FOBİLERİMİZİ ANLAMAK VE ONLARLA YÜZLEŞMEK

şişli psikolog

FOBİLERİMİZİ ANLAMAK VE ONLARLA YÜZLEŞMEK

 

Günlük yaşamımızda bazı durumlardan ya da nesnelerden korktuğumuz durumlar olabilir. Yaygın olarak bazı hayvanlardan korkma; özellikle kedi, köpek, yılan, örümcekten korkma; asansöre binmekten korkma, kan veya yara görmekten korkma, yükseklikten korkma gibi durumlar örnek olarak verilebilir. Bu durumlar, fobiye sahip kişilerin günlük yaşam işlevlerinde problem yaratabilir. Bazen de çevresindeki kişiler bu durumlardan bir süre sonra rahatsız olmaya başlayıp kişilerarası ilişkilerini olumsuz yönde etkileyebilir. Örneğin, arkadaşlarıyla bir kafenin bahçesinde (kediler olan bir kafe) kahve içmek isteyen ama aynı zamanda kedi fobisine sahip bir kişi, oturduğu masada sürekli tedirgin ve kontrolcü bir halde bulunduğu zaman arkadaşları bu durumdan zamanla rahatsızlık duyabilir.  Ya da tam tersi bir durum gerçekleşebilir. Fobisi olan birçok kişi, çoğunlukla yaşamlarını fobilerinden kaçınarak düzenledikleri için bu durumlardan rahatsız olmazlar. Genellikle bu kişiler, yaşamlarında yeni ve zorlayıcı bir sorun ortaya çıkmadıkça, fobileriyle ilgili herhangi bir çözüm arayışına girmezler ve dolayısıyla fobi onlar için “normalleştirilmiş” olur.

Bir durumdan ya da özel bir nesneden korkmak, fobi olarak adlandırmak için yeterli mi?

Aslında birçok kişinin yaşamında bazı durumlardan veya nesnelerden korktuğu zamanlar olabilir. Bu durumlara fobi diyebilmemiz için yaşanan korkunun şiddeti önemlidir. İlgili duruma veya nesneye maruz kaldığımızda verdiğimiz tepkiler, bazen yoğun kaygı şeklinde, bazense panik atak şeklinde olabilir. Bu kaygı ve panik atakları, o durumdan ya da nesneden kaçınma takip eder.

Fobiler ne zaman başlar ve toplumda yaygınlığı ne şekildedir?

Bazı fobiler daha çok ilk çocukluk döneminde ortaya çıkabilmekte ve yaş ilerledikçe kendiliğinden düzelme görülebilmektedir. Fobilerin içeriğine bağlı olarak değişmekle birlikte, kadınlarda erkeklere göre daha fazla özgül fobi görülmektedir. Çoğunlukla fobilerin öğrenme yoluyla oluştuğu düşünülse de, aslında özgül fobisi olan kişilerin bir kısmında, korkularının başlangıcı olarak klasik koşullanmanın ya da taklidin önemli bir rol oynadığı görülmektedir. Örneğin, küçük bir çocuğu bir köpekle veya yılanla korkutmak, daha sonra özgül fobi olarak ortaya çıkabilmektedir.  Bir doğa olayıyla karşılaşma, kaza geçirme veya hastalığa yakalanma gibi örseleyici bir olay, koşullanmaya örnek olarak verilebilir.

Fobilerimizle nasıl yüzleşebiliriz?

Fobik olduğumuz durumla veya nesneyle karşılaşmak, aşırı korku ve kaygı yarattığı için çok zor bir durumdur. Genellikle özgül fobisi olan kişiler, bu duruma maruz kalmamak için tedaviden kaçınırlar. Örneğin, kan veya iğne fobisi olan birinin hastaneye gitmekten kaçınması ve tedaviyi ertelemesi gibi. Oysaki bir fobiden kurtulmanın en etkili yöntemi, onunla yüzleşmektir. Tabii ki bu durumlara bir anda maruz kalmak, aşırı gergin hissettirebilir ve daha büyük korkuya sebep olabilir. Bu sebeple aslında var olan fobiye, kaygının şiddetine göre derece derece maruz kalmak, yararlı bir yöntemdir. Bilişsel Davranışçı Psikoterapi tedavi yöntemi de bize bu olanağı sunar. Tedavi sırasında terapist, korkulan nesne ya da durumların listesini, şiddetini ve bu durumla ilgili inançların belirtilmesini ister. Terapi sırasında çok fazla gerginlik hissediliyorsa, terapist kişiye gerginliği azaltıcı gevşeme teknikleri (nefes ve kas gevşemesi) öğretir. Bu teknikler gerginliği azaltmada çok faydalı olacaktır. Çoğunlukla fobisi olan kişiler, fobilerinden kaçınmak için güvenlik sağlayıcı davranışlar geliştirirler. Örneğin, uçak fobisi olan birinin uçağa bindiği zaman sürekli sorular sorması, koltuğun bir kısmını sıkması veya nefesini tutması ya da bayılmamak için duvara tutunma gibi davranışlar, güvenlik sağlayıcı davranışlardır. Bu yüzden, bilişsel davranışçı terapi yöntemine göre, bu davranışlardan vazgeçmeyi sağlayıcı deneyimler kazandırmak önemlidir. Terapist, kişinin özgül fobisi için en azdan en çok korkulana doğru korku hiyerarşisi oluşturur ve buna maruz bırakma sağlanır. Örneğin, örümcek fobisi olan kişiden öncelikle örümceği gözlemlemesi, daha sonra örümceği terapistin elinde ve daha sonra kendi elinde yürümesine izin vermesi istenebilir.  Böylece kişinin korku düzeyi derece derece azaltılmış olur. Bu teknik kullanıldığı zaman, fobisi olan kişilerde %74 ve %94 arasında iyileşme gözlemlenir.

 

Psikolog Ayşenur SEZEN

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter
Share on linkedin
LinkedIn
Share on whatsapp
WhatsApp

Bir cevap yazın

Your email address will not be published. Required fields are marked *

Post comment

Support Seven Courses!

Lorem ipsum dolor sit amet consectetur adipiscing elit dolor
donate

Recent posts

Featured articles