Online İntihar Düşüncesi Ölçeği İDO
İntihar Düşüncesi Ölçeği, İntihar Düşüncesi Testi ,bireyin intihara dair düşüncelerini sorgulayarak intihar riskini belirlemek amacıyla kullanılmaktadır. Eğer intihara dair düşünceler varsa bu konuda profesyonel bir destek almak çok önemlidir. Hiçbir şekilde tanı ve tedavi amaçlı kullanılamaz. Tanı ve tedavi gerektiren durumlar için lütfen yetkili mercilere başvurunuz. Aşağıda intihara ait düşünceleri belirten bazı cümleler verilmiştir. Size uygun olanlar için "Doğru", uygun olmayanlar için ise "Yanlış" SEÇENEĞİNİ işaretleyiniz.
Hemen başlayabilirsiniz
Bilimsel Geçerlilik
Sonuçların niteliği kullanılan ölçeğe, yanıtların tutarlılığına ve uygun değerlendirmeye bağlıdır.
Test Hakkında
İntihar Düşüncesi Testi
İntihar Düşüncesi Ölçeği, bireyin intihara dair düşüncelerini sorgulayarak intihar riskini belirlemek amacıyla kullanılmaktadır. Eğer intihara dair düşünceler varsa bu konuda profesyonel bir destek almak çok önemlidir. Hiçbir şekilde tanı ve tedavi amaçlı kullanılamaz. Tanı ve tedavi gerektiren durumlar için lütfen yetkili mercilere başvurunuz. Aşağıda intihara ait düşünceleri belirten bazı cümleler verilmiştir. Size uygun olanlar için "Doğru", uygun olmayanlar için ise "Yanlış" SEÇENEĞİNİ işaretleyiniz.
Nasıl Çalışır?
Ölçek Hakkında Detaylı Bilgi
Ölçek Hakkında Detaylar:
Geliştirenler: Ölçek, 1989 yılında S. Levine, R. J. Ancill ve A. P. Roberts (Levine et al.) tarafından geliştirilmiştir.
Türkçe Uyarlaması: Türkçe geçerlik ve güvenirlik çalışması 1995 yılında Nesrin Dilbaz ve arkadaşları tarafından gerçekleştirilmiştir.
Özellikleri: Toplam 17 maddeden oluşur. Kişideki intihar düşüncesinin şiddetini, kontrol edilemeyen öfke, umutsuzluk, suçluluk duygusu ve öz zarar verme isteği gibi intihar riskini artıran etkenleri değerlendirmek amacıyla kullanılan öz-bildirim tarzı bir testtir.
İntihar Nedir?
İntihar Nedir?
İntihar, en genel ve kısa tanımıyla, bir kimsenin toplumsal ve ruhsal nedenlerin etkisi ile kendi hayatına son vermesi olarak tanımlanmaktadır
Bilimsel literatürde bu olgu yalnızca ölümle sonuçlanan nihai eylemle sınırlı tutulmamakta; intihar davranışları şemsiyesi altında ölüm, girişim, plan ve düşünceleri kapsayan çok boyutlu ve karmaşık bir süreç olarak ele alınmaktadır
Notebook'unuzdaki kaynaklarda, intihar eğilimini ve olasılığını açıklamaya yönelik öne çıkan bazı kuramsal yaklaşımlar ve modeller şunlardır:
Kişilerarası Psikolojik İntihar Kuramı: Bireyi intihar düşüncesine ve sürecine sokan iki temel algının engellenmiş ait olma (yalnızlık, ait hissetmeme) ve başkalarına yük olma duyguları olduğunu savunur
. Ancak kurama göre intihar düşüncesinin eyleme dökülebilmesi için kişide aynı zamanda acıya dayanıklılık ve ölüm korkusunun azalmasını ifade eden edinilmiş intihar yeterliliğinin de bulunması gerekir
Üçlü Yordayıcı Model: Bireyin aynı anda yoğun öfke hissetmesi, dürtüsel davranması ve problem çözme becerilerinde kendini yetersiz algılamasının bir araya gelmesi durumunda intihar olasılığının oldukça yüksek bir risk düzeyine ulaştığını öngörür
Kişilerarası Psikolojik İntihar Kuramı
Kişilerarası Psikolojik İntihar Kuramı
Thomas Joiner tarafından geliştirilen Kişilerarası Psikolojik İntihar Kuramı (Interpersonal Psychological Theory of Suicide - KPİK), intihar davranışlarını açıklamakta son yıllarda en sık başvurulan ve araştırma üretme kapasitesi en yüksek modellerden biridir. Kuram, bir insanın intihar sürecine girmesini ve intihar düşünceleri geliştirmesini iki temel kişilerarası algı ve duyguya dayandırır:
1. İntihar İsteğini Oluşturan Kişilerarası Algılar
Kurama göre, kişinin intihar etme isteğinin (intihar meyilli olmasının) ortaya çıkması için şu iki algının eş zamanlı olarak var olması gerekir:
Engellenmiş Ait Olma (Thwarted Belongingness): Bireyin kendini ailesine, arkadaşlarına ya da sosyal çevresine ait hissetmemesi, sevilmediğini veya sosyal olarak tamamen soyutlandığını düşünmesidir.
Algılanan Başkalarına Yük Olma (Perceived Burdensomeness): Kişinin sevdiklerine, ailesine ya da sosyal çevresine bir yük olduğu, "kendisinin yokluğunun sevdiklerinin hayatını kolaylaştıracağı ve onları rahatlatacağı" şeklindeki yıkıcı ve hatalı inancıdır.
Bu iki kişilerarası inanç bir araya geldiğinde bireyde aktif intihar isteği tetiklenmektedir.
2. Edinilmiş İntihar Yeterliliği (Acquired Capability)
Modelin en özgün ve ayırt edici tarafı, sadece intihar isteğinin eyleme dökülmek için yeterli olmadığını savunmasıdır. Hayatta kalma güdüsü ve ölüm korkusu insan doğasında çok güçlü birer engeldir. Bireyin bu engeli aşarak intihar girişiminde bulunabilmesi için Edinilmiş İntihar Yeterliliği geliştirmesi gerekir.
Bu yeterlilik; bireyin geçmişte yaşadığı acı verici, korkutucu yaşantılar, kendine zarar verme davranışları ya da travmalar yoluyla ölüm korkusuzluğu kazanması ve fiziksel acıya karşı duyarsızlaşmasıyla edinilir.
Özetle; kişilerarası hayal kırıklıkları (ait olamama ve yük olma algısı) kişide istek yaratırken, edinilmiş intihar yeterliliği (acıya dayanıklılık ve ölüm korkusunun aşılması) bu isteğin eyleme dökülmesini sağlayan yetenek/yeterlilik boyutunu oluşturur.
3. Türkçe Uyarlaması ve Türkiye Bulguları
Modelin temel yapılarını ölçen Kişilerarası İhtiyaçlar Anketi (KİA) ve Edinilmiş İntihar Yeterliliği-Ölüm Korkusuzluğu Ölçeği (EİY-ÖKÖ) Türkçe’ye başarıyla uyarlanmış ve klinik dışı örneklemlerde psikometrik özellikleri test edilmiştir.
Araştırmalarda, Türkçe formların orijinal ölçeklerle dil eşdeğerliğinin tam sağlandığı, iç tutarlık ve zaman boyutundaki test-tekrar test güvenirliğinin oldukça yüksek olduğu bulunmuştur.
Dikkat çekici bir cinsiyet bulgusu olarak; Türkiye'deki örneklemlerde erkeklerin kadınlara kıyasla hem engellenmiş aidiyet (KİA-EAÖ) düzeylerinin hem de edinilmiş intihar yeterliliği-ölüm korkusuzluğu (EİY-ÖKÖ) puanlarının istatistiksel olarak anlamlı düzeyde daha yüksek olduğu saptanmıştır.
İntiharda Cinsiyet Farklılığı İlgili Genel Bilgiler
İntiharda Cinsiyet Farklılığı
intihar riski ve olasılığını ölçen ölçeklerde istatistiksel olarak anlamlı cinsiyet farkları ortaya konmuş olsa da, bu farkların arkasındaki klinik ve psikolojik nedenlerin tüm boyutlarıyla derinlemesine bir açıklamasına her ölçek için yer verilmemiştir. Bununla birlikte, klinik yordayıcılar ve örneklem dağılımları üzerinden şu klinik açıklamalar ve bulgular sunulmaktadır:
1. Dürtüsellik, Saldırganlık ve Erkek Cinsiyeti İlişkisi
İntihar riskini yordayan değişkenler incelenirken, dürtüsel davranışlar ve intihar riski arasındaki klinik ilişki erkeklerde kadınlara kıyasla anlamlı derecede daha güçlü bulunmuştur.
Psikiyatrik hastalar üzerinde yapılan çalışmalarda; intihar davranışı, saldırgan davranışlar ve dürtüsellik arasında güçlü bir bağ saptanmıştır.
Klinik açıdan en dikkat çekici bulgu, saldırganlık değişkeni istatistiksel olarak kontrol altına alındığında bile dürtüsellik ile intihar davranışı arasındaki bu güçlü korelasyonun özellikle erkeklerde devam etmesidir. Bu durum, fevrilik ve dürtüselliğin erkek hastalar için çok daha doğrudan ve ayırt edici bir klinik risk yordayıcısı olduğunu göstermektedir.
2. Kişilerarası İhtiyaçlar ve Edinilmiş Yeterlilik Bulguları
Thomas Joiner’ın kuramına dayanan Türkiye uyarlama çalışmasında, cinsiyet değişkeninin etkisi incelenmiş ve önemli farklar saptanmıştır:
Erkeklerin, kadınlara kıyasla hem engellenmiş aidiyet (sosyal çevreden soyutlanmış hissetme) düzeyleri hem de edinilmiş intihar yeterliliği-ölüm korkusuzluğu (acıya dayanıklılık ve ölüm korkusunun azalması) puanları istatistiksel olarak anlamlı derecede daha yüksek bulunmuştur.
Ancak kaynaklarda, bu kişilerarası inançların neden erkeklerde daha yüksek olduğuna dair derin bir klinik/kültürel tartışmaya girilmemiş; bunun yerine çalışmanın görece eğitim seviyesi yüksek üniversite öğrencileriyle sınırlı olmasının genellenebilirliği kısıtladığı ve klinik örneklemlerle ileriye dönük çalışmalar yapılması gerektiği vurgulanmıştır.
3. Klinik Başvuru ve Yatış Biçimlerindeki Dağılım
İntihar Olasılığı Ölçeği'nin (İOÖ) Türkiye'deki klinik geçerlik çalışmasında, hastaların tedavi biçimlerine göre cinsiyet dağılımında klinik bir farklılaşma göze çarpmaktadır:
Ayaktan tedavi gören psikiyatrik poliklinik hastalarının çoğunluğunu kadınlar (%62.4) oluştururken, klinik durumu daha ağır olan ve hastanede yatarak tedavi gören psikiyatrik hasta grubunun çoğunluğunu erkeklerin (%58.1) oluşturduğu saptanmıştır.
Bu dağılım, erkek hastaların klinik ortamlara genellikle riskin veya psikopatolojinin daha ileri/ağır evrelerinde (yatış gerektiren durumlarda) başvurduğuna dair dolaylı bir klinik gösterge sunmaktadır.
Örnek Sorular
Kontrol edemeyeceğim kadar öfkelenirim.
-Bazen başkalarını incitme isteği duyuyorum
-İncinmem veya yaralanmam umurumda değil.
Yorumlar (0)
Deneyiminizi paylaşın. Yorumlar yayınlanmadan önce yönetici onayından geçer.
Yorum Yapın
Henüz yorum yapılmamış
İlk yorumu yapan siz olun!
İlgili Testler
Hazır Mısınız?
Kendinizi keşfetme yolculuğunuza bugün başlayın. 17 soru ve detaylı rapor sizi bekliyor.
Teste Devam Et
Bu teste başlamak için lütfen giriş yapın veya kayıt olun.
Henüz hesabınız yok mu?
Test sonuçlarınıza erişmek ve detaylı raporları görüntülemek için ücretsiz hesap oluşturun.