İçimizdeki Kırılgan Çocuk

Birçok psikolojik sorunda, kişinin bir yanı çok kırılgan ya da zayıf hisseder. Hatta bazı durumlarda kendimizi küçük bir çocuk gibi hissederiz. Küçük çocuk zorlayıcı bir durumla karşılaştığında nasıl ağlıyor, üzülüyorsa bazı durumlarla yetişkin olarak karşılaştığımızda da o şekilde hissedebiliriz. Genellikle günümüzde hissettiğimiz küçük kırılgan çocuk duygularımız bizim çocukluk dönemimizde yaşadığımız zorlayıcı durumlarda hissettiklerimizle birebir aynısıdır. Bu duygu durumuna bürünmeye Şema Terapi “Mod” olarak adlandırmaktadır.

Modlar nedir?

Modlar bizim yanlarımızdır. Olaylar karşısında hissettiğimiz genel duygu halimizi yansıtırlar.  Bir konu hakkında çelişen iki düşünceyi kendi içimizde ikileme düştüğümüz zamanki yaşantımızı daha açık tarif etmek için bu terimi kullanırız. Mesela bir kişiye bir şeyi sakince söylemeyi planlarken, kendimi ona karşı bağırırken bulabiliriz. Sakinliğimizi korumak istememize rağmen sanki daha az bilincinde olduğumuz bir yanımız bizi bu davranışa itmektedir. Bir insan böyle bir iç çatışmada olduğu zaman “yan” veya “taraf” terimini belirli bir davranış veya his kümesi için kullanırız. Modlar bütünümüzden ayrı olarak bir yanımızı temsil ederler.

Modlar Şema terapi açısından çok çeşitlilik göstermektedir. Ebeveyn, baş etme veya çocuk modları şeklinde türleri vardır. Ancak bu yazıda yalnızca çocuk modları başlığı altında bulunan Kırılgan Çocuk modu ele alınacaktır. Kırılgan çocuk derken kaç yaşındaki bir çocuktan bahsedebiliriz ki? Oldukça küçük değil mi? Peki bir çocuğu ne kırar? Aşağılanmış, eleştirilmiş, terk edilmiş, şiddet uygulanmış, görünmez olmuş, taciz veya her türlü kötü muameleye maruz kalmış olmak bir çocuğu kırılgan yapar. Kırılgan çocuk demek yalnız çocuk demek. Kırılgan çocuk demek küçümsenmiş çocuk demek. Ve yine kırılgan çocuk demek bağımlı çocuk demek.

İçimizdeki kırılgan çocuk ne der?

Bu çocukların hepsinde ortak olan şudur ki, ihtiyaçları karşılanmamıştır. Yalnız çocuk modunda olan bir yetişkin yapayalnız, boş, sosyal olarak kabul edilmeyen ve sevgiyi hak etmeyen sevilmez bir çocuk gibi hisseder. Terkedilmiş çocuk modunda olan bir yetişkin ise yoğun duygusal acı, terk edilme ve kötüye kullanılma korkusu yaşar. Tıpkı üzgün, korkmuş, kırılgan, savunmasız, umutsuz, muhtaç ve kurbanlaştırılmış bir çocuk gibi hisseder. Böyle bir moddaki bir yetişkin kendisine bakım verecek bir ebeveyn şekli bulmayı takıntı haline getirir. Peki küçümsenmiş çocuk modundaki biri için ne söyleyebiliriz? Bu yetişkinler çocukluğunda katı, eleştirel, kusur bulucu ve kötümser bir ebeveyn profiliyle yaşamış olması muhtemeldir. Bu yüzden bu mod sosyal ilişkilerinde aktif hale geldiğinde tıpkı ebeveyninin ona davrandığında ne hissetmişse aynı hisler tüm bedeni sarar. Bağımlı çocuk modundaki bir yetişkin sorumluluklar altında ezildiğini görürüz. Hep kendisine bakım verilmesini ve tıpkı çocukluğunda ebeveyninin onun tüm sorumluluklarını üstlendiği gibi, birinin günlük işlerini yapmasını gibi sorumluluklarının üstlenmesini bekleyebilir. Genellikle özgüven ve özerklik gelişimlerinde eksikliği görebiliriz.

Şema terapi işte tam burada o kırılmış olan çocuğu, yetişkin yaşamında ortaya çıtığı durumları anlamayı hedefler. Ardından bu çocuğun nerede ve nasıl kırıldığını ona göstererek ebeveynlik yapmaya başlar. Tıpkı yeniden bir anne- baba gibi o kırılgan çocuğu şefkatle sarıp sarmalar terapist. Öyle ki o çocuğu yatıştırır, ihtiyaçlarını giderir ve onu anlar. Şema terapinin de en büyük farkı burada gerçekleşir.

Psikolog Süreyya ÇALIK

Facebook
Twitter
LinkedIn
Telegram
Yorumlar