Online Young Ebeveynlik Ölçeği(Testi) | Young Anne Baba Ölçeği(Testi)
Tüm Testlere Dön
Online Şema Terapi Ölçekleri - Şema Terapi Testleri ÜCRETSİZ

Online Young Ebeveynlik Ölçeği(Testi) | Young Anne Baba Ölçeği(Testi)

Online Young Ebeveynlik Testi (Ölçeği) | Young Anne Baba Testi Aşağıda anne ve babanızı tarif etmekte kullanabileceğiniz tanımlamalar verilmiştir. Lütfen her tanımlamayı dikkatle okuyun ve ebeveynlerinize ne kadar uyduğuna karar verin. 1 ile 6 arasında, çocukluğunuz sırasında annenizi ve babanızı tanımlayan en yüksek dereceyi seçin. Eğer sizi anne veya babanız yerine başka insanlar büyüttü ise onları da aynı şekilde derecelendirin. Eğer anne veya babanızdan biri hiç olmadı ise o sütunu boş bırakın.

72
Soru
Dakika
8
Kullanıcı
0.0
Değerlendirme
%100 ÜCRETSİZ

Hemen başlayabilirsiniz

Soru Sayısı
72 Soru
Tahmini Süre
Sınırsız
Zorluk Seviyesi
Orta
Gizlilik
256-bit Şifreleme
Anında sonuç ve değerlendirme
Detaylı grafik ve görselleştirmeler
Puan profili ve sonuç özeti

Bilimsel Geçerlilik

Sonuçların niteliği kullanılan ölçeğe, yanıtların tutarlılığına ve uygun değerlendirmeye bağlıdır.

Test Hakkında

Online Young Ebeveynlik Testi (Ölçeği) | Young Anne Baba Testi Aşağıda anne ve babanızı tarif etmekte kullanabileceğiniz tanımlamalar verilmiştir. Lütfen her tanımlamayı dikkatle okuyun ve ebeveynlerinize ne kadar uyduğuna karar verin. 1 ile 6 arasında, çocukluğunuz sırasında annenizi ve babanızı tanımlayan en yüksek dereceyi seçin. Eğer sizi anne veya babanız yerine başka insanlar büyüttü ise onları da aynı şekilde derecelendirin. Eğer anne veya babanızdan biri hiç olmadı ise o sütunu boş bırakın.

Nasıl Çalışır?

1

Young Ebeveynlik Ölçeği(Testi) Nedir?

Young Ebeveynlik Ölçeği (YEBÖ) (özgün adıyla Young Parenting Inventory - YPI), bireylerin çocukluk ve erken gelişim dönemlerinde ebeveynlerine yönelik algıladıkları olumsuz ebeveynlik biçimlerini geriye dönük (retrospektif) olarak değerlendirmek amacıyla kullanılan bir öz-bildirim ölçme aracıdır.

Ölçeğin Temel Özellikleri ve Amacı

  • Şematik Kökenleri Saptama: Ölçek, Şema Terapi modelini temel alır. Çocukluk döneminde temel duygusal ihtiyaçların karşılanmaması sonucu yetişkinlikte erken dönem uyumsuz şemaların (EDUŞ) oluşmasına zemin hazırlayan olumsuz ebeveyn davranışlarını ve tutumlarını saptamayı hedefler.
  • Geliştiricisi ve Türkçe Uyarlaması: Ölçeğin özgün formu Jeffrey E. Young (1994) tarafından geliştirilmiştir. Türkçe formunun geçerlik ve güvenirlik çalışması ise Soygüt, Çakır ve Karaosmanoğlu (2008) tarafından üniversite örneklemi üzerinde gerçekleştirilmiştir.
  • Çift Form Yapısı: Katılımcıların çocukluk dönemlerini referans alarak hem anne (YEBÖ-A) hem de baba (YEBÖ-B) tutumlarını ayrı ayrı derecelendirmesi istenir.

Ölçeğin Yapısı ve Alt Boyutları

Ölçeğin özgün formu 72 maddeden ve erken dönem uyumsuz şemalara denk gelen 17 alt boyuttan oluşmaktadır. Türkçe uyarlama çalışmalarında yapılan faktör analizleri sonucunda ölçeğin 64 madde ve 10 alt boyut içeren ortak bir yapıyla değerlendirilmesinin uygun olduğu saptanmıştır:

  1. Kuralcı/Kalıplayıcı
  2. Küçümseyici/Kusur Bulucu
  3. Duygusal Bakımdan Yoksun Bırakıcı
  4. Sömürücü/İstismar Edici
  5. Aşırı Koruyucu/Evhamlı
  6. Koşullu/Başarı Odaklı
  7. Aşırı İzin Verici/Sınırsız
  8. Kötümser/Endişeli
  9. Cezalandırıcı
  10. Değişime Kapalı/Duygularını Bastıran

Puanlama ve Değerlendirme Sistemi

  • 6'lı Likert Tipi Derecelendirme: Ölçekte yer alan maddeler 1 (Tamamıyla yanlış) ile 6 (Ona tamamıyla uyuyor) arasında derecelendirilir.
  • Yüksek Puanın Anlamı: Ölçeğin alt boyutlarından elde edilen yüksek puanlar, o ebeveynlik biçiminin/stilinin şiddetinin yüksek olduğunu ve ebeveynin olumsuz/şema oluşturucu tutumlara sahip olduğunu gösterir.
  • Ters Puanlanan Maddeler: "Duygusal Bakımdan Yoksun Bırakıcı" alt boyutunda yer alan ve çocukluktaki olumlu ebeveyn tutumlarını temsil eden ilk 5 madde (ve bazı formlarda bu boyuta ait ek maddeler) ters puanlanır. Bu maddelerden düşük puan almak, uyumsuz şema oluşumu riskinin yüksek olduğuna işaret eder.

 

2

Şemalarla ilişkisi nedir?

Young Ebeveynlik Ölçeği (YEBÖ) ile Erken Dönem Uyumsuz Şemalar (EDUŞ) arasındaki ilişki, Şema Terapi modelinin en temel yapı taşlarından birini oluşturur. Şema Terapi modeline göre, çocukluk döneminde karşılanmayan temel duygusal ihtiyaçlar (güvenli bağlanma, otonomi, kendini ifade etme özgürlüğü, gerçekçi sınırlar vb.) yetişkinlikte kalıcı ve işlev bozucu olan erken dönem uyumsuz şemaların oluşmasına yol açar.

Young Ebeveynlik Ölçeği, tam olarak bu şemaların çocukluk çağındaki ebeveynsel kökenlerini ve çocuk tarafından algılanan olumsuz ebeveyn tutumlarını geriye dönük olarak saptamak amacıyla geliştirilmiştir.

Ölçeğin alt boyutları ile uyumsuz şemalar ve şema alanları arasındaki ilişkiler şu şekildedir:

1. Ebeveynlik Biçimleri ve Tetikledikleri Şemalar

YEBÖ’de değerlendirilen 10 olumsuz ebeveynlik tutumunun her biri, Şema Terapi kuramında tanımlanan belirli şemaların gelişimine doğrudan zemin hazırlar:

  • Kuralcı/Kalıplayıcı Ebeveynlik: Çocuğun bağımsızlığını ve içinden geldiği gibi davranmasını engelleyerek Yüksek Standartlar, Gelişmemiş Benlik ve Duyguları Bastırma şemalarının gelişimine yol açar. Ayrıca cezalandırılma inancıyla da güçlü bir ilişkisi vardır.
  • Küçümseyici/Kusur Bulucu Ebeveynlik: Çocuğu sürekli eleştiren, değersiz hissettiren ve başkalarıyla kıyaslayan bu tutum; çocukta Kusurluluk/Utanç, Boyun Eğicilik ve Başarısızlık şemalarını besler.
  • Duygusal Bakımdan Yoksun Bırakıcı Ebeveynlik: Çocuğa ihtiyaç duyduğu sevgi, şefkat ve duygusal sıcaklığı sunmayarak Duygusal Yoksunluk ve Gelişmemiş Benlik şemalarının oluşmasına zemin hazırlar.
  • Sömürücü/İstismar Edici Ebeveynlik: Çocuğun sınırlarını ihlal eden, fiziksel, duygusal veya cinsel suistimal içeren bu tutum; Güvensizlik/Kötüye Kullanılma ve Terk Edilme şemalarının en önemli kaynağıdır.
  • Aşırı Koruyucu/Evhamlı Ebeveynlik: Çocuğun kendi başına yetemeyeceği inancıyla aşırı kontrol edilmesini içerir ve Bağımlılık/Yetersizlik, Dayanıksızlık ile İç İçe Geçme/Gelişmemiş Benlik şemalarını yaratır.
  • Koşullu/Başarı Odaklı Ebeveynlik: Sevgiyi ve kabulü sadece belirli başarılara bağlayan bu tutum, çocukta sürekli takdir edilme arzusu uyandırarak Onay Arayıcılık şemasını geliştirir.
  • Aşırı İzin Verici/Sınırsız Ebeveynlik: Kuralların ve sınırların olmadığı, çocuğun aşırı serbest bırakıldığı bu ortam; çocukta sorumluluk bilincini engelleyerek Yetersiz Özdenetim/Özdisiplin şemasına yol açar.
  • Kötümser/Endişeli Ebeveynlik: Hayata dair sürekli kaygılı, korkulu ve olumsuz bir bakış açısı aşılayarak çocukta Karamsarlık/Kötümserlik şemasını oluşturur.
  • Cezalandırıcı Ebeveynlik: Hatalara karşı hoşgörüsüz, acımasız ve öfkeli yaklaşarak çocukta yoğun bir suçluluk duygusu yaratır ve Cezalandırıcılık şemasını besler.
  • Değişime Kapalı/Duygularını Bastıran Ebeveynlik: Duygu ve ihtiyaçların paylaşılmadığı, duygusal ifadelerin hoş karşılanmadığı bu tutum; çocukta Duyguları Bastırma şemasını tetikler.

2. Araştırma Bulguları ve Korelasyonlar

  • Doğrudan Pozitif İlişki: Yapılan ampirik araştırmalar, YEBÖ ile ölçülen olumsuz ebeveynlik algısı puanları ile uyumsuz şema puanları arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki olduğunu tutarlı bir şekilde göstermektedir. Ebeveyn tutumları ne kadar olumsuz algılanıyorsa, şemaların şiddeti de o derece yüksek çıkmaktadır.
  • Nesiller Arası Şema Aktarımı: Araştırmalar, bireylerin çocukluklarında ebeveynlerinden algıladıkları olumsuz tutumlar nedeniyle geliştirdikleri şemaların, yetişkinlikte kendileri anne-baba olduklarında sergiledikleri ebeveynlik tarzlarını (örneğin kendi çocuklarına karşı aşırı korumacı olmak gibi) doğrudan şekillendirdiğini ortaya koymaktadır. Bireyler çocukluklarında kendilerine zarar veren ebeveyn davranışlarını, kendi çocuklarıyla ilişkilerinde farkında olmadan yeniden üretebilmektedirler.

 

3

Romantik ilişkileri nasıl etkiler?

Algılanan olumsuz ebeveynlik biçimleri ve çocukluk döneminde gelişen erken dönem uyumsuz şemalar (EDUŞ), yetişkinlikteki romantik ilişkilerin ve evliliklerin niteliğini, doyumunu ve uyumunu çok boyutlu olarak etkilemektedir. Bu etkiler şu temel başlıklar altında incelenebilir:

1. Evlilik Doyumu ve Çift Uyumu Üzerindeki Doğrudan ve Dolaylı Etkiler

  • Dolaylı Etki Örüntüsü: Yapılan regresyon analizlerinde, algılanan anne ve baba YEBÖ toplam puanları ile yetişkinlikteki evlilik doyumu arasında doğrudan istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki saptanmayan örnekler mevcuttur. Ancak çocukluktaki ebeveynlik algısı önemsiz değildir; bu algılar yetişkinlikte kullanılan kişilerarası ilişki tarzları ve ilişkilere yönelik bilişsel çarpıtmalar üzerinden evlilik doyumunu dolaylı olarak güçlü bir şekilde yordamaktadır. Algılar, yetişkinlikte romantik ilişkiler ve sosyal çevre gibi dinamiklerle birlikte yeniden örgütlenir.
  • Demokratik Tutumun Olumlu Etkisi: Ebeveynlerinden demokratik bir yetiştirilme tarzı algılayan bireylerin evlilik doyumlarının daha yüksek olduğu saptanmıştır. Fikirlerin ve duyguların yargılanma endişesi olmadan özgürce ifade edilebildiği bir aile ortamında büyümek, yetişkinlikte daha sağlıklı romantik ilişkiler kurulmasını sağlar.

2. Olumsuz Ebeveynlik Biçimlerinin Romantik İlişkilere Yansıması

YEBÖ kapsamındaki olumsuz ebeveyn tutumları, yetişkin romantik ilişkilerinde farklı işlevsiz tarzları tetikler:

  • Küçümseyici/Kusur Bulucu Ebeveynlik: Sürekli eleştirilen ve değersizleştirilen çocuklar, kusurlarının partnerleri tarafından fark edileceği ve reddedilecekleri korkusuyla yetişkinlikte romantik yakınlıktan tamamen kaçınabilirler.
  • Koşullu/Başarı Odaklı Ebeveynlik: Sevgiyi koşula bağlı gören annelerle büyüyen bireyler, romantik partnerlerinden de sürekli onay alma ve takdir edilme meşguliyetine düşerler. Partnerlerinin ilgi ve sevgisini yetersiz bularak "gerçekçi olmayan ilişki beklentileri" içine girebilir ve kolayca hayal kırıklığı yaşayabilirler.
  • Aşırı Koruyucu/Evhamlı Ebeveynlik: Bireyselleşmesi engellenerek büyütülen kişiler, romantik ilişkilerinde partnerlerini aşırı derecede idealleştirme, onlardan sürekli onaylanma, korunma ve yönlendirilme ihtiyacı içine girme eğilimi gösterirler. Diğer bir kısmı ise ilişkideki sorumlulukları yerine getiremeyecekleri yanılgısıyla yakın ilişki kurmaktan tamamen kaçınabilirler.
  • Duygusal Yoksunluk ve Duyguları Bastıran Ebeveynlik: Annesinden duygusal yoksunluk algılayan bireyler, yetişkinlik ilişkilerinde de her şeyin eksik olduğunu, kimsenin onları duymayacağını ve yalnızlığa mahkum olduklarını düşünebilirler. Bu durum, romantik ilişkide partnerine gerçek duygularını göstermeme ve mesafeli kalmayı tercih etme (kaçınan tarz) ile sonuçlanır.

3. Erken Dönem Uyumsuz Şemaların ve Bilişsel Çarpıtmaların Rolü

  • Terk Edilme Şeması: Romantik ilişkileri ve çift uyumunu en olumsuz etkileyen şemaların başında Terk Edilme/İstikrarsızlık şeması gelir. Bu şemaya sahip bireyler, partnerlerinin kendilerini bir gün terk edeceğine dair katı ve olumsuz inançlar taşırlar. Bu inanç, ilişkiyi aşırı kontrol etmeye çalışma, ilişkiye çok yoğun odaklanma ve partnerine karşı yüksek düzeyde kaygılı/saplantılı davranma eğilimlerine yol açarak ilişki kalitesini zedeler ve uyumu azaltır.
  • Bilişsel Çarpıtmalar: İlişkilere yönelik "Yakınlıktan Kaçınma", "Gerçekçi Olmayan İlişki Beklentisi" ve "Zihin Okuma" gibi bilişsel çarpıtmalar evlilik uyumu ve doyumunu düşürür. Özellikle Yakınlıktan Kaçınma bilişsel çarpıtması, bireyin duygusal temas kurmasını ve yakınlaşmasını zorlaştırarak ilişkiden alınan doyumu doğrudan baltalamaktadır.

4. Şema Kimyası ve Tekrarlama Zorlantısı

  • Çocukluk döneminde geliştirilen olumsuz inançlar ve dinamikler acı verici olsa da kişilere oldukça tanıdık ve konforlu gelir. Bu nedenle bireyler, niyet etmeden çocukluklarında kendilerine en çok zarar veren koşulları romantik ilişkilerinde yeniden yaratma (tekrarlama zorlantısı) eğilimindedirler.
  • Şema Kimyası (Schema Chemistry): Bireyler, erken dönem uyumsuz şemalarını sürdürebilmek için kendilerine benzer şemaları olan veya şemalarını doğrulayacak şekilde davranan partnerleri eş olarak seçebilirler. Örneğin, annesini "Küçümseyici/Kusur Bulucu" olarak algılayan ve yetersizlik inancı geliştiren bir birey, bu inancını destekleyecek davranışlar sergileyen birini eş seçebilir; kendi benlik imajına uygun bu kişiyi seçerek paradoksal biçimde "uyumlu" (yani şemayı tutarlı bir şekilde devam ettiren) bir ilişki sürdürebilir. Benzer şekilde, cezalandırılma ve dayanıksızlık şemaları yüksek olan kişilerin, hata yapmama çabasıyla partnerlerine aşırı uyumlanma veya aşırı bağlılık gösterme yoluyla ilişkide yüksek uyum algılayabildikleri görülmüştür.

 

4

Ebeveynlik algısı yeme bozukluklarını nasıl tetikler?

Ebeveynlik algısı, yeme bozukluklarının ve bozulmuş yeme tutumlarının hem ortaya çıkmasında hem de sürdürülmesinde en kritik psikososyal risk faktörlerinden biridir. Çocukluk döneminde bakım verenlerle kurulan ilişkinin niteliği, bireyin duygusal gelişiminin, benlik algısının ve beden imgesinin temelini oluşturur. Cezalandırıcı, duygusal olarak ihmal edici, kısıtlayıcı veya aşırı koruyucu ebeveynlik tutumları, bireyin duygu düzenleme kapasitesinde ciddi kırılmalara yol açarak yeme bozukluklarını farklı psikodinamik ve davranışsal mekanizmalarla tetikler.

Bu tetikleme mekanizmaları şu temel başlıklar altında açıklanabilir:

1. Duygu Düzenleme Güçlüğü ve Erken Çocukluk Çağı Öğrenmeleri (Bruch Kuramı)

  • İçsel Sinyalleri Tanıyamama: Erken çocukluk döneminde çocukların yaşadığı her türlü huzursuzluğa karşı annelerin onları sakinleştirmek amacıyla besinleri tek çözüm yolu olarak sunması (açlık-tokluk ayrımı gözetmeksizin besleme), çocuğun kendi fizyolojik açlık ve tokluk gibi içsel uyarılarını tanıma yetisi geliştirmesini engeller.
  • Duygusal Uyaranlara Tepki Olarak Yeme: Bu hatalı erken dönem besleme hikayesi nedeniyle birey, yetişkinlikte stres, kaygı veya huzursuzluk gibi olumsuz duygular ortaya çıktığında bu duyguları regüle etmek adına bir baş etme mekanizması olarak aşırı yemeğe yönelir (duygusal yeme).

2. Özerklik Kaybı ve Beden Üzerinde Kontrol Sağlama Çabası (Yemeyi Reddetme)

  • Yaşam Alanında Hakimiyet Kurma: Aşırı koruyucu/evhamlı, kuralcı/kalıplayıcı ya da aşırı kısıtlayıcı ebeveynlik biçimlerine maruz kalan çocuklar, kendi eylemlerinin sonuçlarını yaşayabilecekleri ve bağımsızlık kazanabilecekleri bir alandan mahrum kalırlar.
  • Tepki Olarak Yemeyi Reddetme: Bireyselleşme alanı bulamayan bu bireyler, ebeveynlerin kısıtlayıcı tutumlarına karşı bir protesto olarak ya da hayatlarının en azından bir alanı (kendi bedeni ve gıda alımı) üzerinde tam kontrol ve hakimiyet kurabilmek amacıyla yemeyi reddetme (anoreksik belirtiler) veya kilo kaybı gibi işlevsiz yeme tutumları geliştirebilirler.

3. Düşük Benlik Saygısı, Mükemmeliyetçilik ve "Kaçış Teorisi"

  • Koşullu Sevgi ve Yüksek Beklentiler: Ebeveynlerin sevgiyi ve kabulü çocuğun başarısına bağladığı (koşullu/başarı odaklı) veya sürekli eleştirdiği (küçümseyici/kusur bulucu) ortamlarda büyüyen çocuklar, kendilerini kusurlu, yetersiz ve sevilmeye değer olmayan biri olarak algılarlar.
  • Bilişsel Çarpıtmalardan Kaçış: Anne babanın gerçekçi olmayan yüksek beklentilerini karşılayamayacağını fark eden ve zedelenmiş bir benlik saygısına sahip olan bireyler, bu acı verici olumsuz benlik farkındalığından kaçmak için dikkatlerini yemek yemeye odaklayarak geçici bir rahatlama aramaya çalışırlar (kaçış teorisi).

4. İstismar, Cezalandırma ve Kendini Cezalandırma Davranışı

  • Bedene Zarar Verme Yoluyla Suçluluktan Kurtulma: Çocukluğunda sömürücü/istismarcı (duygusal, fiziksel veya cinsel suistimal içeren) ya da cezalandırıcı ebeveyn tutumlarına maruz kalan bireylerde yoğun bir suçluluk duygusu ve değersizlik inancı gelişir.
  • Dolaylı Kendine Zarar Verme: Kendini suçlayan birey, bedenini ebeveynleriyle bilinçdışı bir düzeyde iletişim kurma aracı olarak kullanır. Kendini aşırı aç bırakarak ya da tıkınırcasına yiyerek dolaylı yoldan kendi bedenine zarar verir ve bu yolla kendini cezalandırmaya çalışır.

5. Duygusal Yoksunluk, Bastırma ve İletişim Boşluğu (Aleksitimi)

  • Duygusal İhmal: Ebeveynlerin çocuğa sevgi ve şefkat göstermediği (duygusal bakımdan yoksun bırakıcı) ya da duyguların paylaşılmasını engellediği (değişime kapalı/duyguları bastıran) aile dinamikleri, çocuğun duygularını tanımasını ve anlamlandırmasını zorlaştırır (aleksitimi).
  • Duygusal Boşluğu Yemekle Doldurma: Duygularını sözel olarak ifade edemeyen ve yalnızlık hisseden bireyler, hissettikleri duygusal boşluğu yemek yeme davranışı aracılığıyla doldurmaya yönelirler.

6. Beden Utancı ve Kendini Nesneleştirme Süreci

  • Beden Memnuniyetsizliği ve Kaygı: Ebeveynlerden (özellikle anneden yüksek kontrol, babadan düşük yakınlık ve küçümseme şeklinde) algılanan olumsuz tutumlar, bireyde beden gözetimini (bedenini sürekli izleme) ve beden utancını artırır.
  • Yeme Psikopatolojisini Tetikleme: Ebeveynlerin çocukların fiziksel özelliklerine yönelik olumsuz geri bildirimlerinin içselleştirilmesi sonucunda oluşan bu yoğun beden utancı; bulimik semptomların, beden memnuniyetsizliğinin ve yeme psikopatolojisinin en güçlü yordayıcılarından biridir.

7. Aracı Değişkenlerin Rolü (Dürtüsellik ve Benlik Saygısı)

  • Dürtüsellik ve Acelecilik: Ebeveynlerin kuralcı/kalıplayıcı, küçümseyici veya aşırı koruyucu tutumları bireyin dürtüsel ve aceleci (düşünmeden hareket etme) davranış örüntülerini artırabilir. Yüksek dürtüsellik ise, olumsuz duygular karşısında hızlıca yeme atağı gerçekleştirme riskini (tıkınırcasına yeme, duygusal yeme) doğrudan yükseltir.
  • Benlik Saygısı Köprüsü: Olumsuz ebeveynlik algısı benlik saygısını doğrudan zedeler; düşük benlik saygısı da duygusal yeme ve diğer yeme patolojilerine karşı bireyi savunmasız hale getiren en temel köprü değişkenlerden biridir.

 

5

Ebeveynlik algısı nasıl tedavi edilir.

Çocukluk çağında deneyimlenen veya algılanan olumsuz ebeveynlik yaşantılarını geçmişe dönüp değiştirmek ya da tamamen ortadan kaldırmak mümkün değildir. Ancak bu algıların birey üzerindeki yıkıcı etkileri, yetişkinlikte oluşturduğu işlevsiz bilişsel-duygusal kalıplar ve uyumsuz şema örüntüleri, çeşitli psikoterapötik müdahaleler ve yaklaşımlarla anlamlandırılıp dönüştürülebilmektedir.

Farklı terapi ekollerinin ve klinik çalışmaların ebeveynlik algısının dönüştürülmesine yönelik sunduğu tedavi yöntemleri şu şekildedir:

1. Şema Terapi Yaklaşımı

Ebeveynlik algılarına yönelik psikolojik müdahalelerde Şema Terapisi temelli psikoterapötik yaklaşımların kullanılması, bireyin geçmiş yaşantılarını anlamlandırması ve olumsuz şema örüntülerini dönüştürmesi açısından en etkili yollardan biridir. Bu süreçte kullanılan temel yöntemler şunlardır:

  • Sınırlı Yeniden Ebeveynlik (Limited Reparenting): Terapist, bir çerçeveye bağlı kalarak danışanın çocukluğunda ebeveynleri tarafından karşılanmamış olan evrensel temel duygusal ihtiyaçlarını terapötik ilişkide "sınırlı yeniden ebeveynlik rolüyle" doyurmaya çalışır. Danışanın çocuk yanı ile etkileşime geçerek ebeveynlerine yönelik geliştirdiği uyum bozucu şemaları ele alır.
  • Yaşantısal Teknikler ve İmajinasyon (Zihinsel İmgeleme): İmajinasyon gibi duyguları aktive eden tekniklerle danışanların geçmişte oluşmuş yaşantı kalıplarının bugüne nasıl taşındığının farkına varmaları sağlanır. Böylece danışanlar otomatik davranışsal zorlanmalara bir mesafeden bakabilmeyi başarır ve yeni davranış kalıpları geliştirebilirler.
  • Şema Modları Üzerinde Çalışma: Karşılanmamış duygusal temel ihtiyaçların tetiklediği ve o andaki duygusal durumları yansıtan şema modları (özellikle terk edilmiş/istismar edilmiş çocuk modu) üzerinde durulur. Bu modların ortaya çıkmasında etkili olan çocukluk yaşantıları ve bağlanma figürleriyle kurulan ilişkiler derinlemesine incelenerek danışanın gereksinimlerini uyum bozucu olmayan yollarla karşılayabilmesi amaçlanır.
  • Temel İhtiyaçları Yapıcı Şekilde Karşılamayı Öğrenme: Şema terapisinde amaç, danışanları karşılanmamış ihtiyaçları konusunda eğiterek iyileştirmek; erken dönem uyumsuz şemalarına odaklanarak temel duygusal ihtiyaçlarını karşılamak adına daha uyumlu yollar bulmalarını sağlamak ve terapi sürecinde bu ihtiyaçları yapıcı bir şekilde kendilerinin karşılamayı öğrenmelerine yardımcı olmaktır.

2. Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT) ve Üstbilişsel Müdahaleler

  • Bilişsel Yeniden Yapılandırma: BDT; bireylerin ebeveyn algılarından kaynaklanan çarpıtılmış, sağlıksız ve işlevsellikten uzak düşünce örüntülerini, olumsuz otomatik düşüncelerini ve uyumsuz inançlarını tespit ederek bunları daha akılcı, uyumlu ve işlevsel olanlarla değiştirmeyi hedefler. Ayrıca düşünce, duygu ve davranış arasındaki ilişkiyi kavramaya katkı sunarak duygusal farkındalığı artırır.
  • Üstbilişsel (Metabilişsel) Müdahaleler: Olumsuz ebeveynlik deneyimleri bildiren danışanlarla çalışırken klinisyenlerin danışanın yalnızca duygu yoğunluğunu azaltmaya değil, kendi düşünceleriyle kurduğu ilişkiyi değerlendirmeye de odaklanması önerilir. Danışanın zihnindeki olumsuz kalıpları sorgulamak adına "Bu düşünce doğru mu?" sorusundan ziyade "Bu bir düşünce mi, yoksa bir gerçeklik mi?" sorusu üstbilişsel müdahaleler kapsamında ele alınır.

3. Kabul ve Kararlılık Terapisi (KKT) ve Duygu Odaklı Yaklaşımlar

  • Duygusal Durumları Anlamlandırma ve Yönetme: Duygu odaklı terapiler duygusal durumları anlamlandırma, kabul etme ve yönetme konusunda bireylere farkındalık kazandırır.
  • Duygusal Kabul: KKT, bireylerin ebeveyn algıları doğrultusunda yaşadıkları acı veren duygusal deneyimleri ya da rahatsız edici düşünceleri bastırmaya veya ortadan kaldırmaya çabalamak yerine, bu yaşantıları mevcut halleriyle yargılamadan kabul etmelerini ve kendi değerleri doğrultusunda sağlıklı davranışlar geliştirmelerini amaçlar.

4. Psikoeğitim, Danışmanlık ve Önleyici Çalışmalar

  • Bireysel Farkındalık: Bireylerle yapılan psikolojik danışma süreçlerinde şema alanlarından ve erken dönem ebeveyn tutumlarından hareketle geçmiş yaşantılar ile bugün sergilenen yaşantılar arasındaki bağlantıların fark edilmesi sağlanır. Bireylere düzenlenen psikoeğitimlerle uyumsuz şemaların temelleri ve yetişkinlik ilişkilerine yansımaları anlatılır.
  • Nesiller Arası Olumsuz Aktarımın Önlenmesi: Anneler gibi birincil bakım verenlere yönelik grup şema terapisi temelli ebeveynlik eğitimleri, çocukların erken dönem uyumsuz şemalarını değiştirmede ve ebeveyn-çocuk ilişkisinin kalitesini artırmada oldukça etkilidir. Cezalandırıcı veya duygusal yoksunluk içeren ebeveynlik kalıplarının sonraki kuşaklara aktarılmasını önlemek adına ebeveyn adaylarına yönelik farkındalık ve bilgilendirme çalışmaları ile psikoeğitim programları büyük önem taşır.

 

Örnek Sorular

1

Beni sevdi ve bana özel birisi gibi davrandı.

Cevaplamak için testin içinde sunulan ölçeği kullanın
2

Disiplinsiz bir insandı.

Cevaplamak için testin içinde sunulan ölçeği kullanın
3

Bana vaktini ayırdı ve özen gösterdi.

Cevaplamak için testin içinde sunulan ölçeği kullanın

Sıkça Sorulan Sorular

Young Anne Baba Testi Aşağıda anne ve babanızı tarif etmekte kullanabileceğiniz tanımlamalar verilmiştir. Lütfen her tanımlamayı dikkatle okuyun ve ebeveynlerinize ne kadar uyduğuna karar verin. 1 ile 6 arasında, çocukluğunuz sırasında annenizi ve babanızı tanımlayan en yüksek dereceyi seçin. Eğer sizi anne veya babanız yerine başka insanlar büyüttü ise onları da aynı şekilde derecelendirin. Eğer anne veya babanızdan biri hiç olmadı ise o sütunu boş bırakın.

Young Ebeveynlik Ölçeği(Testi) toplam 72 sorudan oluşmaktadır.

Young Ebeveynlik Ölçeği (YEBÖ), bireylerin çocukluk döneminde anne ve babalarından algıladıkları olumsuz ebeveynlik biçimlerini geriye dönük (retrospektif) olarak değerlendirmek amacıyla kullanılan öz-bildirim tarzında bir ölçektir.

YEBÖ ve beraberindeki ölçeklerin tamamlanma süreleri genel olarak 15 ile 40 dakika arasında değişmektedir

Young Ebeveynlik Ölçeği (YEBÖ), temelde bireylerin çocukluk döneminde anne ve babalarından algıladıkları olumsuz ebeveynlik biçimlerini/tutumlarını ve yetişkinlikteki psikolojik sorunların kaynağı olan erken dönem uyumsuz şemaların çocukluktaki ebeveynsel kökenlerini geriye dönük (retrospektif) olarak ölçer

Hayır, Young Ebeveynlik Ölçeği (YEBÖ) psikiyatrik veya psikolojik bir tanı koymaz.

Kapsamlı ve Ayrı Ayrı Değerlendirme İmkânı: YEBÖ, ebeveynlik tutumlarını ölçmede kullanılan diğer ölçeklerden **daha kapsamlı alt boyutlar içerir**. En önemli faydalarından biri, bireyin çocukluk yıllarında hem annesiyle hem de babasıyla kurduğu ilişkinin niteliğini ayrı ayrı ve geriye dönük (retrospektif) olarak değerlendirmesine imkân tanımasıdır. Şematik Yapıyı ve Kökenlerini Çözümleme: Ölçek, çocukluk döneminde temel duygusal ihtiyaçların karşılanmaması nedeniyle yetişkinlikte ortaya çıkan erken dönem uyumsuz şemaların kökenlerini saptamayı amaçlar. Bu yönüyle bireyin şematik yapılanmasını anlamaya, bu yapının psikolojik işlevsellik üzerindeki etkilerini kavramaya ve terapötik müdahalelerle değişimi hedeflemeye yönelik kapsamlı bir yol haritası çizer. Psikolojik Belirtileri ve Gündelik Yakınmaları Yordama: Algılanan ebeveyn tutumları ile psikolojik semptomlar arasındaki ilişkileri ortaya koyar. Bireyin gündelik yaşamında ortaya çıkabilecek yakınmalarını yordayabilmesi, bütünlüklü bir kendilik algısına sahip olması ve dış uyaranlara uyumlanabilme becerilerini anlaması açısından son derece ilişkilidir. Örneğin; bedensel belirtiler (somatizasyon), duygusal yeme davranışları ve duygu düzenleme güçlükleri gibi yetişkinlikte karşılaşılan psikolojik ve fizyolojik sıkıntıların kökenlerini tespit etmede kritik bir rol oynar. Kişisel ve İlişkisel Farkındalığı Artırma: Terapi alan veya klinik süreçlerden geçen bireylerin, çocukluklarında maruz kaldıkları olumsuz ebeveynlik biçimlerine karşı farkındalık kazanmalarına ve bunları terapi süreçlerinde daha sağlıklı bir şekilde işlemelerine yardımcı olur. Ayrıca, kendini nesneleştirme ve beden utancı süreçlerine hizmet eden işlevsiz ebeveyn tutumlarının saptanmasında da yararlıdır.

Yorumlar (0)

Deneyiminizi paylaşın. Yorumlar yayınlanmadan önce yönetici onayından geçer.

Yorum Yapın

E-posta adresiniz yayınlanmaz. Yorumunuz onaylandıktan sonra görünür.

Henüz yorum yapılmamış

İlk yorumu yapan siz olun!

Hazır Mısınız?

Kendinizi keşfetme yolculuğunuza bugün başlayın. 72 soru ve detaylı rapor sizi bekliyor.