Dossosyatif Testi- Dissosyatif Yaşantı Ölçeği
Diğer Psikolojik Testler ÜCRETSİZ

Dossosyatif Testi- Dissosyatif Yaşantı Ölçeği

Dissosiyatif Yaşantılar Ölçeği Bu test günlük hayatınızda başınızdan geçmiş olabilecek yaşantıları konu alan 28 sorudan meydana gelmektedir. Sizde bu yaşantıların ne sıklıkta olduğunu anlamak istiyoruz. Yanıt verirken, alkol ya da ilaç etkisi altında meydana gelen yaşatıları değerlendirmeye katmayınız. Lütfen her soruda, anlatılan durumun sizdekine ne ölçüde uyduğunu 100 üzerinden değerlendiriniz ve uygun olan rakamı daire içine alınız.

28
Soru
~4
Dakika
30
Kullanıcı
0.0
Değerlendirme
%100 ÜCRETSİZ

Hemen başlayabilirsiniz

Soru Sayısı
28 Soru
Tahmini Süre
Sınırsız
Zorluk Seviyesi
Orta
Gizlilik
256-bit Şifreleme

Üyelik gerekmez.

Anında sonuç ve değerlendirme
Detaylı grafik ve görselleştirmeler
Puan profili ve sonuç özeti

Bilimsel Geçerlilik

Sonuçların niteliği kullanılan ölçeğe, yanıtların tutarlılığına ve uygun değerlendirmeye bağlıdır.

Test Hakkında

Psikohelp · Yayınlanma: · Son güncelleme:

Dissosiyatif Yaşantılar Ölçeği Bu test günlük hayatınızda başınızdan geçmiş olabilecek yaşantıları konu alan 28 sorudan meydana gelmektedir. Sizde bu yaşantıların ne sıklıkta olduğunu anlamak istiyoruz. Yanıt verirken, alkol ya da ilaç etkisi altında meydana gelen yaşatıları değerlendirmeye katmayınız. Lütfen her soruda, anlatılan durumun sizdekine ne ölçüde uyduğunu 100 üzerinden değerlendiriniz ve uygun olan rakamı daire içine alınız.

Puan Aralıkları

Puan aralığı Değerlendirme
0 – 28 Düşük
29 – 56 Hafif
57 – 85 Orta
86 – 115 Orta-Yüksek
116 – 145 Yüksek
146 – 280 Çok Yüksek

Bu aralıklar ölçeğin genel yorumlama çerçevesidir; tek başına tanı koymaz. Sonucunuzu bir ruh sağlığı uzmanıyla değerlendirmeniz önerilir.

Kaynakça

  1. Bernstein, E. M., & Putnam, F. W. (1986). Development, reliability, and validity of a dissociation scale. The Journal of Nervous and Mental Disease, 174(12), 727–735. https://doi.org/10.1097/00005053-198612000-00004

Nasıl Çalışır?

1

Dissosiyatif Yaşantılar Ölçeği (DES) Nedir?

Dissosiyatif Yaşantılar Ölçeği (DES), bireylerin günlük yaşamlarında deneyimledikleri dissosiyatif belirtilerin ve yaşantıların sıklığını ve düzeyini niceliksel olarak değerlendirmek amacıyla kullanılan 28 maddelik bir öz-bildirim ölçeğidir.

Ölçeğin temel özellikleri, yapısı ve kullanım amaçları şu şekildedir:

  • Geliştirilmesi ve Türkçe Uyarlaması: Ölçek, 1986 yılında Eve Bernstein ve Frank Putnam tarafından geliştirilmiştir. Türkçe geçerlik ve güvenirlik çalışması ise Vedat Şar, İlhan Yargıç ve Hamdi Tutkun tarafından gerçekleştirilmiştir.
  • Değerlendirme ve Puanlama: Ölçekte yer alan 28 sorunun her biri 0 (hiçbir zaman) ile 100 (her zaman) arasında 10 ve katları şeklinde derecelendirilerek puanlanır. Katılımcının yanıtlarının ortalaması alınarak (toplam puanın 28'e bölünmesiyle) 0 ile 100 arasında nihai bir skor elde edilir.
  • Klinik Kesme Puanı: Ölçekten alınan 30 ve üzerindeki puanlar, klinik düzeyde bir dissosiyatif bozukluk varlığı veya yüksek dissosiyasyon riski açısından anlamlı kabul edilir.
  • Alt Boyutları: Ölçek genel olarak üç temel alt boyuttan oluşmaktadır:
    1. Amnezi: Kişisel bilgileri veya önemli yaşantıları hatırlayamama, hafıza kesintileri.
    2. Depersonalizasyon / Derealizasyon: Kişinin kendisinden (bedeninden/zihninden) ya da çevresinden/dış dünyadan yabancılaşması ve ayrışması hissi.
    3. Absorbsiyon: Dış dünyayı ve çevreyi ihmal edecek derecede yoğun odaklanma, bir konuya veya hayale kendini kaptırma.
  • Kullanım Amacı: Klinik klinik popülasyonlarda ve araştırmalarda dissosiyatif bozuklukları ve eğilimleri taramak; çocukluk çağı travmaları, somatizasyon, duygu düzenleme güçlüğü veya bağımlılık gibi değişkenlerle dissosiyasyon arasındaki ilişkiyi incelemek amacıyla yaygın olarak kullanılır.

 

2

Travma ile ilişkisi nedir?

Dissosiyatif yaşantılar ve DES ölçeği skoru ile travma (özellikle çocukluk çağı travmaları) arasında doğrudan ve güçlü bir ilişki bulunmaktadır.

 

  • Koruyucu Savunma Mekanizması İşlevi: Dissosiyasyon, bireylerin şiddetli travmatik olaylara, ağır strese, ihmal ve istismara karşı geliştirdikleri psikolojik bir baş etme tepkisi ve savunma mekanizmasıdır. Birey travmanın yarattığı acıdan ve tehditten zihinsel olarak uzaklaşmak için donakalma ve ayrışma düzeneklerine başvurur; ancak bu durum zamanla uyum bozucu (maladaptif) bir hale gelebilir.
  • Çocukluk Çağı Travmaları ile Pozitif Korelasyon: Psikiyatrik bozukluklar arasında çocukluk çağı travma öyküsünün en yüksek saptandığı alan dissosiyatif bozukluklardır. Çocukluk çağında fiziksel, cinsel, duygusal istismar ve ihmal yaşantıları arttıkça bireylerin DES (DYÖ) toplam puanları ve dissosiyatif belirti düzeyleri anlamlı ve pozitif yönde artış göstermektedir.
  • Travmanın Şiddeti, Süresi ve Başlama Yaşı: Travmaya maruz kalınan yaş ne kadar erken olursa, travmanın süresi ve şiddeti ne kadar artarsa veya istismar ebeveyn tarafından uygulanmışsa DES ile ölçülen dissosiyasyon skorları ve dissosiyatif amnezinin boyutu o derece yüksek çıkmaktadır.
  • Kuşaklararası Travma Aktarımı: Yalnızca bireysel deneyimler değil, aile içinde kuşaklararası yolla aktarılan psikolojik travmalar da bireylerin dissosiyatif yaşantı düzeylerini doğrudan ve pozitif yönde yordamaktadır.
  • Nörobiyolojik Temel ve Psikopatolojilerdeki Aracı Rolü: Nörobiyolojik çalışmalar, erken dönemdeki travmatik deneyimlerin beyin yapısında ve kimyasındaki değişimler yoluyla dissosiyasyona yol açtığını vurgulamaktadır. Ayrıca DES skorlarının; kendine zarar verme davranışları, bağımlılıklar, duygusal düzenleme güçlükleri ve kendini nesneleştirme gibi durumlarda travma ile belirtiler arasında önemli bir aracı değişken olduğu gösterilmiştir.

 

3

Çocukluk travmaları yetişkinlerde manipülasyonu nasıl etkiler?

Çocukluk çağı travmalarının yetişkinlikte kişilerarası ilişkilerdeki manipülasyon eğilimleri üzerindeki etkisi,

  • Güvenlik ve Kontrol Arayışı: Çocukluk döneminde yaşanan travmatik deneyimler (özellikle ihmal ve istismar), bireyin temel güven duygusunu zedeler; tehdit algılama ve duygu düzenleme mekanizmalarını olumsuz etkiler. Ebeveynlerinden yeterli sevgi ve güveni alamamış bireyler, oluşan bu boşluğu ve kontrol ihtiyacını yetişkinlikte ilişkisel gereksinimlerini dolaylı ya da manipülatif stratejilerle karşılayarak telafi etmeye çalışabilirler.
  • Travma Türlerinin Etkisi: Çocukluk çağı travma alt boyutları incelendiğinde, özellikle duygusal ihmal ve cinsel istismar yaşantılarının yetişkin insan ilişkilerinde manipülatif davranışları belirgin biçimde yordadığı saptanmıştır. Erken dönem cinsel istismara uğrayan kişilerin yetişkinlikte "duygusal kaçıngan, manipülatif ve kötüye kullanıcı" ilişki şemaları geliştirebildikleri belirtilmektedir.
  • Dissosiyasyonun Aracı Rolü ve İki Farklı Örüntü: Çocukluk çağı travmaları ile yetişkinlikteki manipülasyon davranışları arasındaki ilişkide dissosiyatif yaşantılar anahtar bir aracı faktör olarak görev yapar. Ancak bu ilişki her zaman doğrusal bir artış şeklinde gerçekleşmez:
    1. Manipülatif Stratejilere Zemin Hazırlama: Travmanın yarattığı benlik bütünlüğü kaybı ve savunmacı tepkiler, bazı bireylerde ilişkileri kontrol etme adına manipülasyonu tetikleyebilir.
    2. Sosyal Geri Çekilme ve Manipülasyonu Azaltma: Diğer taraftan, travmaya bağlı gelişen yüksek düzeydeki dissosiyasyon; duygusal kopukluk, zihinsel ayrışma ve sosyal geri çekilmeye yol açabilmektedir. Bireyin dış dünyadan ve ilişkilerden kaçınması, planlı bir manipülasyon yürütme motivasyonunu veya kapasitesini sınırlayarak manipülatif davranma olasılığını azaltıcı bir etki de gösterebilmektedir.

 

4

Dissosiyatifin belirtileri nedir?

Dissosiyatif belirtiler; bilincin, belleğin, algının, kimliğin, duyguların ve bedensel duyumların normal bütünleşmesinde meydana gelen kesintiler ve ayrışmalar olarak tanımlanır. Bu belirtiler klinik literatürde pozitif belirtiler (bilince izinsiz giren zihinsel yaşantılar ve ayrışmalar) ile negatif belirtiler (belleğe veya zihinsel işlevlere erişememe/unutma) şeklinde iki ana grupta ele alınır.

Literatürde öne çıkan başlıca dissosiyatif belirtiler şunlardır:

  • Amnezi (Hafıza Kesintileri): Olağan unutkanlıkla açıklanamayacak biçimde kişisel bilgileri, geçmiş anıları veya travmatik olayları hatırlayamama ve bellekte tekrarlayan boşlukların oluşması.
  • Depersonalizasyon (Kendine Yabancılaşma): Kişinin kendi bedeninden, zihninden veya duygularından kopması; kendisine dışarıdan bir gözlemci gibi bakması veya duygusal/bedensel uyuşukluk hissetmesi.
  • Derealizasyon (Gerçekdışılık): Çevrenin, nesnelerin veya diğer insanların rüyadaymış gibi, sisli, cansız, yapay ya da gerçek dışı algılanması.
  • Absorbsiyon (Yoğun Soğurma/Dalma): Dış dünyayı ve çevresel farkındalığı ihmal edecek derecede bir konuya, düşünceye veya odaklanılan bir eyleme kendini aşırı kaptırma.
  • Kimlik Çözülmesi ve Bölünmesi: İki veya daha fazla farklı kişilik durumunun (alter) ortaya çıkması, zihinde başka kişilerin varlığı hissi ve benlik algısındaki sürekliliğin parçalanması.
  • Pasif Etki: Kişinin kendi duygu, düşünce ve davranışlarının dışsal bir güç ya da kaynak tarafından zorla dayatıldığı hissini yaşaması.
  • Somatoform / Bedensel Belirtiler: Herhangi bir tıbbi veya nörolojik nedene dayanmayan bedensel uyuşukluklar (anestezi), ağrı hissedememe (analjezi), felç benzeri durumlar, bayılma nöbetleri veya kronik baş ağrıları.
  • Eşlik Eden Psikopatolojik Belirtiler: Ani öfke patlamaları, konsantrasyon güçlüğü, zaman algısında dalgalanmalar, uyku bozuklukları ve kabuslar ile kendine zarar verme davranışları (KZVD) ve intihar düşünceleri.

Bu belirtiler günlük yaşamda geçici ve hafif düzeyde (dalgınlık, unutkanlık, hayal kurma gibi) ortaya çıkabileceği gibi, travmatik deneyimlerin sıklığına ve şiddetine bağlı olarak klinik düzeyde bir psikopatolojiye de dönüşebilmektedir.

 

5

Dissosiyatifin tedavisi nedir?

Dissosiyatif bozuklukların ve belirtilerin tedavisi, temelde travma odaklı psikoterapi yaklaşımları ve benlik bütünlüğünün yeniden yapılandırılması esasına dayanır.

 

1. Temel Yaklaşım ve Tedavi Hedefi

  • Ruhsal Entegrasyon (Yeniden Bütünleşme): Dissosiyasyon, travmatik deneyimler karşısında bilincin, belleğin ve kimliğin bölünmesiyle ortaya çıktığı için tedavinin ana hedefi, parçalanmış ruhsal yapının yeniden bütünleşmesini sağlamaktır.
  • Travma Odaklılık: Dissosiyatif yaşantıların kökeninde ağırlıklı olarak çocukluk çağı travmaları yer aldığından, sağaltım sürecinde travmayı merkeze alan psikoterapi yöntemleri tercih edilir.

2. Öne Çıkan Terapi Modelleri ve Kuramlar

  • Travma Merkezli Alyans Model Terapi: Dissosiyatif bozuklukların tedavisinde sıklıkla başvurulan bu model belirli klinik evrelerden oluşur:
    1. Terapötik alyansın (güven bağının) kurulması
    2. Travmanın nötralizasyonu (işlenmesi)
    3. Bilişsel çarpıtmaların ele alınması
    4. Entegrasyon (host/ana kişilik üzerinden yapılan birleşmeler)
    5. Entegrasyon sonrası kendileşme psikoterapisi
  • Kendileşme Psikoterapisi ve Travma Model Terapi: Travma kaynaklı dissosiyatif bozukluklar ile örseleyici yaşantıların tedavisinde etkili ve kısa dönemli fonksiyonel çözümler sunan diğer yöntemlerdir.
  • Dissoanaliz Kuramı (Psikotoplumsal Terapi): Bireysel ve kuşaklararası travmaların yol açtığı dissosiyatif süreçleri, çoklu bellek ve bilinç yapılarını nötralize ederek bireyi gelişime açık bütüncül bir yapıya kavuşturmayı amaçlar.

3. Destekleyici Terapi Yaklaşımları ve Teknikler

  • Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT) ve Şema Terapi Entegrasyonu: Bilişsel davranışçı travma odaklı terapiye şema terapiye dayalı stratejilerin eklenmesi, geçmiş travmaların işlenmesinde ve uyumsuz şemaların değiştirilmesinde optimal bir tedavi zemini oluşturur.
  • Bastırılmış Duygulara ve Beden Duyumlarına Erişim: Tedavinin önemli bir kısmı, hastanın uyuşmuş veya kopuk durumlar (kopuk korungan mod) arkasına bastırdığı duygulara, vücut duyumlarına ve ifade edilemeyen acı deneyimlere erişmesini sağlamaktır.
  • Duygu Düzenleme Becerileri ve Psikolojik Kaynaklar: Tedavi planında yalnızca travmaya odaklanmak yerine duygu düzenleme becerilerinin geliştirilmesi; empati, yardımseverlik ve sosyal bağlılık gibi güçlendirici psikolojik kaynakların desteklenmesi iyileşme sürecini hızlandırır.

4. Tanılama ve Tedavi İlkesi: Birincil (Primer) Tanı

  • Dissosiyatif bozukluklar sıklıkla Travma Sonrası Stres Bozukluğu (TSSB) veya Borderline Kişilik Bozukluğu gibi diğer psikiyatrik durumlarla eş tanı gösterir. Tedavinin başarısı için klinik değerlendirmelerde dissosiyatif bozukluğun "primer (birincil) tanı", eş tanıların ise "sekonder (ikincil) tanı" kabul edilerek tedavi planının buna göre yapılandırılması kritik bir ilkedir.

 

6

Toksik erkeklik ve dissosiyasyon bağlantısı nedir?

Modern psikotravmatoloji ve dissoanalitik ekol çerçevesinde toksik erkeklik ve dissosiyasyon, çocukluk çağı travmalarının yetişkinlik dönemindeki psikososyal yansımalarını açıklayan iki temel yapı olarak birbiriyle doğrudan ilişkilidir.

 

  • Çocukluk Çağı Travmaları ve Kuşaklararası Aktarım: Dissoanaliz kuramına göre toksik erkeklik, çocukluk döneminde yaşanan travmatik yaşantıların ve işlevsiz aile dinamiklerinin kuşaklararası (kuşaklaraşırı) taşıyıcı bir ajanı olarak ortaya çıkmaktadır. Çocukluk çağında fiziksel istismar, duygusal ihmal veya şiddete maruz kalan erkeklerin yetişkinlikte hegemonik/dominant erkeklik normlarına daha katı bağlandığı ve kontrolü baskı veya şiddet yoluyla sağlama düşüncesini benimseyebildiği saptanmıştır.
  • İçsel Kırılganlığa Karşı Güç ve Kontrol Arayışı: Erken dönem örseleyici deneyimler, erkek bireylerin benlik bütünlüğünde kırılganlığa, derin utanç duygusuna ve değersizleşmeye yol açmaktadır. Toksik erkeklik kalıpları ve dominant erkeklik performansları, travmanın yarattığı bu zedelenmişliği ve içsel zayıflık hissini maskelemek amacıyla başvurulan savunmacı bir güç ve kontrol arayışı olarak işlev görebilmektedir.
  • Dissosiyasyonun Aracı (Mediyatör) Rolü: Çocukluk çağı travmalarının yetişkinlikteki psikososyal işlev bozuklukları ve ilişkisel sorunlar üzerindeki etkisinde dissosiyatif yaşantılar belirleyici bir aracı mekanizma üstlenmektedir. Travmaya bağlı gelişen dissosiyatif uyuşma ve zihinsel kopukluklar, bireylerin yakın ilişkilerinde duygusal mesafelenme, manipülatif stratejiler geliştirme veya tepkisel olarak sosyal izolasyon yaşama biçimlerini doğrudan şekillendirmektedir.
  • Siber Dissosiyasyon Çağında Dijital Görünürlük: Dissoanalitik perspektif, günümüzün "siber dissosiyasyon" çağında toksik erkeklik örüntülerinin yalnızca yüz yüze iletişimle sınırlı kalmadığını; sosyal medya ve dijital platformlarda da dissosiyatif süreçlerle paralel biçimde arttığını vurgulamaktadır.

 

Örnek Sorular

1

Bazı insanlar, yolculuk yaparken yol boyunca ya da yolun bir bölümünde neler olduğunu hatırlamadıklarını birden fark ederler. Bu durumun sizde ne sıklıkta olduğunu yüz üzerinden değerlendirerek uygun olan yüzdeyi daire içine alınız.

Cevaplamak için testin içinde sunulan ölçeği kullanın
2

Bazı insanlar zaman zaman, birisini dinlerken, söylenenlerin bir kısmını ya da tamamını duymamış olduklarını birden fark ederler. Bu durumun sizde ne sıklıkta olduğunu yüz üzerinden değerlendirerek uygun olan yüzdeyi daire içine alınız.

Cevaplamak için testin içinde sunulan ölçeği kullanın
3

Bazı insanlar kimi zaman, kendilerini nasıl geldiklerini bilmedikleri bir yerde bulurlar. Bu durumun sizde ne sıklıkta olduğunu yüz üzerinden değerlendirerek uygun olan yüzdeyi daire içine alınız.

Cevaplamak için testin içinde sunulan ölçeği kullanın

Sıkça Sorulan Sorular

Dissosiyatif Yaşantılar Ölçeği (DES), bireylerin dissosiyatif deneyimlerinin sıklığını ölçen öz‑bildirim (self‑report) bir psikolojik tarama aracıdır. Dissosiyasyon; bilincin, hafızanın, kimlik algısının veya çevresel gerçekliğin geçici olarak ayrılması halinde görülen bir belirtidir.

DES’in amacı, bir kişinin günlük yaşamında ne sıklıkla dissosiyatif deneyimler yaşadığını değerlendirmektir. Ölçek, klinik veya genel popülasyonda dissosiyasyon belirtilerini taramak için yaygın olarak kullanılır.

Orijinal Dissosiyatif Yaşantılar Ölçeği 28 maddelik bir öz‑bildirim anketidir. Ayrıca bazı kısa versiyonları (örneğin DES‑T) da vardır.

DES maddeleri, bireyin yaşadığı dissosiyatif deneyim türlerini ölçer. Bunlar şunları kapsar: Amnezi (bellek kaybı): Önemli olayların hatırlanmaması Depersonalizasyon/derealizasyon: Gerçeklik hissinin bozulması Absorpsiyon: Çevreden kopma, dalgınlık hissi

Katılımcı her maddeye dissosiyatif deneyimi hangi sıklıkla yaşadığını belirterek cevap verir. Yanıtlar yüzde aralığıyla (0–100) veya benzer derecelendirmeyle yapılır. Aldığı puanlar bir aritmetik ortalama ile değerlendirilir.

Daha yüksek puan: Bireyin daha sık dissosiyatif yaşantı deneyimlediğini gösterir. Özellikle DES‑T gibi kısa form skorları belirli eşik değerleri aşarsa klinik değerlendirme gerektirebilir.

Hayır. DES tanı koyan bir araç değildir. Sadece olası dissosiyatif deneyimlerin sıklığını değerlendiren bir tarama ve farkındalık aracıdır. Kesin tanı için klinik görüşme ve başka ölçümler gereklidir.

DES hem klinik popülasyonlarda (örneğin trauma veya dissosiyatif bozukluk şüphesi olanlarda) hem de genel popülasyonda dissosiyatif eğilimleri değerlendirmek için kullanılır. Araştırma ve tedavi takibinde yaygın bir ölçektir.

Evet. DES, birçok çalışma ile güvenilirlik ve geçerlilik açısından desteklenmiş bir ölçek olarak kabul edilir ve sıklıkla psikolojik araştırmalarda yer alır.

DES maddeleri “bir şeyin ne kadar sıklıkla yaşandığı” biçiminde değerlendirilir. Dissosiyasyon hem normal hem de klinik durumda görülebilir; dolayısıyla yüksek skorlar daha ileri değerlendirme gerektirebilir.

DES, dissosiyatif deneyimlerin sıklığını ölçmek için kullanılan 28 maddelik bir öz‑bildirim ölçeğidir. Amnezi, depersonalizasyon, absorpsiyon gibi dissosiyatif süreçleri ölçer. Tanı koymaz, ancak kişinin dissosiyasyon eğilimini gösterir. Hem klinik hem genel popülasyonlarda kullanılabilir.

Yorumlar (0)

Deneyiminizi paylaşın. Yorumlar yayınlanmadan önce yönetici onayından geçer.

Yorum Yapın

E-posta adresiniz yayınlanmaz. Yorumunuz onaylandıktan sonra görünür.

Henüz yorum yapılmamış

İlk yorumu yapan siz olun!

Hazır Mısınız?

Kendinizi keşfetme yolculuğunuza bugün başlayın. 28 soru ve detaylı rapor sizi bekliyor.