Aile Terapisinin Bağlamı

Aile Terapisinin Bağlamı

Aile Terapisinin Bağlamı

1950’lerde yaşanan paralel gelişmeler sonucunda aileyi yaşayan bir sistem , organik bir bütün olarak gören yeni bir bakış açısı doğdu. terapistler, hastanın durumu iyileşmeye başladığında, ailede bir başkasının durumunda kötüleşme olduğunu fark etmeye başladılar. Örnek bir vakada bir adam eşinin cinsel soğukluk nedeniyle tedavi görmesini istiyordu. Birkaç aylık terapiden sonra kadın cinsel isteğini kazanmaya başladığında , kocasında iktidarsızlık baş gösterecekti. Bu tür vakalar, aileleri tuhaf bir tutkalın bir arada tuttuğunu göstermişti. Konu aslında hastalar ile aileler arasındaki etkileşimin iyi ya da kötü olması değil, bir kişinin değişmesinin sistemi değiştirdiği görüldü. En sonunda da bireyi değiştirmenin en etkili yolunun aileyi değiştirmek olduğunu buldular.

Aileyi anlamaya ve tedavi etmeye ilk yönelenler, küçük grupları incelediler çünkü grup yaşamı, bireysel kişiliklerin ve grubun üst niteliklerinin karmaşık bir bileşimi olduğu için , grup dinamiklerinin aile terapisi ile bağlantılı olduğu düşünüldü ve bununla ilgili çalışmalara başlandı. Lewin, grubun, parçaların bir araya gelmesinden fazlası olduğu düşüncesini geliştirdi ve grup davranışlarıyla ilgili bir çalışmasında şuna dikkat çekti, grup davranışlarında değişiklik olması için ‘’buzların çözülmesi’’ gerektiğinden bahsetti. Ancak bir grubun inançlarını sarsan bir şey olduğunda üyeleri değişimi kabullenmeye hazır olabilirdi. Bireysel terapide bu durumu başlatan şeyin, kişinin yardıma başvurmasına neden olan huzursuz edici deneyimler olduğunu düşünüyordu. Birey bir terapistle görüşmeye karar verdiğinde artık eski davranışlarındaki buzlar çözülüyor demektir fakat bir aile için öyle değildir. Aile terapiye başvurduğunda bir kişinin değişimi istemesi aile üyelerin, yeterince etkilemez. Bunun için daha fazla çaba gerekir bazı ailelerde çatışma o denli büyük bir korku yaratır ki, bu aileler can yakıcı konuları es geçerken , bazılarıysa uzlaşmayı özelliklede değişimi  gerçek anlamda hiç düşünmeden terapiyi bir çekişme alanı olarak kullanırlar.Grup dinamiklerinde terapistler ailelerin tartışmalarında içeriği kadar nasıl konuştuklarına da dikkat etmelidirler.

Aile Terapisinin Bağlamı

Aile Terapisinin Bağlamı

Yani teknik bir bakış açısıyla grup ve aile terapilerinin benzer olduğu düşünüldü ve çalışmalar yapıldı fakat bununla birlikte, daha yakından bakıldığında ikisi arasındaki farklarında çok önemli olduğu ve grup terapi modelinin aile terapisinde ancak sınırlı olarak uygulanabileceği görüldü. Çünkü aile üyelerinin geçmişi çok daha derindir ve daha da önemlisi gelecekleri de daha uzun olacaktır.

Çocuk rehberliği klinikleri ile aile terapisinin yolu daha da açıldı. Çocuk rehberliği çalışanları zamanla asıl sorunun görünen sorun, yani çocuktaki semptomlar değil , bu semptomların kaynağı olan ailedeki gerilimler olduğu sonucuna varmışlardı. Önceleri aile sorunları için anne babalar, özelliklede anneler suçlanıyordu. Sonunda anne babaları patojen olarak gören rehberlik hareketinin odak noktası kaymaya başlamıştı ve artık anne babalar suçlu, hastalar kurban olarak görülmüyordu. Artık sorun bu kişiler arasındaki etkileşimde aranmaya başlamıştı.

Şizofren üyeler aile terapisi için ayrı bir çalışma alanını oluşturmuştur.  Ailenin şizofreni üzerinde etkileri olduğu görüldü. Wynne 600’ün üzerinde aileyi incelemiş ve genç yetişkin şizofrenlerin bulunduğu ailelerde bozuk iletişim tarzlarının ayırt edici bir özellik olduğu yönünde verilere ulaşmıştı ve bu ailelerin yanı sıra normal ailelerde de buna rastlanır, ancak bozukluğun şiddetinin gittikçe azaldığı görülür. Bu gözlemler aile terapisi hareketini başlatmıştı.

John Spiegel gibi rol kuramcıları, bireylerin aile sistemleri içerisinde nasıl toplumsal rollere ayrıştığını açıklıyordu. İnsanlarda karşılıklı işlemin söz konusu olduğundan bahsetmiştir. İnsanlar bir araya gelerek yalnızca birbirlerinin gidişatlarını değiştirmekle kalmaz aynı zamanda içsel değişimlere de yol açarlar.  Ailede roller birbirlerinden bağımsız olarak var olmaz; her bir rolün çevresinde karşılıklı roller bulunmaktadır. Örnek verecek olursak itaatkâr bir eş yoksa, baskın bir eşten de söz edilemez. Karşılıklı işleme içindeki iki ya da daha fazla insanın rol davranışları, aralarındaki rol kavramını düzenler. Bunun üzerine 1945 yılında Amerika evlilik danışmanları birliği kuruldu. Burada piskanalistlerin bir bölümü, Freud’un hastanın ailesi ile bağlantı kurmaya getirdiği yasağa her zaman uysa da , az sayıda psikanalist kuralları çiğnemiş ve evli çiftlere yönelik eş zamanlı ve birleşik terapi düzenlemeye başlamışlardı. Mittleman, evlilik bozuklukları ve bunların tedavisini kaleme alan bir yazı kaleme aldı. Saldırgan/itaatkar,kopuk/talepkar gibi çeşitli evlilik örüntüleri tanımlamıştır. Ona göre tuhaf evliliklerin kurulma nedeni birbirlerine kur yapan eşlerin karşılarındaki kişiliği yanıltıcı gözle görmesiydi: Kadın erkeğin bağımsızlığını güçlülük olarak görür; erkek kadının bağımlılığını hayranlık olarak görür. Ayrıca eşlerin birbirlerine verdiği tepkilerin anne babalarıyla olan ilişkilerinin şekillendirdiğini söylemiştir.

Psikolog Tuğba DUMAN

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter
Share on linkedin
LinkedIn
Share on whatsapp
WhatsApp

1 Yorum

Bir cevap yazın

Your email address will not be published. Required fields are marked *

Post comment

Support Seven Courses!

Lorem ipsum dolor sit amet consectetur adipiscing elit dolor
donate

Recent posts

Featured articles