YETERSİZLİK

       İnsanoğlu 4-5 yaşlarında başlayıp hayatının sonuna kadar “yetersizlik duygusu” içerisindedir. Bu yetersizlik duygusu içten gelen bir duygudur ve her bireyde olan, olması gereken bir duygudur. Kişinin söz konusu alanda yeterli olamadığını hissetmesiyle başlar. Bu belki de her ne yaparsa yapsın o konuda yeterli olamayacağını bilmesidir. Bu duygunun var olması bireyin yetersiz hissettiği konuya karşı başka konuda kendisini geliştirmeye çalışacak. Bu yetersizliğini başka bir konuyla dengelemeye çalışacaktır. Yani bu duygu kişinin, kendisini bir veya daha fazla alanda geliştirmesine teşvik edecek bir duygudur. Yetersiz organla doğan, yaşadığı toplumdan farklı bir özelliğe sahip kişilerde yetersizlik duygusu daha fazla olacaktır.

     Yetersiz hissetme

  Kişi bu duyguyu olumlu yönde kullanıp kendini geliştirirse hayatın olumlu tarafında yerini alacaktır. Eğer yetersizlik duygusuna karşı hiçbir şey yapmaz veya yapmaya yönelip pes edildiği taktirde kişide yoğun bir yetersizlik duygu ağır basacak. Kişinin olması gerekenden fazla yetersiz hissetmesine yol açacaktır. Bu da söz konusu kişide “aşağılık kompleksinin” oluşmasına neden olacaktır. Aşağılık kompleksi kişinin bazı yönlerden kendini diğerlerinden aşağı hissetmesidir. Aşağılık kompleksi kişiyi aşağıya çeken olumsuz bir durumdur. Kişi kendini diğerlerinden aşağıda hissettiği için yukarı çıkmak için sürekli bir devinim içinde olacaktır. Bir türlü diğerlerini geçemediği için onlarla hep bir yarış içinde olacak, onları alaşağı ederek kendini yukarda göstermeye çalışacaktır. Yani diğerlerini ezerek kendini yüceltmeye çalışacaktır. Söz konusu kişiler bu tutumlarını değiştirmedikleri sürece yerinde sayacak ve hatta kendini daha da aşağılara çekecek, hayatın her zaman olumsuz tarafında kalacaktır.

       Sosyal hayatında kendilerine bir yer bulamayan bu kişiler, gruplara dahil edilmeyen kişiler olacak ve toplumsallaşamayacakları için toplumsallık duyguları gelişmeyecektir.  İnsan tek başına bir birey değildir. İnsan toplumda bir yere sahip olduğu zaman birey olarak kabul görür. Toplumsallaşamamış kişi birey sayılamaz. Bu kişiler mesleki konularda da başarısız olacaklardır. Kendi çıkarlarını toplumun çıkarlarından üstün tutacakları için diğerleriyle empati kuramadıkları, olaylara veya durumlara onların bakış açısından bakamadıkları için bu kişileri kimse içe almayacak, alınsalar dahi bir süre sonra uyum sağlayamayıp ayrılmak durumunda kalacaklardır. Mesleki alanda başarılı olabilmek için öncelikle sosyal hayatta topluma uyum sağlayabilmemiz gerekmektedir.

Hayat Üç Evredir…

       Hayatı üç evreye ayırdığımızı varsayarsak sosyal hayat, meslek hayatı, sevgi ve evlilik diyebiliriz. Tahmin edersiniz ki sosyal ve mesleki alanlarda kendini gerçekleştirememiş kişiler sevgi ve evlilik hayatında da mutlu olamayacaktır. Bu kişiler empatik düşünceden yoksun, bencilce düşünmeye odaklı kişilerdir. Bu olduğu için başka bir kişiyi sevmek, anlamak, değer vermek konusunda sorun yaşayacaklardır. Bu yüzden partnerlerini mutsuz etme olasılıkları yüksek olacak ve evliliğe hazır hissetmeyeceklerdir. Evliliğe hazır olmaları için öncelikle bireyselleşmiş, toplumla uyum içinde yaşamayı başarmış olması gerekir. Bu mesleki hayatlarında da kendini gerçekleştirmiş olmaları gerekmektedir.

Psk.Gamze Özbek

Facebook
Twitter
LinkedIn
Telegram
Yorumlar