Aile içi şiddet, bir kişinin bir aile veya akrabalık içindeki kişiler tarafından yaşamını, bedenini, psikolojik sağlığını veya özgürlüğünü ciddi şekilde tehlikeye atan herhangi bir güç veya zorlama eylemi olarak tanımlanabilir. Aile içi şiddet en önemli toplum sorunlarından bir tanesi olmakla birlikte dünyadaki en yaygın fakat en az farkına varılan insan hakları ihlallerindendir. Aile içi şiddet ebeveynler ve çocuklar arasında, kardeşler arasında, eşler arasında veya çocuklardan yaşlı ebeveynlere yönelik olarak gerçekleşse de aile içi şiddetin büyük kısmı erkek partnerler tarafından eşlerine uygulanmaktadır. Fiziksel şiddet muhtemelen belgelenmesi en kolay olanı olsa da tehditler, tacizler, güven ihlalleri ve çeşitli psikolojik istismarlar biçimleri daha yaygın olmakla birlikte daha az rapor edilmektedir. Cinsel saldırı, eşleri tarafından fiziksel saldırıya uğrayan kadın mağdurların yalnızca üçte biri bu durumu rapor etmektedir. Aile içi şiddet sıklığına rağmen, evlilik içi tecavüz ise rapor edilen en az olası saldırılardandır. Aile içi şiddetten sonra çeşitli fiziksel hastalıklar olarak ortaya çıksa da zihinsel anlamdaki sonuçları da yadsınamayacak kadar fazladır.

Campbell (2002) tarafından yapılan literatür araştırmasına göre yakın partner şiddetinin zararlı fiziksel veya zihinsel sağlık sonuçları arasında jinekolojik sorunlar, depresyon veya travma sonrası stres bozukluğu gibi durumlar görülebilmektedir. Yakın partner şiddeti sonucunda depresyon, anksiyete, travma sonrası stres bozukluğu, madde kötüye kullanımı ve düşük benlik saygısı da görülebilir. Aynı zamanda yapılan araştırmalarda erkek şiddetine maruz kalan kadınların, şiddet görmeyen kadınlara oranla dört kat daha fazla depresyona girme ve/veya intihar girişiminde bulunma eğiliminde olduğu görülmüştür.  Evde şiddet gören kadınlarla yapılan bir araştırmada ilişkilerini daha öncesinde bitiremedikleri için kendilerine kızma, genel yaşantılarında zihin bulanıklığı ve konuşacak kimse bulamama gibi depresif belirtiler gösterdikleri görülmüştür.

40733A48-974B-4EEC-A452-B54033FEEADF.png

Ayrıca vereceği her kararın geri tepeceğini ve evde çocuklarına bile bakım vermeyi istemediklerini belirtmişlerdir. Psikiyatri polikliniğine başvuran 300 kişilik bir hasta grubuyla yapılan araştırmada ise aile içi şiddet gördüğünü bildiren kadınların oranı  %73 olarak bulunmuştur.  Çalışmalar düşük gelir düzeyi ve eğitim seviyesindeki kadınlarda eşleri tarafından şiddete maruz kalma oranının daha yüksek olduğunu bulmuştur. Aynı zamanda yine kadının psikiyatrik bir bozukluğunun bulunması ve “kocalar bazen dövebilir” şeklindeki kabullenici düşünceye sahip olunması şiddeti arttıran faktörler arasında görülmektedir. Kadının şiddeti normalize edici ve kabullenici yaklaşımı şiddeti bir süreklilik haline getirebilmekte ve kısır döngü oluşturmaktadır. Ayrıca psikiyatri polikliniğine başvuran kadınlarda sözel ve fiziksel şiddet gören kadınların şiddet görmeyen kadınlara göre daha fazla psikiyatrik bozukluk yaşadıkları bildirilmiştir. Bir çalışmada kadınların fiziksel şiddete maruz kaldıklarında fobik, somatik ve hostilite (düşmanlık, öfke) belirtileri gösterdikleri görülmüştür.

Psikolog Zeynep Sürücü

 

Kaynakça:

Gunnur KARAKURT, Doughlas Smith, Jason Whiting, “Impact of Intimate Partner Violence on Women’s Mental Health”, J Fam, Viol (2014) 29:693-702.

Behice Han Almiş, Funda Gümüştaş, Emel Koyuncu Kütük, “Kadına Yönelik Aile İçi Şiddetin Kadın ve Çocukların Ruh Sağlığına Etkileri”, Psikiyatride Güncel Yaklaşımlar 2020; 12(2):232-242.

 

Aile İçi Şiddetin Kadınlar Üzerindeki Etkisi,kadın,şiddet,fiziksel,depresyon,depresif,

Aile İçi Şiddetin Kadınlar Üzerindeki Etkisi,kadın,şiddet,fiziksel,depresyon,depresif,

Aile İçi Şiddetin Kadınlar Üzerindeki Etkisi,kadın,şiddet,fiziksel,depresyon,depresif,

Aile İçi Şiddetin Kadınlar Üzerindeki Etkisi,kadın,şiddet,fiziksel,depresyon,depresif,

Aile İçi Şiddetin Kadınlar Üzerindeki Etkisi,kadın,şiddet,fiziksel,depresyon,depresif,

online terapi