img

Danışan Hakları ve Terapistin Sorumlulukları

Danışanının haklarını sağlamak öncelikli olarak terapistin sorumluluğundadır. Terapiye bir yardım beklentisi altında giden danışanlar haklarının sorumluluğunda olmak ve onları muhafaza etmek konusunda zorlanabilmektedir. Aynı zamanda bu açıdan bir bilgi birikime de sahip olmayabilirler.

Terapi(Psikoterapi) Nedir?

Terapi denince ilk akla gelen psikoterapi diğer bir adıyla konuşma terapisidir. Psikoterapide bireyler duygusal ve psikolojik olgularını konuşarak ele alırlar. Terapistin müdahalesi ile ilgili kesin bir şey söylenemediği gibi bu kullanılan yöntem ve ekole göre farklılık gösterebilmektedir. Fakat amaç bireyin farkındalığını artırmak ve iyi oluşunu sağlamak olabilmektedir.

Ego Psikolojisi ve Kişilerarası Analiz

Bilişsel Davranış Terapisi’nin İlk Aşamaları

Terapinin uygulanışı 1940’lardan 1950’lere Analitik ekol ile başlamıştır. Anna O. vakasında Freud ve Breuer serbest çağrışım tekniğini kullanırlar. Anna O. bu tekniği baca tabiriyle anar. Bu şekilde ruhsal bozuklukların iyileştirilebileceğine dair bir adım atılmış olur.

Ölüm Nedir ve Neden Korkarız? - 1

Yas ve Bağlantı Nesneleri

Yas süreci yitim yaşayan kişinin yitimi inkârı ile başlayan, yoğun öfke veya suçluluk duyguları ile iç içe olan bir dönem olsa da zaman içerisinde kişinin kayba karşı tahammülü artmaktadır. Böylece yitirilen kişinin bıraktığı boşluk ve özlem hissi kişi tarafından hala taşınsa dahi kişi günlük hayatına devam edebilir ve toplumsal hayata uyum gösterebilir.

Munchausen Sendromu

Munchausen sendromu, bir başka adıyla Yapay Bozukluk (YB) kişilerin hasta görünmek için kasıtlı olarak fiziksel ya da psikolojik semptomlar deneyimini abarttığı ya da taklit ettiği nadir bir psikiyatrik bir rahatsızlıktır. Ancak bu rahatsızlık, çocuklukta yaptığımız masumane hasta taklidinden büyük ölçüde farklılık gösterir.

Taksitle Özkıyım

Anoreksiya nervoza, sadece fiziksel semptomlarla sınırlı bir tanımlamadan öteye gitmektedir. Toplumsal ve psikolojik etmenler, bireylerin kendi beden algılarını ve dolayısıyla tutumlarını büyük ölçüde etkileyebilir. Özellikle toplumun kalıplaşmış güzellik algıları, ergenlik döneminde kimlik arayışı içinde olan, sevilmek, beğenilmek ve onay görmek isteyen kişileri olumsuz yönde etkileyebilir. Bireyler, bedenleriyle ilgili duydukları rahatsızlığı hafifletmek ve toplumun kabul gördüğü bir görünüme ulaşmak için çeşitli çabalar içine girebilirler.

Sosyal Alışveriş Kuramı

Sosyal alışverişe her alanda rastlandığını görmekteyiz. İnsanlığın başlangıcından itibaren bir alışveriş içine girilmiştir. Bu sahip olunan mallar ve takas yöntemi ile başlarken zaman içinde sosyal ilişkilere de ulaşmıştır. Alınan ve verilenler elde edilen sonuçları değiştirmektedir. Bu sonuçlar ise kişilerin davranışlarını ve tutumlarını etkilemektedir.

Neden Uyuyamıyorum?

Majör Depresyon

Major depresyon, insanların zaman zaman yaşadığı insani ve normal hüzün hissinin ötesine geçen; kişinin işlevselliğini, ilişkilerini, aile ve iş hayatını sekteye uğratan ciddi bir psikolojik rahatsızlıktır. Major depresyonun gelişiminde; hormonal bozukluklar, genetik, biyolojik, çevresel ve psikolojik olmak üzere çeşitli faktörlerin kombinasyonunun etkili olduğuna inanılmaktadır. Örnek olarak; Ekonomik sıkıntılar, iş hayatındaki olumsuzluklar, ailevi problemler, bir yakının kaybı gibi travmatik deneyimler majör depresyonu tetikleyebilecek faktörler arasındadır.

Histerik Psikolojide İlişkisel Örüntüler

Histerik Çelişki

Kadınlarda daha yaygın olarak görülen histerik nevrozda kişiler sınır çizemeyen, plansız, kararsız ve dağınık kimselerdir. Bu kararsızlık ve dağınıklık hali sonucu histerik nevrozdaki kişiler coşkuyla daldan dala atlarlar ve bir amaçta kalamazlar. Üstlendikleri sorumluluğu unutup bambaşka bir yükün altına kendilerini sokabilirler. Konuşurken de bu dağınıklık hali görünürdür. Belli bir konuda konuşmaktan ziyade konuşmaları uçuşmaktadır, konudan konuya atlarlar.

Güzellik Karşısında Bayılmak

STENDHAL SENDROMU

Sanat eserleri hem sanatçı hem de sanatsever için haz ilkesinin unsurlarından birisi olmuştur. Bu nedenle bir sanat eserini takdir etme, ona hayranlık besleme ve heyecan duyma beklendik tepkiler olabilecekken bir yazar olan Marie-Henri Beyle –diğer adıyla Stendhal- Floransa’daki Santa Croce şapelinde gördüğü Giotto di Bondone’nin freskleri nedeniyle psikosomatik olarak adlandırılabilecek bazı semptomlar göstererek Stendhal Sendromu’nu ortaya çıkarmıştır.