırma insanın doğuştan iyi, kötü, adalet duygusu kavramlarıyla bir arada doğduğunu gösterir. Kısaca insan iyi ve kötü olanı bilir ve bunları ayırt edebilme gücüne sahip olarak doğar.
…sıradan insanların durumsal güçlerin ve sosyal dinamiklerin etkisiyle nasıl birer kötülük makinelerine dönüştüğünü ortaya koymuştur.”. (Yasin & Basbug, 2016) Zimbardo için kısaca: “Çürük olan elmalar değil sepettir.”

Kabul ve Kararlılık Terapisi (ACT)

Kabul ve Kararlılık Terapisi (ACT)

Kabul ve kararlılık terapisi diğer mekanistik yaklaşımlardan farklı olarak özellikle olumsuz duygu ve düşünceleri bulup bunları değiştirmeye çalışmaz. Olumsuz duygu ve düşünceleri, kısaca içsel yaşantıları kontrol etme çabamızın bir çözüm yolu olmadığını ifade etmektedir. Hayatın içinde mutluluk kadar acının da kaçınılmaz bir deneyim olduğunu belirtir ve burada acıyı kontrol etme çabasının sonucunda yeni olumsuz yaşantıların ortaya çıkaracağını belirtir.

Terapide Terapötik İlişki

Terapistin danışanı benzersiz değerler ve inançlara sahip bir birey olarak kabul edip sınırlarına, beklentilerine ve isteklerine duyarlı olması ise terapötik ilişkinin saygı ilkesini destekler. Terapötik ilişkinin bir diğer önemli koşulu ise yüzleştirmedir. Terapistin empati kurarak, saygı içinde, eleştiri içermeden danışanın duyguları ve davranışları arasındaki çelişkiyi ortaya koyma sürecine yüzleştirme adı verilir

Psikanaliz Hala Geçerli mi?

Freud’un iddiası bilinçli ve mantıklı kabul ettiğimiz pek çok sürecin aslında fark etmediğimiz bir gücün, bastırılmış duygu ve düşüncelerin belirlenimi altında olduğudur. Bilincimizin ardındaki süreçleri incelemek için de gördüğü vakalardan yola çıkarak psikanalizi kurmuştur. Psikanaliz ona göre hem bir araştırma yöntemi, hem bir tedavi tekniği hem de bir bilgi birikimidir. Psikanalizi kurarken pek çok kavram ortaya atmış, kuramını zaman içinde değiştirmiş ve geliştirmiştir.

ücretsiz terapi/ücretsiz psikolojik danışmanlık

Dinamik Psikoterapi Nasıl İyileştirir?

Psikodinamik terapinin en temel varsayımı hastanın sorunlarının bir takım bilinçdışı süreçlerle ilgili olduğu varsayımıdır. Psikodinamik terapi kişinin nasıl bir kişilik örgütlenmesine sahip olduğu, ne gibi savunma mekanizmaları kullanarak kendi içsel çatışmalarıyla başa çıktığı, dünyayı ve kendini ne şekilde algılayıp bunun yaşamına ne bakımdan etki ettiği gibi kişiye dair pek çok detayın ayrıntılı şekilde incelendiği bir keşif sürecidir. Bu keşif kişinin söylemleri, anıları, rüyaları, fantazileri aracılığıyla yapılır.