Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite

Psikohelp

Paylaş

                      Dikkat Eksikliği ve Hiperaktvite

Günümüzde dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu çok bilinmemesine rağmen yapılan çalışmalarda bu bozukluğun toplumda görülme sıklığı %5-7 oranındadır. Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğuna sahip kişiler geç tanı alıyor, çoğunlukla çocuklukta tanı konmayıp erişkin yaşlarda başvuruyorlar. Peki neden bu bozukluğun tanı alması daha zor ve neden kişiler daha çok yetişkinlikte başvuruyorlar? Bu soruya geçmeden önce dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğundan biraz bahsedelim. Dikkat eksikliği ve hiperaktivite hiperaktif çocuk ile ilgili görsel sonucubozukluğunun karakteristik özelliklerinden bahsedecek olursak; dürtüsellik, göreve yönelik davranışları engelleyen güçlükler, amaçsızca koşuşturma gibi abartılı şekilde motor hareketlerinin olması ve dikkati korumada güçlük olması diyebiliriz. Çocuklar genelde dürtüsellikleri ve aşırı hareketlilikleri nedeni ile sosyal sorunlar yaşayabilirler, yaşıtları tarafından eleştirilebilir ve olumsuz olarak görülebilirler. Bu kişiler aynı zamanda okulda akademik başarısızlıklar yaşayabilirler. Ev yaşantılarında ise anne ve babalarının kurallarına uymadıkları için onlarla anlaşmada güçlük yaşarlar ve aslında bir bakıma hem sosyal hayatta hem de ev yaşantılarında yalnızlık çekebilirler. Bozukluğa en çok ergenlik dönemi öncesi erkek çocuklarda rastlanır, erkek çocuklarda kızlara oranla 6 ile 9 kat daha yaygındır. Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu en çok 8 yaşından önce görülür ve bundan sonra semptom sıklığı azalır. Hiperaktivite yaş ile ters orantılıdır. Yaş arttıkça hiperaktivite azalır ama dikkat eksikliği sabit kalır. Yukarıdaki sorumuza geri dönecek olursak, bu bozukluğun çocuklukta tanı alması zor olabiliyor çünkü aileler genelde çocuklarını aşırı hareketli, yaramaz, yerinde durmayan, dikkatini hiçbir şeye vermeyen, söz dinlemez çocuklar olarak tanımlıyorlar. Bunun üzerine okuldaki çoğu öğretmen de zeki çocuk ama çalışmıyor, dikkatini derslere vermiyor, sınıfta hep geziniyor diye ailelere şikayet edebiliyor fakat bunun bir problem olabileceğinden bahsetmeyebiliyorlar. Bu yüzden ebeveyn ve öğretmenlerin farkındalıkları ve yönlendirmeleri bu noktada oldukça önemli oluyor. Diğer bir soru olarak da neden kişiler daha çok yetişkinlikte başvuruyor demiştik. Yukarıda açıkladığımız gibi aile ve öğretmen farkındalığı, yönlendirmesi oldukça önemli. Fakat bunun yanında da erken yaşta tanısı konmayan çocukların ileride iş yükü, hayata dair sorumlulukları arttıkça, bu değişimlere ve sorumluluklara uyum sağlayabilmeleri, hayatlarına dahil olan yeni şeyleri yönetebilmeleri zorlaşıyor ve baş etmekte güçlük çekmeye başlıyorlar. Yani kişiler daha çok erişkinlikte artan sorumluluklarını yönetemediği noktada çöküş yaşayabiliyorlar. Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğunun tedavisinde özellikle hiperaktif çocuğu sakinleştirmeye yönelik ilaçların kullanılması üzerindeki görüş ayrılığı hala sürmekte. Fakat erken tanı konulduğunda, yani çocukluk döneminde dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu tespit edildiğinde tedavisi çok daha olumlu sonuçlanıyor. Araştırmalar amfetaminlerin çocuklar üzerinde, yetişkinlerdeki etkisinin tam tersine, yatıştırıcı bir etkisi olduğunu gösteriyor. Sonuç olarak okuldaki başarıları çok daha iyi oluyor. Ek olarak dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu olan ve ilaç kullanan çocukların öğretmen raporlarına göre, tedavi görmeyen çocuklara oranla daha fazla ilerleme kaydettiğini bildiriyor. Günümüzde dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu çok bilinmemesine rağmen yapılan çalışmalarda bu bozukluğun toplumda görülme sıklığı %5-7 oranındadır. Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğuna sahip kişiler geç tanı alıyor, çoğunlukla çocuklukta tanı konmayıp erişkin yaşlarda başvuruyorlar. Peki neden bu bozukluğun tanı alması daha zor ve neden kişiler daha çok yetişkinlikte başvuruyorlar? Bu soruya geçmeden önce dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğundan biraz bahsedelim. Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğunun karakteristik özelliklerinden bahsedecek olursak; dürtüsellik, göreve yönelik davranışları engelleyen güçlükler, amaçsızca koşuşturma gibi abartılı şekilde motor hareketlerinin olması ve dikkati korumada güçlük olması diyebiliriz. Çocuklar genelde dürtüsellikleri ve aşırı hareketlilikleri nedeni ile sosyal sorunlar yaşayabilirler, yaşıtları tarafından eleştirilebilir ve olumsuz olarak görülebilirler. Bu kişiler aynı zamanda okulda akademik başarısızlıklar yaşayabilirler. Ev yaşantılarında ise anne ve babalarının kurallarına uymadıkları için onlarla anlaşmada güçlük yaşarlar ve aslında bir bakıma hem sosyal hayatta hem de ev yaşantılarında yalnızlık çekebilirler. Bozukluğa en çok ergenlik dönemi öncesi erkek çocuklarda rastlanır, erkek çocuklarda kızlara oranla 6 ile 9 kat daha yaygındır. Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu en çok 8 yaşından önce görülür ve bundan sonra semptom sıklığı azalır. Hiperaktivite yaş ile ters orantılıdır. Yaş arttıkça hiperaktivite azalır ama dikkat eksikliği sabit kalır. Yukarıdaki sorumuza geri dönecek olursak, bu bozukluğun çocuklukta tanı alması zor olabiliyor çünkü aileler genelde çocuklarını aşırı hareketli, yaramaz, yerinde durmayan, dikkatini hiçbir şeye vermeyen, söz dinlemez çocuklar olarak tanımlıyorlar. Bunun üzerine okuldaki çoğu öğretmen de zeki çocuk ama çalışmıyor, dikkatini derslere vermiyor, sınıfta hep geziniyor diye ailelere şikayet edebiliyor fakat bunun bir problem olabileceğinden bahsetmeyebiliyorlar. Bu yüzden ebeveyn ve öğretmenlerin farkındalıkları ve yönlendirmeleri bu noktada oldukça önemli oluyor. Diğer bir soru olarak da neden kişiler daha çok yetişkinlikte başvuruyor demiştik. Yukarıda açıkladığımız gibi aile ve öğretmen farkındalığı, yönlendirmesi oldukça önemli. Fakat bunun yanında da erken yaşta tanısı konmayan çocukların ileride iş yükü, hayata dair sorumlulukları arttıkça, bu değişimlere ve sorumluluklara uyum sağlayabilmeleri, hayatlarına dahil olan yeni şeyleri yönetebilmeleri zorlaşıyor ve baş etmekte güçlük çekmeye başlıyorlar. Yani kişiler daha çok erişkinlikte artan sorumluluklarını yönetemediği noktada çöküş yaşayabiliyorlar. Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğunun tedavisinde özellikle hiperaktif çocuğu sakinleştirmeye yönelik ilaçların kullanılması üzerindeki görüş ayrılığı hala sürmekte. Fakat erken tanı konulduğunda, yani çocukluk döneminde dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu tespit edildiğinde tedavisi çok daha olumlu sonuçlanıyor. Araştırmalar amfetaminlerin çocuklar üzerinde, yetişkinlerdeki etkisinin tam tersine, yatıştırıcı bir etkisi olduğunu gösteriyor. Sonuç olarak okuldaki başarıları çok daha iyi oluyor. Ek olarak dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu olan ve ilaç kullanan çocukların öğretmen raporlarına göre, tedavi görmeyen çocuklara oranla daha fazla ilerleme kaydettiğini bildiriyor. Psikolog Begüm EKİNCİ 


Yorum Yap

Yorumunuz değerlendirmeye alındı.

Yorumlar

Hem Online Terapi Hem Yüz Yüze Terapi Seçenekleri

Online Psikolog-Online Terapi Uygulaması Psikohelp İndirin

herohero
heroheroheroherohero
50bin +

kullanıcı Psikohelp'e güveniyor

Yardım

Canlı Destek

Bize Ulaşın

0 (212) 216 23 67

Online Psikolog-Online Terapi Uygulaması Psikohelp İndirin

herohero

© 2024 Psikohelp Tüm Hakları Saklıdır

0 (212) 216 23 67

Sorularınız mı var? Bizimle Konuşun
Yardımcılarımızdan birini seçerek devam edin
Canlı Destek 1
Canlı Destek
Aktif
Canlı Destek 2
Canlı Destek
Aktif
Canlı Destek 3
Canlı Destek
Aktif