İnternet ve Ekran Bağımlılığı Testi
Bağımlılık Eğilimi Testleri ÜCRETSİZ

İnternet ve Ekran Bağımlılığı Testi

İnternet Bağımlılığı Testi-Psikolojik Testler İnternet bağımlılığı testi, bireyin internet kullanma davranışlarını ve internete olan bağımlılık belirtilerini ve düzeyini ölçmeyi amaçlamaktadır. Testin içerisindeki sorulardan internet kullanım alışkanlıkları, kontrol kaybı, sosyal ve işlevsellik sorunları ve duygusal sorunlara dair bilgilere ulaşılabilir. Testin sonucu internet kullanımının sağlıklı olup olmadığına dair yardımcı olabilir. Hiçbir şekilde tanı ve tedavi amaçlı kullanılamaz. Tanı ve tedavi gerektiren durumlar için lütfen yetkili mercilere başvurunuz. İnternet Bağımlılığı Testi, aşağıdaki her bir maddeyi okuyarak, bu madde sizin için her zaman doğru ise “Tamamen Katılıyorum”, genelde doğru ise “Katılıyorum”, emin değilseniz “Kararsızım”, genelde doğru değilse “Katılmıyorum”, hiçbir zaman doğru değilse “Kesinlikle Katılmıyorum” şeklinde işaretleme yapmanız rica olunur.

35
Soru
~5
Dakika
2
Kullanıcı
0.0
Değerlendirme
%100 ÜCRETSİZ

Hemen başlayabilirsiniz

Soru Sayısı
35 Soru
Tahmini Süre
Sınırsız
Zorluk Seviyesi
Orta
Gizlilik
256-bit Şifreleme

Üyelik gerekmez.

Anında sonuç ve değerlendirme
Detaylı grafik ve görselleştirmeler
Puan profili ve sonuç özeti

Bilimsel Geçerlilik

Sonuçların niteliği kullanılan ölçeğe, yanıtların tutarlılığına ve uygun değerlendirmeye bağlıdır.

Test Hakkında

Psikohelp · Yayınlanma: · Son güncelleme:

Bilimsel inceleme: Klinik Psikolog Haşim BELTEN ·

Yüksek Lisans, Klinik Psikoloji – İstanbul Esenyurt Üniversitesi

İnternet Bağımlılığı Testi-Psikolojik Testler İnternet bağımlılığı testi, bireyin internet kullanma davranışlarını ve internete olan bağımlılık belirtilerini ve düzeyini ölçmeyi amaçlamaktadır. Testin içerisindeki sorulardan internet kullanım alışkanlıkları, kontrol kaybı, sosyal ve işlevsellik sorunları ve duygusal sorunlara dair bilgilere ulaşılabilir. Testin sonucu internet kullanımının sağlıklı olup olmadığına dair yardımcı olabilir. Hiçbir şekilde tanı ve tedavi amaçlı kullanılamaz. Tanı ve tedavi gerektiren durumlar için lütfen yetkili mercilere başvurunuz. İnternet Bağımlılığı Testi, aşağıdaki her bir maddeyi okuyarak, bu madde sizin için her zaman doğru ise “Tamamen Katılıyorum”, genelde doğru ise “Katılıyorum”, emin değilseniz “Kararsızım”, genelde doğru değilse “Katılmıyorum”, hiçbir zaman doğru değilse “Kesinlikle Katılmıyorum” şeklinde işaretleme yapmanız rica olunur.

İnternet ve Ekran Bağımlılığı Testi: Düzeltilmiş bilimsel özet
Günüç ve Kayri tarafından Türkiye’de geliştirilen ölçek ilk kez 2010’da yayımlanmıştır; Türkçeye çevrilmiş bir test değildir. 35 madde ve dört alt boyuttan oluşur: yoksunluk (11), kontrol güçlüğü (10), işlevsellikte bozulma (7) ve sosyal izolasyon (7). Beşli yanıt seçenekleri kullanılır. 754 ortaöğretim öğrencisiyle yapılan geliştirme çalışmasında dört faktör toplam varyansın %47,463’ünü açıklamış, ölçeğin iç tutarlılık katsayısı 0,944 bulunmuştur. Ölçek internet kullanımıyla ilgili belirtileri değerlendirir; internet dışındaki tüm ekran etkinliklerini kapsadığı veya tek başına klinik tanı koyduğu söylenemez. dergipark.org.tr

Puan Aralıkları

Yoksunluk

Puan aralığı Değerlendirme
5 – 34 Düşük
35 – 69 Orta
70 – 119 Yüksek
120 – 175 Çok yüksek

Bu aralıklar ölçeğin genel yorumlama çerçevesidir; tek başına tanı koymaz. Sonucunuzu bir ruh sağlığı uzmanıyla değerlendirmeniz önerilir.

Kaynakça

  1. Bilimsel kaynak
  2. Günüç, S., & Kayri, M. (2010). Türkiye’de internet bağımlılık profili ve İnternet Bağımlılık Ölçeği’nin geliştirilmesi: Geçerlik-güvenirlik çalışması. Hacettepe Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi, 39, 220–232.

Nasıl Çalışır?

1

İnternet Bağımlılığı Testi Nedir?

İnternet bağımlılığı testi (veya ölçeği), bireyin internet kullanımını kontrol etmekte güçlük yaşaması, çevrim içi ortamda geçirilen sürenin giderek artması ve bu durumun akademik, mesleki ya da sosyal işlevsellik üzerinde olumsuz sonuçlar doğurmasına rağmen bu davranışın sürdürülmesi durumunu (internet bağımlılığını) değerlendirmek ve düzeyini ölçmek amacıyla geliştirilmiş bilimsel ölçme araçlarıdır. Web sitemiz dışındaki internet bağımlılığı testleri aşağıdadır

1.İnternet Bağımlılık Ölçeği (Selim Günüç ve Murat Kayri -2010)

  • Türkiye'deki internet bağımlılık profilini betimlemek ve değerlendirmek amacıyla Günüçve Kayri (2010) tarafından geliştirilmiştir.
  • Beşli Likert tipinde hazırlanan bu ölçek, bağımlılığın farklı boyutlarını bütüncül olarak ölçen 35 madde ve dört alt boyuttan oluşmaktadır.

 

2. Young İnternet Bağımlılığı Testi (YİBT) ve Kısa Formu (YİBT-KF)

  • Orijinal Ölçek: Kimberly Young (1998) tarafından, DSM-IV'teki "patolojik kumar oynama" tanı kriterlerinden esinlenerek ve bu kriterler internete uyarlanarak geliştirilmiştir. Test; internet ile yoğun zihinsel meşguliyet, tolerans, kontrol çabalarının başarısız olması, yoksunluk (huzursuzluk/öfke), planlanandan uzun süre çevrim içi kalma ve günlük sorumlulukların (iş, okul, aile) ihmal edilmesi gibi kriterleri değerlendirir.
  • Kısa Form (YİBT-KF): Young'ın orijinal testi esas alınarak Pawlikowski ve arkadaşları (2013) tarafından kısa forma dönüştürülmüştür. Türkçe geçerlilik ve güvenirlik çalışması Kutlu ve arkadaşları (2016) tarafından yapılmıştır. 12 maddeden oluşan tek boyutlu bir ölçektir. Katılımcılar maddeleri "Hiçbir zaman (1)" ile "Her zaman (5)" arasında değişen beşli Likert tipi seçeneklerle puanlar. Ölçekte ters puanlanan madde bulunmamaktadır; ölçekten alınan yüksek puan internet bağımlılığı düzeyinin yüksek olduğuna işaret eder.

3. Chen İnternet Bağımlılığı Ölçeği (CİBÖ)

  • Chen ve arkadaşları (2003) tarafından genel popülasyondaki internet bağımlılığını değerlendirmek amacıyla geliştirilmiştir.
  • Ölçek; kompulsif kullanım, tolerans, yoksunluk, kişilerarası/sağlık sorunları ve zaman yönetimi zorlukları olmak üzere beş alt ölçekten ve toplam 26 maddeden oluşur.
  • Dörtlü Likert tipinde tasarlanan ölçekten alınabilecek en düşük puan 26, en yüksek puan ise 104'tür. Patolojik internet kullanımını belirlemek amacıyla 64 puan kesme noktası olarak kabul edilmektedir.

4. Ergenler İçin İnternet Bağımlılığı Ölçeği (Taş, 2019)

  • İbrahim Taş (2019) tarafından özellikle ergenlerin (10-18 yaş) internet bağımlılığını ölçmek için geliştirilmiştir.
  • DSM-5'te yer alan "çevrim içi oyun oynama bozukluğu" tanı kriterleri doğrultusunda geliştirilen ölçek, 9 maddeden oluşan tek faktörlü ve beşli Likert tipi bir ölçme aracıdır.

 

 

2

İnternet bağımlılığının belirtileri nelerdir?

İnternet bağımlılığı, bireyin yaşam kalitesini ve günlük işlevselliğini çok yönlü olarak bozan davranışsal bir bağımlılıktır. Alanyazında yer alan farklı kuramcıların (Young, Goldberg, Griffiths, Ögel, Beard ve Wolf) tanımlamalarına göre internet bağımlılığının temel belirtileri şu ana başlıklar altında toplanmaktadır:

  • Zihinsel Meşguliyet (Preoccupation / Belirginlik): Bireyin internette olmadığı durumlarda dahi zihinsel olarak sürekli internetle meşgul olması, geçmiş çevrim içi etkinlikleri ya da gelecekteki çevrim içi oturumları düşünmesi, internetteki aktivitelerin hayalini kurması ve internete bağlanmayı sabırsızlıkla beklemesi.
  • Tolerans Gelişimi: Başlangıçta yeterli gelen internet kullanım süresinden zamanla doyum alınamaması ve aynı haz, keyif ya da tatmini elde edebilmek için çevrim içi geçirilen sürenin giderek artırılması.
  • Yoksunluk / Geri Çekilme Belirtileri: İnternet kullanımının kısıtlanması, azaltılması veya internete erişilememesi durumunda bireyde huzursuzluk, gerginlik, öfke patlamaları, asabiyet, çökkünlük veya can sıkıntısı gibi olumsuz duygusal ve psikososyal semptomların ortaya çıkması.
  • Kontrol Kaybı ve Başarısız Sınırlama Girişimleri: İnternet kullanımını azaltmak, denetim altına almak ya da tamamen bırakmak amacıyla yapılan tekrarlayan girişimlerin başarısızlıkla sonuçlanması ve başlangıçta planlanandan çok daha uzun süre internette kalınması.
  • Günlük Sorumlulukların İhmali ve İşlevsellik Kaybı: İnternet kullanımı nedeniyle aile, okul, iş ya da sosyal yaşamdaki sorumlulukların ve günlük görevlerin aksatılması, ertelenmesi ya da tamamen ihmal edilmesi. Bu durumun akademik başarıda düşüş, iş performansında azalma ve yakın ilişkilerde bozulmaya yol açması.
  • Zararlarına Rağmen Kullanımı Sürdürme: Uykusuzluk, kas-iskelet sistemi ağrıları (özellikle sırt/boyun ağrıları), el bileğinde ağrı, karpal tünel sendromu veya göz yorgunluğu gibi fiziksel rahatsızlıklar ile sosyal ya da aile içi çatışmalar gibi olumsuz sonuçlar yaşanmasına rağmen internet kullanımına ısrarla devam edilmesi.
  • Olumsuz Duygulardan ve Sorunlardan Kaçış: İnternetin gerçek yaşamdaki stres, yalnızlık, yetersizlik, suçluluk, çaresizlik, çökkünlük ya da kaygı gibi hoşa gitmeyen duygu durumlarından uzaklaşmak veya hayattaki sorunlarla başa çıkmak amacıyla bir sığınak/kaçış aracı olarak kullanılması.
  • Yalan Söyleme ve Gizleme: İnternette geçirilen gerçek zaman miktarını ve çevrim içi yapılan aktiviteleri aile üyelerine, arkadaşlara veya terapiste yalan söyleyerek gizleme veya olduğundan az gösterme.
  • Sosyal Geri Çekilme ve İçe Kapanma (Asosyallik): Yüz yüze sosyal etkileşimler yerine çevrim içi ortamları ve sanal arkadaşlıkları tercih etme, sosyal ortamlardan uzaklaşarak bilgisayar/telefon başında yalnız vakit geçirme eğilimi gösterme ve kendi iç dünyasına çekilme.
3

İnternet bağımlılığı nasıl tedavi edilir?

İnternet bağımlılığı tedavisinde, klasik madde bağımlılıklarının aksine internetin günlük hayattan tamamen çıkarılması (tamamen yoksunluk) amaçlanmaz; çünkü internet doğru kullanıldığında işlevsel bir araçtır. Bu nedenle tedavinin asıl amacı, interneti tamamen yasaklamak yerine "kontrollü kullanım" ilkesini benimsemek, kullanım süresini ve amacını denetim altına almaktır.

Kaynaklarda yer alan ve bilimsel araştırmalarla etkililiği sınanmış başlıca tedavi ve müdahale yöntemleri şunlardır:

1. Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT)

İnternet bağımlılığının tedavisinde en etkili ve yaygın psikoterapötik yaklaşım olarak Bilişsel-Davranışçı Terapi (BDT) öne çıkmaktadır. BDT, internet kullanım süresini kontrol etmeyi, otomatik düşünceleri fark ederek bilişsel yeniden yapılandırmayı ve bilişsel çarpıtmalarla mücadele etmeyi hedefler.

Kimberly Young tarafından geliştirilen "BDT-İB" (Bilişsel Davranışçı Terapi - İnternet Bağımlılığı) modeli üç aşamadan oluşur:

  • Davranış Değişikliği Aşaması: Danışanın internet kullanım alışkanlıkları değerlendirilir ve yeni zaman yönetimi hedefleri belirlenir. İnternet kullanım süresini kademeli olarak azaltma, alarm kurma, internete bağlanılan zamanı kaydırma, dış durdurucular ve hatırlatıcı kartlar kullanma gibi davranışçı teknikler uygulanır. Ayrıca internet dışındaki etkinlikleri planlamak için alternatif hobi çizelgeleri veya kişisel not defterleri oluşturulur.
  • Bilişsel Yeniden Yapılandırma Aşaması: Kişiyi internete yönelten uyumsuz bilişler (örn. "Çevrimdışıyken değersizim, ancak çevrimiçiyken değerliyim") ve sorunlardan kaçma/rahatlama aracı olarak interneti kullanma davranışları ele alınır. Danışandan internet bağımlılığının neden olduğu 5 temel problemi ve interneti azaltmanın sağlayacağı 5 temel faydayı listelemesi istenir. Yeme ya da internet kullanımı sırasındaki otomatik düşünceler ve bilişsel hatalar günlük olarak takip edilerek kontrol altına alınır.
  • Zarar Azaltma Terapisi Aşaması: Bağımlılığın gelişimine zemin hazırlayan kişisel, durumsal, sosyal ve psikiyatrik sorunlar (örn. altta yatan depresyon, anksiyete, ailevi çatışmalar) tanımlanır ve ele alınır.

2. Diğer Psikoterapötik Yaklaşımlar

  • Motivasyonel Görüşme: Danışanın internet bağımlılığı nedeniyle yaşamında uğradığı kayıplar ve değişmediği takdirde kaybedebileceği ihtimaller üzerinde durulur. Açık uçlu sorularla danışanın internette geçirdiği süreyi, kullandığı uygulamaları ve internete erişemediğindeki duygularını kendi kendine sorgulaması ve değişime istekli hale gelmesi (motivasyon kazanması) sağlanır.
  • Gerçeklik Terapisi: İnternet bağımlılığını bireyin kendi seçimi olarak değerlendirir ve seçimlerin sorumluluğunu almaya odaklanır. Seçim teorisi, 5 temel ihtiyaç, toplam davranış modelleri ve davranış değişikliğine yönelik yazılı sözleşmeler kullanılarak danışanın düşünce ve davranışlarını değiştirmesi hedeflenir.
  • Pozitif Psikoloji ve Öyküsel Terapi: Danışanların özsaygısını güçlendirmeye, olumsuz duygularını sağlıklı şekilde ifade etmelerine yardımcı olmaya ve yaşamlarına yeni anlam ve değerler katmaya (örn. maneviyat odaklı öyküsel terapi veya minnettarlık çalışmalarıyla alternatif yaşam öyküleri yazma) odaklanır.

3. Aile Odaklı Müdahaleler ve Aile Terapisi

Özellikle çocuk ve ergenlerde internet bağımlılığının tedavisinde aile eğitimleri ve aile terapisi kritik bir rol oynar. Bu kapsamda:

  • Ebeveynlerin çocuklarıyla olan iletişimini güçlendirmesi, öfke ve güven kaybına ilişkin başa çıkma stratejileri geliştirmesi desteklenir.
  • Ev ortamında internet kullanım sınırları katı ve cezalandırıcı yasaklar yerine, çocuğun gelişimsel özellikleri dikkate alınarak gerekçelendirilmiş esnek kurallarla düzenlenir.
  • Çoklu Aile Grup Terapisi gibi yöntemler, aile içi iletişimi artırırken ergenlerin internette geçirdikleri süreyi ve bağımlılık düzeylerini anlamlı ölçüde azaltmaktadır.

4. Yaşam Biçimi Değişiklikleri ve Fiziksel Aktivite

Sadece dijital kullanımı sınırlandırmak yeterli olmayıp, yaşam biçiminin sağlıklı yönde değiştirilmesi gerekir. Düzenli fiziksel aktiviteler (grup sporları, egzersizler, yürüyüşler) bireyin özsaygısını güçlendirerek internete olan patolojik yönelimini tersine çevirir. İnternet başında hareketsiz kalmak yerine nefes ve kas gevşetme egzersizleri uygulanarak sedanter yaşam tarzı aktif hale getirilir.

5. Farmakolojik (İlaç) Tedavi

Aşırı internet kullanımına eşlik eden depresyon, anksiyete, dürtü kontrol güçlüğü veya DEHB (Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu) gibi psikiyatrik sorunların tedavisinde hekim kontrolünde ilaç tedavisinden yararlanılır.

  • En Sık Kullanılan İlaçlar: Yapılan klinik derlemelere göre internet oyun oynama bozukluğu ve bağımlılık tedavisinde en sık bupropion, metilfenidat ve SSRİ (seçici serotonin geri alım inhibitörleri) grubundaki antidepresanlar kullanılmaktadır.
  • Dürtüsellik ve Nörobiyolojik Destek: Dopaminerjik fonksiyon bozukluğunu dengelemek amacıyla alkol bağımlılığında da kullanılan bir opiat antagonisti olan naltrekson tedavide tercih edilebilmektedir.
  • Psikotik Belirtiler: Aşırı uykusuzluk ve dijital ortama yoğun maruziyet sonucu ortaya çıkabilen psikotik belirtilerin yönetiminde antipsikotik ilaçlar klinik değerlendirmeyle önerilebilir.

İnternet bağımlılığıyla mücadelede, okul sağlığı hemşireleri, rehberlik servisleri, aileler ve klinik uzmanların birlikte çalıştığı çok disiplinli ve bütüncül önleme/müdahale programlarının uygulanması tedavinin başarısını ve sürdürülebilirliğini doğrudan artırmaktadır.

4

İnternet bağımlılığı yeme alışkanlıklarını nasıl etkiler?

Bir önceki sorumuzda ele aldığımız internet bağımlılığı ölçekleri (özellikle Young İnternet Bağımlılığı Ölçeği) kullanılarak yapılan bilimsel araştırmalar, internet bağımlılığı ile yeme alışkanlıkları ve yeme tutumları arasında son derece güçlü ve doğrudan ilişkiler olduğunu ortaya koymaktadır.

İnternet bağımlılığı, bireylerin beslenme düzenini ve yeme alışkanlıklarını şu temel yollarla olumsuz etkilemektedir:

1. Yeme Tutumlarında Risk Artışı ve Takıntılar

  • Olumsuz Yeme Tutumu: İnternet bağımlılığı düzeyi arttıkça çocuk ve ergenlerin yeme tutum puanlarının anlamlı şekilde arttığı, yani beslenme ve yeme davranışlarının çok daha olumsuz ve riskli bir hal aldığı saptanmıştır.
  • Diyet ve İncelik Takıntısı: İnternet bağımlılığı puanı yüksek olan bireylerde, yeme tutumunun özellikle "diyet yapma" ile "incelik ve yiyeceğe aşırı düşkünlük" alt boyutlarında pozitif yönlü ve anlamlı bir artış görülmektedir.

2. Öğün Atlama ve Rutinlerin Bozulması

  • Yemek Yemeyi Geçiştirme: İnternet başında geçirilen kontrolsüz süreler günlük yaşam rutinlerini bozarak düzensiz beslenmeye yol açmaktadır. Ortaöğretim öğrencileriyle yapılan çalışmalarda ergenlerin internetteyken en sık öğün atlama davranışı sergilediği, öğrencilerin %51,7'sinin sabah kahvaltısı yapmadığı ve %32,8'inin internet başındayken yemek yemeyi geçiştirdiği tespit edilmiştir. Kahvaltı gibi ana öğünlerin atlanması doğrudan yüksek internet bağımlılığı düzeyiyle ilişkili bulunmuştur.

3. Ekran Başında Farkındalık Dışı (Bilinçsiz) ve Sağlıksız Besin Tüketimi

  • Yoğun Atıştırma Eğilimi: İnternette vakit geçiren çocuk ve ergenlerin büyük bir çoğunluğu (%71,5) ekran başındayken bir şeyler yiyip içmektedir.
  • Yüksek Kalorili/Paketli Gıdalar: İnternet kullanımı sırasında en sık tüketilen besinlerin başında cips ve paketli gıdalar (%16,0), pasta, kek vb. (%15,6), kuruyemiş (%15,1) ve gazlı içecekler (%14,5) gelmektedir.
  • Farkındalık Dışı (Mindless) Beslenme ve Obezite: Ekran başında geçirilen sürenin artması yeme farkındalığını düşürmekte ve bireyleri plansız besin tüketimine yöneltmektedir. Bu durum, yağ ve karbonhidrat oranı yüksek gıdaların bilinçsizce tüketilmesi ve internet nedeniyle uyanık kalınan sürelerin uzayarak gece yeme alışkanlığının tetiklenmesiyle birlikte obezite riskini doğrudan artırmaktadır.
  • Sosyal Baskı: İnternette vakit geçirirken bir şeyler yiyip içen çocukların, yemeyenlere kıyasla "yemek yemeye sosyal baskı" alt boyut puanlarının anlamlı düzeyde daha yüksek olduğu bulunmuştur.

4. Yeme Bozuklukları Riski ve Sosyal Medya Baskısı

  • Klinik Bozukluklar: İnternet bağımlılığı; anoreksiya nervoza, bulimiya nervoza, duygusal yeme ve tıkanırcasına yeme bozukluğu gibi klinik düzeydeki yeme bozukluklarıyla pozitif yönde anlamlı ilişkilere sahiptir.
  • İdeal Beden İmgeleri ve Akran Baskısı: Sosyal medyanın yoğun kullanımı; bireyleri idealize edilmiş, gerçekçi olmayan beden görsellerine sürekli maruz bırakmaktadır. Sosyal medyada beslenmeyle ilgili paylaşımları sıklıkla okuyan çocuk ve ergenlerin beden algılarının düştüğü ve yeme davranış bozukluğu geliştirme risklerinin ciddi şekilde arttığı tespit edilmiştir.

5. Hareketsiz (Sedanter) Yaşamın Dolaylı Etkisi

  • Fiziksel Aktivitenin Kısmi Aracı Rolü: Araştırmalardaki en çarpıcı bulgulardan biri, internet bağımlılığının yeme tutumu üzerindeki olumsuz etkisinin yaklaşık %59,6'sının fiziksel aktiviteye yönelik olumlu tutumun azalması (hareketsiz yaşam tarzı) aracılığıyla dolaylı olarak gerçekleşmesidir. İnternet bağımlılığı arttıkça bireylerin fiziksel aktivite motivasyonu düşmekte; bu durum sedanter yaşam tarzını pekiştirerek beden imajı algısını bozmakta ve dolaylı olarak yeme tutumlarının daha sağlıksız hale gelmesine zemin hazırlamaktadır.

 

5

Ekran bağımlısı çocuğa nasıl davranmalı?

Ekran kullanımı ve internet bağımlılığı, çocukların hem duygusal gelişimini hem de günlük yaşam rutinlerini etkileyen çok boyutlu bir halk sağlığı sorunudur. Araştırmalar ve klinik çalışmalar, ekran bağımlılığı riski taşıyan veya aşırı teknoloji kullanan çocuklara yaklaşırken ebeveynlerin izlemesi gereken temel tutum ve davranışları şu şekilde sıralamaktadır:

1. Bütüncül ve Duygusal Bir Değerlendirme Yapın (Sadece Süreye Odaklanmayın)

  • Kullanım Amacını ve Duygusal İhtiyacı Anlayın: Çocuğun ekranla olan etkileşimini yalnızca günlük kullanım süresi bazında ele almayın. Bu kullanımın hangi amaçlara hizmet ettiğini, çocuğun süreç içerisinde hangi duygusal gereksinimlerini (akran kabulü, yalnızlık, can sıkıntısı, ders stresi vb.) karşılamaya veya hangi olumsuz duygulardan kaçmaya çalıştığını anlamaya odaklanın.

2. Yargılayıcı Olmayan, Güvenli Bir İletişim Ortamı Oluşturun

  • Çatışmayı Azaltın, Destekleyici Olun: Aile içi çatışmalar çocukları dijital dünyaya ve internet bağımlılığına doğrudan yönlendiren önemli bir risk faktörüdür. Ebeveynlerin desteği, denetimi ve sağlıklı iletişimi ise çocuğun içsel öz denetim becerisini dolaylı yoldan güçlendirerek koruyucu rol oynamaktadır.
  • Yargılamadan Dinleyin: Aile içi iletişim ortamlarını, çocukların duygu ve düşüncelerini eleştirilme ya da yargılanma kaygısı taşımadan paylaşabilecekleri "güvenli alanlar" haline getirin. Bu güven, internetin duygusal bir kaçış mekanizması olarak kullanılma olasılığını ciddi ölçüde düşürür.
  • Sert Eğilimlerden Kaçının: Sert disiplin uygulamaları, cezalandırıcı ebeveynlik tutumları ve aile içi destek yetersizliği, çocuklardaki internet bağımlılığı riskini doğrudan artırmaktadır.

3. Katı Yasaklar Yerine "Gerekçeli ve Esnek" Sınırlar Belirleyin

  • Karşılıklı Uzlaşı Sağlayın: Ev ortamında ekran kullanımına ilişkin kuralları katı ve sınırlayıcı yasaklar şeklinde koymak yerine, çocuğun gelişimsel özellikleri dikkate alınarak oluşturulmuş esnek sınırlar çerçevesinde düzenleyin.
  • Kuralları Gerekçelendirin: Koyduğunuz sınırların nedenlerini çocuğunuza mutlaka açıklayın. Sınırların karşılıklı anlayış ve uzlaşıya dayalı olarak belirlenmesi, çocuğun kendi öz-düzenleme kapasitesini ve akademik öz-yeterlik algısını güçlendirecektir.

4. Teknolojiden Arındırılmış "Yüz Yüze Etkileşim" Zamanları Yaratın

  • Ortak Alanlar ve Etkinlikler Oluşturun: Günün belirli zaman dilimlerini bilinçli ve istikrarlı bir şekilde teknolojik araçlardan uzak geçirerek yüz yüze etkileşime ayırın. Ortak yemek saatleri, aile içi sohbetler veya birlikte gerçekleştirilen aktiviteler, çocuğun sosyalleşmek için internete duyduğu ihtiyacı hafifletecek ve sosyal bağlarını kuvvetlendirecektir.

5. Olumlu Bir "Dijital Rol Model" Olun

  • Kendi Davranışlarınızı Gözden Geçirin: Ebeveynlerin kendi internet, telefon ve sosyal medya kullanım biçimleri, çocuklar açısından en etkili davranış modelini oluşturur. Çocuklarınızın sağlıklı ekran alışkanlıkları kazanmasını istiyorsanız, öncelikle kendi dijital tutum ve davranışlarınız konusunda farkındalık geliştirip olumlu rol modeller sunmalısınız.

6. Alternatif Fiziksel ve Sosyal Aktiviteleri Teşvik Edin

  • Gerçek Yaşam Aktivitelerine Yönlendirin: Çocuğun ekran başında hareketsiz kalmasını önlemek için onu ilgi alanlarına uygun spor, sanat, hobi ve kültürel faaliyetlere yönlendirin. Düzenli fiziksel aktiviteler ve egzersizler, çocukların ekrana ayırdığı süreyi ve bağımlılık düzeylerini azaltmada kanıtlanmış bir koruyucu güce sahiptir.

7. Erken Belirtileri İzleyin ve Gerekirse Profesyonel Destek Alın

  • Risk Göstergelerini Takip Edin: Ekran kullanımının çocuğun günlük işlevselliğini olumsuz etkilediği durumlara (uyku düzeninde bozulma, sosyal geri çekilme, ders başarısında düşüş, öfke ve yoksunluk belirtileri) karşı ebeveyn olarak duyarlı olun.
  • Profesyonel Desteği Normalleştirin: Ekran kullanımının kontrol edilemediği ve aile içi müdahalelerin yetersiz kaldığı durumlarda uzman bir psikolojik danışman, okul rehberlik servisi veya çocuk ruh sağlığı uzmanına başvurmayı ihmal etmeyin. Bu durumun bir zayıflık değil, bilinçli ve sağlıklı bir çözüm arayışı olduğunu unutmayın.

 

6

Teknoloji bağımlısı olduğumuzu nasıl anlarız?

Teknoloji ve internet kullanımı modern yaşamın vazgeçilmez birer parçası haline gelse de, bu kullanımın kontrolsüz, aşırı ve patolojik bir boyut kazanması teknoloji ve internet bağımlılığı gibi ruh sağlığı sorunlarını beraberinde getirmektedir. Teknoloji bağımlılığı resmi tanı sistemlerinde (DSM-5) henüz tamamen bağımsız bir tanı kategorisi olarak yer almasa da (internet oyun oynama bozukluğu hariç), alanında uzman araştırmacılar bireylerin bu bağımlılığa sahip olup olmadığını anlamak için bilimsel ölçütler ve net tanı kriterleri geliştirmiştir.

Teknoloji bağımlısı olup olmadığımızı anlamamızı sağlayan başlıca tanı modelleri ve belirtiler şunlardır:

1. Kimberly Young’ın 8 Tanı Kriteri

Patolojik kumar oynama modelinden esinlenerek geliştirilen bu kriterler, internet ve teknoloji bağımlılığını saptamada en sık başvurulan bilimsel yöntemlerden biridir. Bir bireyin bağımlı olarak değerlendirilebilmesi için aşağıdaki 8 kriterden en az 5'ini (beş) karşılıyor olması gerekir:

  • Aşırı Zihinsel Meşguliyet: İnternette veya ekran başında olunmayan zamanlarda dahi sürekli teknolojiyi düşünmek, çevrim içi yapılan aktivitelerin hayalini kurmak veya bir sonraki oturumu planlamak.
  • Tolerans Gelişimi: Başlangıçta elde edilen keyif, doyum ve hazza ulaşabilmek için çevrim içi geçirilen sürenin zamanla giderek artırılması ihtiyacı.
  • Kontrol Kaybı: Teknolojiyi/interneti azaltma, kontrol altına alma ya da tamamen bırakmaya yönelik tekrarlayan girişimlerin başarısızlıkla sonuçlanması.
  • Yoksunluk Belirtileri: Ekran kullanımının azaltılması veya kesilmesi durumunda bireyde huzursuzluk, sinirlilik, öfke patlamaları, asabiyet, çökkünlük veya mutsuzluk gibi duyguların ortaya çıkması.
  • Zaman Algısında Bozulma: Başlangıçta planlanandan veya amaçlanandan çok daha uzun süre internette/ekran karşısında kalma.
  • İşlevsellik Kaybı: Aşırı teknoloji kullanımı yüzünden aile, okul, iş veya yakın sosyal ilişkilerde ciddi problemler yaşanması; eğitim veya kariyerle ilgili önemli fırsatların kaçırılması ya da tehlikeye atılması.
  • Gizleme ve Yalan Söyleme: Çevredeki kişilere (aileye, arkadaşlara veya terapiste) internette geçirilen gerçek zaman miktarı hakkında yalan söyleme veya bu süreyi gizleme.
  • Duygusal Kaçış: Teknolojiyi; günlük hayattaki sorunlardan, çaresizlik, suçluluk, kaygı, anksiyete ya da depresyon gibi hoşa gitmeyen olumsuz duygulardan uzaklaşmak/kaçmak amacıyla bir sığınak olarak kullanmak.

2. Griffiths'in 6 Çekirdek Bileşeni

Griffiths'e göre teknolojik bağımlılıklar, klasik madde bağımlılıklarıyla aynı temel özellikleri paylaşır. Kendinizde şu durumların varlığını sorgulayarak da bağımlılık eğiliminizi fark edebilirsiniz:

  • Belirginlik (Salience): Teknolojinin bireyin düşünce, duygu ve davranışlarında merkezi bir yer edinerek hayatın diğer tüm alanlarını ikinci plana itmesi.
  • Duygu Durum Değişikliği (Mood Modification): Teknolojik araçların başına geçildiğinde bir kaçış, rahatlama veya geçici bir uyuşma hissinin yaşanması.
  • Tolerans (Tolerance): Aynı doyum seviyesine ulaşmak için ekran süresini sürekli artırma eğilimi.
  • Yoksunluk (Withdrawal): Teknolojiden uzak kalındığında yoğun asabiyet ve huzursuzluk hissi.
  • Çatışma (Conflict): Aşırı ekran kullanımı nedeniyle yakın çevreyle, iş/okul hayatıyla veya bireyin kendi iç dünyasında kronik çatışmalar yaşaması.
  • Nüks (Relapse): Sınırlandırılan teknoloji kullanımının, kısa süre sonra kontrol kaybedilerek eski aşırı düzeyine hızla geri dönmesi.

3. Günlük Yaşamda Kendini Gösteren Diğer Fiziksel ve Sosyal Uyarıcılar

Aşırı kullanımın günlük alışkanlıklar ve sağlık üzerindeki yıkıcı etkileri de önemli uyarı işaretleridir:

  • Fiziksel Sağlık Sorunları: Uzun süre hareketsiz ekran başında kalmaya bağlı sırt/boyun ağrıları, göz yorgunluğu, uykusuzluk ve el bileğinde karpal tünel sendromu gibi şikayetlerin gelişmesine rağmen ekran kullanımını sürdürmek.
  • Sosyal İzolasyon: Yüz yüze iletişim kurmak yerine sanal ortamları tercih etmek, insan ilişkilerinden uzaklaşarak yalnız kalmayı istemek.
  • Rutinlerin Aksatılması: Teknoloji kullanımı nedeniyle ev/okul sorumluluklarını yerine getirememek, spor, sinema, kitap okuma gibi gerçek yaşam aktivitelerine olan ilgi ve isteği tamamen kaybetmek.

Eğer kendinizde veya bir yakınınızda bu belirtilerin büyük bir kısmını, özellikle de ilişkileri ve günlük sorumlulukları bozacak düzeyde gözlemliyorsanız, teknolojiyle olan ilişkinizin sağlıksız bir boyutta olduğunu söylemek mümkündür.

 

Örnek Sorular

1

İnternet kullanamadığım zaman kendimi gergin/huzursuz hissederim

Cevaplamak için testin içinde sunulan ölçeği kullanın
2

İnternet kullanmak isteyip de kullanamadığım zaman sinirli/öfkeli olurum.

Cevaplamak için testin içinde sunulan ölçeği kullanın
3

İnternet bağlantısı koparsa ya da yavaşlarsa sinirlenirim/öfkelenirim.

Cevaplamak için testin içinde sunulan ölçeği kullanın

Sıkça Sorulan Sorular

İnternet bağımlılığı, bireyin internet kullanımını kontrol edememesi, aşırı kullanım nedeniyle günlük yaşamının olumsuz etkilenmesi ile karakterize bir davranışsal bağımlılıktır.

İnternet Bağımlılığı Testi , bireylerin internet kullanım düzeyini ve bağımlılık riskini ölçmek amacıyla geliştirilmiş bir öz-bildirim ölçeğidir.

İnternet kullanımının problemli olup olmadığını değerlendirmek Bağımlılık düzeyini belirlemek Klinik ve araştırma çalışmalarında risk gruplarını tespit etmek

İnternet bağımlılığı riskini erken dönemde belirlemeye yardımcı olur Psikolojik danışma ve terapi süreçlerinde müdahale planı oluşturmayı destekler Depresyon, anksiyete ve sosyal izolasyon ile ilişkisi incelenebilir

Hayır. tanı koymaz, sadece bağımlılık düzeyi ve risk hakkında bilgi verir

İnternet kullanımının psikolojik iyi oluş, akademik başarı ve sosyal ilişkiler üzerindeki etkisini incelemek Bağımlılık davranışlarının yaygınlığını belirlemek Müdahale programlarının etkinliğini değerlendirmek

Yorumlar (0)

Deneyiminizi paylaşın. Yorumlar yayınlanmadan önce yönetici onayından geçer.

Yorum Yapın

E-posta adresiniz yayınlanmaz. Yorumunuz onaylandıktan sonra görünür.

Henüz yorum yapılmamış

İlk yorumu yapan siz olun!

Hazır Mısınız?

Kendinizi keşfetme yolculuğunuza bugün başlayın. 35 soru ve detaylı rapor sizi bekliyor.