Uyum sağlamayı niye tercih ederiz? 

             Uyum sağlamayı niye tercih ederiz?

 

Ne sıklıkla uyma davranışını gösteriyoruz? Peki bunun ne kadar farkındayız?  Aslında baktığımızda gündelik hayatımız pek çok uyum içeren davranışlarla doludur. Ailemize uyum gösteririz, arkadaşlarımıza uyum gösteririz, toplumsal kurallara uyum gösteririz, sosyal ortamımıza, arkadaş grubumuza ve hatta doğaya da uyum gösteririz. Hayatımızda karşımıza çıkan pek çok şeyi doğal olarak kabul eder oluruz.

Uyma davranışını kısaca insanların gerçek ya da hayali etkileri sonucunda kişinin davranışlarında değişim göstermesi olarak söyleyebiliriz. Uyma davranışının ilk önce genetik kısmında söz edecek olursak uyumun atalarımızdan bize genetik yollarla aktarılabildiğini söylemek mümkün olabilir. Avcılık yaparak hayatlarını geçirdikleri dönemlerde her an vahşi hayvan saldırısına maruz kalma riski ile karşı karşıya kalırken, hayatta kalmak onlar için uyum sağlamak demekti. Avlanmaya birlikte çıktıklarında, gruptan birisi çalıların arkasını işaret ettiğinde, hızla koşmaya başladığında, tereddütsüz uymacı bir davranışla sizinde koşmanız gerekir. Bizlerde o ataların torunlarıyız…grup gorselleri ile ilgili görsel sonucu

Peki, hala neden uymacı davranışlar sergileriz?  Bu soruyu cevaplarken ilk akla gelen bir kaç nedenden bazıları yalnızlık ve reddedilme korkusu gelir. Uzun süre yalıtılmış olarak yaşayan bireylerle yürütülen araştırmalar insani temastan uzak kalmanın stresli ve travmatik bir durum olduğunu ortaya koymaktadır. Bizler de toplum tarafından “uyumsuz bir insan ve/veya farklı biri olarak nitelenmemek” yalnız kalmamak için başkalarına uymayı tercih edebiliriz.

Diğer nedenlerden birisi ise kabul görülmektir. Sevilmek, kabul görülmek de insan için önem teşkil eden ihtiyaçlarındandır. Bu sebeple başka insanların bizden hoşlanmasını, bizi kabul etmesini istediğimiz zaman onların göstermiş olduğu davranışlarına, ortaya attıkları düşüncelerine de uyma durumu gösterebiliriz.

Bir başka durum ise belirsiz ya da elimizde yeterli bilgi olmadığında ve seçimimizin doğru olmasını istediğimizde diğer insanları kendimize bir kılavuz olarak görürüz. Başkalarının bu durumda daha iyi olduğunu düşünür ve bu şekilde onlara ayak uydurmamıza sebep olur. Bu durum genelde çevremizdeki insanların o durum hakkında uzman olduklarında uyma durumunu daha çok sergileyebiliriz.

Uyum göstermek anlattıklarımıza göre pek kötü bir şey gibi gözükmese de hayatımızda fazla olduğunda bize zararlı olabilir. Hepimizin zaman zaman kullandığı fakat kişinin her koşulda sen bilirsin..tamam..olur..fark etmez..sen seç..önemli değil..nasıl istersen..” şeklinde tavırlar göstermesi olumlu gibi gözükse de ilişkinin sürecinde birey için faydalı olmayan sonuçlar doğurabilir.

Peki nedir uymayı negatifleştiren? Çok fazla uyum gösterdiğimizde bireysel yönlerimizi, kimliğimizi, farklılıklarımızı saklamış oluruz. “Ben” olmaktan çok “sen” ya da “biz” oluruz. Kişisel tercihlerimizi, fikirlerimizi susturmuş oluruz. Böyle durumda kendimizi ancak başkasına uyumlu olduğunda, onaylanmış olduğunda işe yarar hissederiz. O zamanda bu onaya bağlı kaldığımızı hissettiğimizde ve onay alamadığımız durumlarda kendimizi değersiz hissederiz. Mutsuz ve huzursuz oluruz. Kendimize değil de başkasına güvenerek yaşamaya başlayabiliriz.

   Uyum göstermeye ve birazda uymamayı birlikte uygulayarak daha tatminkâr bir hayat sürmek mümkün olabilir.

Buse ONAT

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter
Share on linkedin
LinkedIn
Share on whatsapp
WhatsApp

Bir cevap yazın

Your email address will not be published. Required fields are marked *

Post comment

Support Seven Courses!

Lorem ipsum dolor sit amet consectetur adipiscing elit dolor
donate

Recent posts

Featured articles