Bizim Çocukla Biraz Konuşsana

şişli psikolog

Bizim Çocukla Biraz Konuşsana

Bizim Çocukla Biraz Konuşsana\Günümüzde pek çok psikolog, yakın çevresindeki aileler tarafından “Bizim çocukla biraz konuşur musun? Bizi dinlemiyor, belki seni dinler.” ya da “Bizim çocuk derslerini yapmıyor, bizi dinlemiyor, bir de sen konuşsan; anlatsan..” gibi ricalara boğulurlar. ‘Boğulurlar’ dememizin sebebi; iyi niyetli ve samimi birçok anne, yakın bulduğu psikolog tanıdıklarına bu soruları tekrar tekrar sormaktan çekinmez. Gelin bu iyi niyetli ricalara biraz yakından bakalım.

Bizim Çocukla Biraz Konuşsana

Çocuk sahibi kadınlara annelik nedir, nasıldır diye sorsak; çok azı bunun ‘çocuk oyuncağı’ olduğunu söyleyecektir. Bakıma muhtaç bir insanı anbean büyütmek, onun -yaşamla buluştuğu andan itibaren- gelişimine ciddi katkılar sağlamak zordur. Bazen yorucudur, bazen yıpratıcıdır. Anne olmayan biri, bu olguyu anlamakta gerçekten güçlük çekebilir. Hele bir de anneler günün yirmi dört saati bu sorumluluğa sahipken; bebeği günde sadece 5-10 dakika sevip ve kimi gözlemler sonucunda kimi davranışlar için anneye sert uyarılarda bulunan insanlar vardır.Anneler bu anda, pek de anlaşılmadıklarını hissedip çok fazla öfkelenebilirler.

Peki nedir anne olmak? Anne’lerin, anne olmayanlara göre sahip oldukları çok özel kimi becerileri mi var? Hormonal durumları bir kenara bırakırsak, hayır. Bir insan, doğum yaptığı günden itibaren kimi karakteristik özelliklerini değiştirip birden ‘anne’ olmaz. Annelerimiz kimse odur; yetişkin yaşamda sergiledikleri tutumlarla, özgün karakterleriyle, sahip oldukları huylarla doğumdan önceki günle aynıdırlar. Fakat, artık, çocuk yetiştirmek adlı mühim bir sorumlulukla dünden ayrılırlar.

‘Bizim çocukla biraz konuşsana’ diyen annelere dönelim. Annelerin şikayetleri genellikle, çocuklarının onları dinlemediklerine; kurallara uymadıklarına; sorumluluk almadıklarına; gerektiğinde de onlardan yardım istemediklerine dair olur. Böyle durumlarda, annelerin kimi konuları durup düşünmesi gerekir. Bu konuların neler olabileceğine geçmeden önce belirtilmesi gerekir ki; çocukları ilgilendiren her konu için anne ve baba birlikte ele alınmalıdır. Bu yazıda sadece annelere değinilecektir fakat anneler için söylenen tüm şeyler, her iki ebeveyn için de geçerlidir.

Anne-çocuk ilişkisinde en önemli noktalardan biri, annenin çocuğunu tanımasıdır. Çocuğunuz neler yapmaktan keyif alır, hangi sorumluluklarını nasıl yerine getirebilir, nelerden korkar, nelerden etkilenir, nasıl biridir, ileride nasıl biri olabilir? Annelerin psikologlara çocuklarıyla ilgili sorduğu birçok sorunun cevabı, aslında kendilerindedir. Sizin çocuğunuzun sizi neden dinlemediğine öncelikle siz kafa yormalısınız. Aranızdaki ilişkinin ‘neden-sonuç’larına baktığınızda sorun nerede olabilir? Siz çocuğunuzu merak edip tanıdıkça ilişkinizin kalitesi mutlaka artacak, bilinmez gibi duran pek çok yan aydınlanacaktır.

Bir diğer önemli nokta, tutarlılıktır. Anne-babalar, çocuklarıyla ilişkilerinde tutarlı olmadıklarında; çocuk bunu kullanmak isteyebilir. Kurallara uymama ya da söz dinlememe sorunu, genellikle bu problemden çıkar. Kurallarınızın sağlıklı sonuçlar vermesi için öncelikle sizin tutarlı davranmanız gerekir. Çocuk, muhtemelen, kurala uymamanın yollarını araştıracaktır ve bu durumda; sizin yeri geldikçe o kuralı hatırlatmıyor oluşunuz, kuralın size düşen sorumluluğunu yapmıyor oluşunuz, çocuk uygulamadığında sağlıklı tepkiler vermiyor oluşunuz o kuralların etkisini azaltacaktır.Kuralların varoluş amaçlarını değersizleştirecek; uyulmaması için çeşitli bahaneler doğmasına yol açacaktır. Sizin bu kuralların uygulanmasının fayda sağlayacağına olan inancınız, bu kurallara tutarlı bir şekilde uymak istemenizde ortaya çıkar. Çocuk, bu kuralların değerini sizin kararlılığınız da gözlemler.

Bir başka nokta ise, çocukla iş birliğidir. Konu ne olursa olsun, çocukla yapılan bir anlaşmada, çocuğun da bu kural için onayı alınırsa, en başından birlikte karar verilirse, sorumluluklar karşılıklı olarak içselleştirilirse; çocuk kurallara daha fazla uyma eğilimi gösterecektir. Anne tek taraflı kural koyduğunda, çocuk bazen bu kuralın sağlayacağı faydayı tam anlayamayabilir. Onun zihninde olan tek şey, -hele oyun oynamayıp ders çalışmak gibi ona eziyet olarak görünen bir konuda ise- bir kural olduğu ve bu kuralın bir şekilde delinmesi gerektiğidir.

Yazının başında psikologların bu ricalar karşında boğulduklarını ima ederken, buna sebep olarak annelerin bu soruları ‘tekrar tekrar’ sormalarını belirtmiştik. Buradan kısa bir akıl yürütmeyle annelerin aldıkları cevaplar üzerine yeteri kadar düşünmediği, gereken çabayı sarf etmediği,tutarlı bir seyir izlemekte zorlandıkları gibi ihtimalleri çıkabiliriz. Ve bu gibi sebeplerle de sorunların pekala devam ettiğini düşünebiliriz.Psikolog yakınlarınızın biraz da espriyle belirttiğimiz şekilde boğulmalarına aldırmadan sorular sormanızda elbette fayda var. Ancak görüldüğü gibi, size ne kadar pas atılırsa atılsın, golü atacak olan sizsiniz; bir başkası değil.

Psikolog Emine Özlem Deli

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter
Share on linkedin
LinkedIn
Share on whatsapp
WhatsApp

1 Yorum

Bir cevap yazın

Your email address will not be published. Required fields are marked *

Post comment

Support Seven Courses!

Lorem ipsum dolor sit amet consectetur adipiscing elit dolor
donate

Recent posts

Featured articles