Online Terk Edilme Değerlendirme Ölçeği Çoçuk Formu | Ücretsiz Ayrılık Kaygısı Değerlendirme Ölçeği
Aşağıdaki her bir soruyu dikkatli bir şekilde okuyunuz ve sizin için bu soruların ‘hiçbir zaman, bazen, sık sık veya her zaman’ olduğuna karar veriniz. Daha sonra her bir soru için sizi/kendinizi en i...
Hemen başlayabilirsiniz
Bilimsel Geçerlilik
Sonuçların niteliği kullanılan ölçeğe, yanıtların tutarlılığına ve uygun değerlendirmeye bağlıdır.
Test Hakkında
Aşağıdaki her bir soruyu dikkatli bir şekilde okuyunuz ve sizin için bu soruların ‘hiçbir zaman, bazen, sık sık veya her zaman’ olduğuna karar veriniz. Daha sonra her bir soru için sizi/kendinizi en iyi tanımladığını düşündüğünüz kelimeyi isaretleyiniz. Doğru veya yanlış cevap yoktur. Sizin genellikle nasıl hissettiğini tanımlayan kelimeleri hatırlayınız ve tercih ediniz.
Nasıl Çalışır?
Terk Edilme Değerlendirme Ölçeği Çoçuk Formu Nedir?
Terk Edilme Değerlendirme Ölçeği Çocuk Formu, aslında çocuklarda gözlenen ayrılık kaygısı düzeyini belirlemek amacıyla kullanılan Ayrılık Kaygısı Değerlendirme Ölçeği'nin (Separation Anxiety Assessment Scale - SAAS) iki ana alt boyutundan biridir.
Bu ölçek ve ilgili alt boyutu hakkında temel bilgiler şunlardır:
Gelişimi ve Amacı
- Geliştirenler: Ölçeğin çocuk formu orijinal olarak Hahn ve arkadaşları (2003) tarafından geliştirilmiştir.
- Amacı: Çocukların yaşadığı terk edilme korkusunu ve bununla ilişkili kaygı belirtilerini ölçmeyi hedeflemektedir.
- Türkçe Uyarlaması: Ölçeğin Türk çocukları için geçerlik ve güvenirlik çalışmaları Teze ve Arslan (2016) tarafından yapılmıştır.
Yapısı ve İçeriği
- Madde Sayısı: Ayrılık Kaygısı Değerlendirme Ölçeği toplam 14 maddeden oluşur ve iki alt boyuta (Yalnız Kalma Korkusu ve Terk Edilme Korkusu) ayrılır.
- Değerlendirme Tipi: 4'lü Likert tipi bir derecelendirme kullanılır (Hiçbir zaman, Bazen, Sık sık, Her zaman).
- Puanlama:
- Terk edilme korkusu alt boyutu için alınabilecek en düşük puan 8, en yüksek puan ise 32 olarak belirlenmiştir.
- Alınan puanların yüksek olması, çocuğun terk edilme konusunda yaşadığı kaygı düzeyinin de yüksek olduğu anlamına gelir.
Güvenirlik
- Teze ve Arslan (2016) tarafından yapılan çalışmada, ölçeğin çocuk formunun güvenirlik katsayısı .83 olarak bulunmuştur.
- Test-tekrar test analizlerinde, terk edilme korkusu puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı ve yüksek bir ilişki saptanmıştır (r=.70).
Ölçek, çocukların terk edilme durumunda başlarına kötü bir şey geleceği endişesini ve bu duruma eşlik eden yalnız kalma korkusunu detaylı bir şekilde değerlendirmektedir.
Çocuğun yaşı ile terk edilme korkusu nasıl bir değişim gösterir?
Araştırmalara göre, çocuklarda terk edilme korkusu ile yaş arasında genel olarak anlamlı bir ilişki bulunmakta ve bu korku yaş ilerledikçe farklı seyirler izleyebilmektedir.
Çocuğun yaşı ile terk edilme korkusu arasındaki değişim şu şekillerde özetlenebilir:
Okul Öncesi Dönemde Belirgin Farklılık
- Okul öncesi dönemdeki (60-72 ay aralığı) çocuklarla yapılan bir çalışmada, terk edilme korkusu yaşa göre manidar bir farklılık göstermektedir.
- Terk edilme korkusu yüksek olan çocuklar incelendiğinde, 5 yaşındaki çocukların oranı (%62,7), 6 yaşındaki çocukların oranına (%39,6) kıyasla anlamlı derecede daha yüksek bulunmuştur. Bu durum, yaş küçüldükçe terk edilme korkusunun daha yoğun yaşanabildiğine işaret etmektedir.
Gelişimsel Süreç ve Tepe Noktası
- Boylamsal çalışmalar, ayrılık kaygısının (ki terk edilme korkusu bunun temel bir bileşenidir) 4-5 yaşına kadar arttığını, ancak bu yaştan sonra düşme eğilimine girdiğini göstermektedir.
- Genel bir kural olarak, ayrılık kaygısı bozukluğunun yaygınlığı yaşın ilerlemesiyle birlikte azalma göstermektedir.
- Bebeklik döneminde 13-18. aylar arasında zirveye ulaşan bu kaygı, çoğu çocuk için 2 yaşından itibaren azalmaya başlar.
İlkokul Dönemi Bulguları
- Bazı araştırmalar, ilkokul seviyesindeki (6-10 yaş arası) çocuklarda terk edilme korkusu puanlarının yaşa göre istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık göstermediğini saptamıştır.
- Buna karşın, aynı yaş grubunda ayrılık kaygısının toplam puanı değerlendirildiğinde, 6 ve 7 yaşındaki çocukların kaygı düzeylerinin 8 ve 9 yaşındakilere göre daha yüksek olduğu görülmüştür.
çocukların yaşı büyüdükçe terk edilme korkusunun genel olarak azalma eğiliminde olduğunu, özellikle 5 yaştan 6 yaşa geçişte bu korkunun görülme sıklığında belirgin bir düşüş yaşandığını ortaya koymaktadır.
Terk edilme korkusu ile ebeveynlikten alınan doyum arasında nasıl bir ilişki vardır?
Araştırmalara göre, çocuklardaki terk edilme korkusu ile ebeveynlerin ebeveynlikten aldıkları doyum arasında genel olarak ters yönlü bir ilişki bulunmaktadır; yani ebeveynlerin doyum düzeyleri arttıkça, çocuklarının yaşadığı terk edilme korkusunun azaldığı gözlemlenmektedir.
Bu ilişkinin detayları anneler ve babalar için şu şekilde farklılık göstermektedir:
- Anneler Açısından: Kaynaklarda yer alan çalışmalarda, terk edilme korkusu yüksek olan çocukların annelerinin ebeveynlikten aldıkları doyumun, terk edilme korkusu düşük olan çocukların annelerine kıyasla anlamlı derecede daha düşük olduğu saptanmıştır. Ebeveynliğe ilgi duyan ve bu rolden doyum alan bir annenin, çocukta daha az terk edilme korkusu yaratacağı düşünülmektedir.
- Babalar Açısından: Yapılan bir araştırmada, terk edilme korkusu yüksek ve düşük olan çocukların babalarının ebeveynlikten aldıkları doyum puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmamıştır. Buna karşın, ayrılık kaygısının diğer alt boyutu olan "yalnız kalma korkusu" söz konusu olduğunda, hem annelerin hem de babaların ebeveynlik doyumlarının, korkusu yüksek olan çocukların ebeveynlerinde daha düşük olduğu görülmüştür.
İlişkinin Temel Nedenleri
- Güvenli Bağlanma: Ebeveynlik doyumu yüksek, istekli ve hevesli olan anne babaların çocuklarına daha fazla güvenli bağlanma örüntüsü sunduğu düşünülmektedir. Ebeveynlerine güvenli bağlanan çocukların ise daha az ayrılık kaygısı ve terk edilme korkusu yaşadığı bilinmektedir.
- Duyarlılık ve İlgi: Rolünden doyum alan bir annenin ebeveynliğe karşı duyarlılığı ve hevesi artmakta, bu da çocukla kurulan ilişkinin kalitesini yükselterek terk edilme korkusunu minimize etmektedir.
- Aile Atmosferi: Doyumlu ebeveynlerin aile atmosferini olumlu etkilediği ve ebeveynliğe yönelik olumlu tutum sergileyen annelerin çocuklarının, kaygı durumlarıyla başa çıkma konusunda daha başarılı oldukları belirtilmektedir.
Sonuç olarak, ebeveynlerin ebeveynlik rollerinden aldıkları keyif ve neşe, çocukların kendilerini daha güvende hissetmelerini sağlayarak terk edilme korkusunu azaltan koruyucu bir faktör olarak değerlendirilmektedir.
Yetişkin ayrılık kaygısı çocukluktan mı gelir yoksa sonradan mı oluşur?
Araştırmalar, yetişkin ayrılık kaygısının hem çocukluktan gelen bir devamlılık şeklinde olabileceğini hem de ilk kez yetişkinlik döneminde ortaya çıkabileceğini göstermektedir.
Bu durumun gelişim süreciyle ilgili temel bulgular şunlardır:
1. Çocukluktan Gelen Devamlılık
- Bazı araştırmacılara göre yetişkin ayrılık kaygısı, çocukluk döneminde başlayıp yetişkinliğe aktarılan bir süreçtir.
- **"Devamlılık Varsayımı"**na göre, çocuklukta ayrılık kaygısı yaşayan bireylerin yaklaşık %36,1'inin bu belirtileri yetişkinlikte de sürdürdüğü saptanmıştır.
- Çocuklukta yaşanan ayrılık kaygısı; panik bozukluk, agorafobi ve majör depresyon gibi yetişkinlikte görülebilecek diğer ruhsal sorunlar için de bir risk faktörü oluşturabilmektedir.
2. Yetişkinlikte İlk Kez Ortaya Çıkma
- Güncel tanı kriterleri (DSM-5), ayrılık kaygısının sadece çocuklara özgü olmadığını ve yetişkinlikte de başlayabileceğini kabul ederek 18 yaş sınırını kaldırmıştır.
- Şaşırtıcı bir şekilde, yetişkin ayrılık kaygısı tanısı alan bireylerin büyük bir çoğunluğunda (%77,5) şikâyetlerin ilk defa yetişkinlik döneminde başladığı bildirilmiştir.
- Klinik bir çalışmada, hastaların %20,7'sinin çocuklukta hiçbir geçmişi olmaksızın doğrudan yetişkinlikte bu bozukluğu geliştirdiği, %21,7'sinin ise hem çocukluk hem yetişkinlik öyküsüne sahip olduğu görülmüştür.
3. Nedenleri ve Tetikleyiciler
- Çocukluk Deneyimleri: Yetişkinlikte ortaya çıkan kaygının doğrudan çocukluk belirtisi olmasa bile, kökeni o dönemdeki olumsuz ebeveyn tutumları, ihmal, istismar veya güvensiz bağlanma stillerine dayanabilmektedir.
- Yaşam Olayları: Yetişkinlikte yaşanan; sevilen birinin kaybı, iş kaybı, boşanma veya yer değiştirme gibi stresli yaşam olayları, çocuklukta sessiz kalan bir yatkınlığı tetikleyerek ayrılık kaygısını sonradan oluşturabilmektedir.
Tek çocuklu ailelerde terk edilme korkusu neden daha yüksek?
Araştırmalar göre, tek çocuklu ailelerde terk edilme korkusunun daha yüksek görülmesinin temel nedenleri şu şekilde açıklanmaktadır:
- Koruyucu Ebeveynlik Tutumu: Tek çocuk sahibi anne ve babaların, çocuklarına odaklanma düzeyleri daha yüksektir ve bu durum genellikle aşırı korumacı bir ebeveynlik tarzının benimsenmesine yol açar.
- Gereğinden Fazla İlgi: Çocuğun ev ortamında gereğinden fazla ilgi ve korumayla büyümesi, bu güvenli ve yoğun ilgi ortamını bulamadığı dış dünyada (örneğin okulda) kendisini savunmasız hissetmesine neden olur. Bu durum, çocuğun ebeveyninden ayrı kaldığı anlarda yaşadığı kaygıyı ve terk edilme korkusunu pekiştirmektedir.
- Bağımlılık Gelişimi: Müdahaleci ve aşırı korumacı davranan ebeveynler, çocuğun bağımsız olarak yapabileceği görevleri üstlenme eğilimindedirler. Bu durum çocuğun deneyimlerini sınırlar, onu ebeveyne bağımlı kılar ve ayrılık durumlarını "belirsiz ve tehdit edici" olarak algılamasına zemin hazırlar.
- İstatistiksel Bulgular: Yapılan analizler, tek çocuk sahibi olan ailelerdeki çocukların terk edilme korkusunun, iki veya daha fazla çocuğu olan ailelere kıyasla manidar düzeyde daha yüksek olduğunu doğrulamaktadır. Örneğin, terk edilme korkusu yüksek olan çocuklar incelendiğinde bu grubun %71,1'ini tek çocukların oluşturduğu saptanmıştır.
- Sosyalleşme Faktörü: Bazı araştırmacılar, kardeş sayısının artmasının çocukta sosyalleşmeyi artırdığını ve bu sayede ayrılık kaygısının azaldığını savunurken; tek çocukların bu tür bir akran etkileşiminden ev içinde mahrum kalmasının kaygı düzeyini yükseltebileceğini belirtmektedir.
; tek çocuklu ailelerde ebeveynin çocuk üzerindeki yoğun yoğunlaşması ve buna bağlı gelişen aşırı korumacı iklim, çocuğun ayrılık durumlarını daha kaygı verici bir "terk edilme" deneyimi olarak algılamasına neden olmaktadır.
Kardeş sahibi olmak kaygıyı nasıl azaltıyor?
Kardeş sahibi olmanın çocuklarda kaygıyı, özellikle de ayrılık kaygısını ve terk edilme korkusunu azaltabileceğine dair temel görüşler ve mekanizmalar şu şekildedir:
- Sosyalleşme İmkanlarının Artması: Bazı araştırmacılar, kardeş sayısının artmasının çocukta sosyalleşmeyi artırdığını ve bu sayede ayrılık kaygısının azaldığını savunmaktadır. Kardeşlerle kurulan düzenli iletişim, çocuğun sosyal becerilerini geliştirmesine ve dış dünyaya daha hazır hale gelmesine katkı sağlar.
- Ebeveyn Tutumlarının Esnemesi: Tek çocuklu ailelerde ebeveynlerin tüm odak noktası tek bir çocuk üzerindedir ve bu durum genellikle aşırı korumacı bir ebeveynlik tarzına yol açar. Gereğinden fazla ilgi ve korumayla büyüyen tek çocuklar, bu korunaklı ortamdan uzaklaştıkları anlarda (örneğin okulda) kendilerini savunmasız hissedebilirler. Kardeş sayısının artmasıyla ebeveynlerin her bir çocuk üzerindeki yoğunlaşması ve müdahaleciliği doğal olarak azalır; bu da çocuğun bağımsız hareket edebilmesine ve ayrılık durumlarını daha az tehdit edici algılamasına zemin hazırlar.
- Duygusal Yükün Paylaşılması ve Rol Modelleri: Özellikle aileye sonradan katılan çocuklar için büyük kardeşlerin varlığı, annenin duygusal yükünü hafifleterek aile içindeki genel iklimi olumlu etkileyebilir. Ayrıca büyük kardeşler, çocuk için ebeveynler dışında alternatif rol modelleri sunarak çocuğun sosyal ve duygusal gelişimini destekler.
- Güven Duygusunun Desteklenmesi: Kardeşlerin varlığı, çocuğun kendisini yalnız hissetmemesini sağlar. Akranlarıyla başarılı ilişkiler kuran çocuklarda ait olma ve güven duygusu gelişir, bu da genel stres düzeyini ve kaygıyı azaltan bir unsurdur.
Buna karşın literatürde farklı bulgular da mevcuttur. Bazı çalışmalar kardeş sayısı arttıkça kaygının azaldığını belirtirken, diğerleri kardeş sayısının artmasının (özellikle ekonomik kaynakların ve ebeveyn ilgisinin paylaşılması zorunluluğu nedeniyle) çocuk üzerinde ek bir kaygı yaratabileceğini veya iki değişken arasında anlamlı bir ilişki olmadığını bildirmektedir.
Örnek Sorular
Geceleri uykuya dalıncaya kadar annen veya babandan seninle kalmalarını ister misin?
Doğum günü partisi veya oynamak için bir yere gittiğinde annen veya babanın tam zamanında gelip seni almaları için söz vermelerini ister misin?
Odanda kimse yokken yalnız kalmaktan korkar mısın?
Sıkça Sorulan Sorular
TEDÖ'nün temel amacı, bireyin terk edilme korkusunun düzeyini ve bu korkunun yaşamındaki farklı alanlardaki (ilişkiler, benlik algısı, duygusal düzenleme vb.) etkilerini belirlemektir. Bu bilgi, hem klinik değerlendirme süreçlerinde hem de psikoterapi uygulamalarında önemli bir rol oynar. Ölçülen Temel Alanlar/Alt Kategoriler (Örnekler): TEDÖ genellikle çeşitli alt kategorilerden oluşur ve bu kategoriler terk edilme deneyiminin farklı boyutlarını ele alır. Ölçeğin farklı versiyonlarında alt kategorilerin sayısı ve içeriği değişiklik gösterebilir, ancak yaygın olarak ele alınan bazı alanlar şunlardır: Terk Edilme Korkusu: Yakın ilişkilerde önemli kişilerin kendisini terk edebileceğine dair duyulan yoğun kaygı ve endişe. Yalnız Kalma Korkusu: Tek başına kalmaktan, desteksiz ve sevilmeden olmaktan duyulan kaygı. Geçmiş Terk Edilme Deneyimleri: Bireyin geçmiş ilişkilerinde yaşadığı gerçek terk edilme olaylarının (ayrılıklar, kayıplar vb.) sıklığı ve bu olayların üzerindeki etkisi. Terk Edilmeye Duyarlılık: Bireyin ilişkilerdeki küçük değişiklikleri veya belirsizlikleri terk edilme işareti olarak yorumlama eğilimi. Terk Edilmeyi Önleme Davranışları: Terk edilmeyi engellemek amacıyla sergilenen aşırı çaba, bağımlılık, kıskançlık veya ilişkiyi sabote etme gibi davranışlar. Terk Edilme Beklentisi: Bireyin ilişkilerinin sonunda mutlaka terk edilmeyle sonuçlanacağına dair olumsuz inancı. Benlik Algısı ve Terk Edilme: Terk edilme korkusunun bireyin kendi değerine, sevilirliğine ve yeterliliğine ilişkin algısını nasıl etkilediği. Duygusal Tepkiler: Terk edilme düşüncesinin veya deneyiminin tetiklediği yoğun olumsuz duygusal tepkiler (üzüntü, öfke, çaresizlik vb.). Kullanım Alanları: Klinik Değerlendirme: Ruh sağlığı uzmanları (psikologlar, psikiyatristler) tarafından bireylerin terk edilme temalı sorunlarını ve bu sorunların diğer psikolojik durumlarla (kaygı bozuklukları, bağlanma sorunları, kişilik bozuklukları vb.) ilişkisini değerlendirmede kullanılır. Psikoterapi: Terapi sürecinde bireyin terk edilme korkusunun kökenlerini, tetikleyicilerini ve sonuçlarını anlamaya yardımcı olur. Tedavi hedeflerinin belirlenmesinde ve terapötik müdahalelerin planlanmasında önemli bir rol oynar. Araştırma: Psikoloji ve ilişki dinamikleri alanlarında yapılan araştırmalarda terk edilme korkusunun farklı değişkenlerle olan ilişkisini incelemek için kullanılır.
Çok Boyutlu Değerlendirme: Terk edilme deneyiminin farklı yönlerini kapsamlı bir şekilde ele alır. Standardize Edilmiş Ölçektir: Belirli normlara göre puanlanır ve yorumlanır, bu da farklı bireylerin sonuçlarını karşılaştırma imkanı sunar. Farklı Yaş ve Kültürlere Uyarlanabilir: Ölçeğin farklı versiyonları ve uyarlama çalışmaları bulunabilir.
"Terk Edilme Değerlendirme Ölçeği" adı altında tek ve evrensel olarak kabul görmüş, standart bir ölçek bulunmamaktadır. Terk edilme korkusu ve deneyimlerini ölçmek amacıyla farklı araştırmacılar tarafından çeşitli ölçekler geliştirilmiştir. Bu ölçeklerin isimleri ve madde içerikleri farklılık gösterebilir. Ancak, terk edilme temasını ele alan bazı yaygın ölçekler ve bu konuda çalışmalar yapan araştırmacılar şunlardır: Attachment Style Questionnaire (ASQ): Bağlanma stillerini değerlendiren bu ölçek, terk edilme kaygısını ölçen alt ölçekler içerebilir. Feeney, Noller ve Hanrahan (1994) tarafından geliştirilmiştir. Experiences in Close Relationships-Revised (ECR-R): Yetişkin bağlanmasını değerlendiren bu ölçekte de terk edilme korkusuyla ilişkili kaygılı bağlanma boyutunu ölçen maddeler bulunmaktadır. Fraley, Waller ve Brennan (2000) tarafından revize edilmiştir. Ayrılık Kaygısı Değerlendirme Ölçeği (Separation Anxiety Assessment Scale - SAAS): Başlangıçta ayrılık kaygısını değerlendirmek için geliştirilmiş olsa da, bazı uyarlamaları terk edilme korkusu alt boyutunu içerebilir. Eisen ve arkadaşları tarafından geliştirilmiştir. Türkiye'de Teze ve Arslan (2016) tarafından yapılan bir çalışmada SAAS'ın Türkçe geçerlik ve güvenirlik çalışmasında "Terk Edilme Korkusu" alt boyutu incelenmiştir. Yakın İlişkilerde Yaşantılar Envanteri-II (YİYE-II): Bu ölçek de bağlanma stillerini değerlendirmekte olup, terk edilme kaygısı ile ilgili boyutlar içermektedir. Brenning ve arkadaşları (2011) tarafından orta çocukluk ve erken ergenlik dönemi için uyarlanmıştır.
Güvenilirlik: Ölçeklerin iç tutarlılık (Cronbach Alfa) katsayıları genellikle kabul edilebilir ila iyi düzeydedir (0.70 ve üzeri). Test-tekrar test güvenilirlikleri de ölçeğin kararlılığını göstermektedir. Geçerlilik: Yapı geçerliliği: Faktör analizi çalışmaları genellikle ölçeklerin teorik yapılarını desteklemektedir. Kriter geçerliliği: Ölçek puanlarının, bağlanma stilleri, kaygı düzeyleri, ilişki kalitesi gibi ilgili yapılarla anlamlı korelasyonlar gösterdiği bulunmuştur. Ayırt edici geçerlilik: Ölçeklerin, terk edilme korkusu yüksek olan ve olmayan bireyleri ayırt edebildiği gösterilmiştir.
Türkiye'de de yukarıda bahsedilen ölçeklerin (özellikle ASQ, ECR-R ve SAAS'ın Türkçe uyarlamaları) güvenilirlik ve geçerlilik çalışmaları yapılmıştır ve genellikle orijinal ölçeklerle benzer sonuçlar elde edilmiştir. Örneğin, Ayrılık Kaygısı Değerlendirme Ölçeği'nin (SAAS) Türkçe uyarlamasında Teze ve Arslan (2016) tarafından yapılan çalışmada ölçeğin ve "Terk Edilme Korkusu" alt boyutunun yüksek güvenilirliğe sahip olduğu bulunmuştur.
"Terk Edilme Değerlendirme Ölçeği" genel bir ifade olup, terk edilme korkusunu ölçmek için geliştirilmiş çeşitli ölçekler bulunmaktadır. Her bir ölçeğin geliştiricisi ve özgün güvenilirlik geçerlilik çalışmaları farklıdır. Bu konuda spesifik bir ölçek hakkında bilgi almak isterseniz, lütfen o ölçeğin adını belirtin. Aksi takdirde, yukarıda bahsedilen yaygın ölçeklerin literatürünü inceleyebilirsiniz. Türkiye'deki çalışmalar için ise ilgili ölçeklerin Türkçe uyarlama çalışmalarına bakmak faydalı olacaktır.
Yorumlar (0)
Deneyiminizi paylaşın. Yorumlar yayınlanmadan önce yönetici onayından geçer.
Yorum Yapın
Henüz yorum yapılmamış
İlk yorumu yapan siz olun!
İlgili Testler
Hazır Mısınız?
Kendinizi keşfetme yolculuğunuza bugün başlayın. 14 soru ve detaylı rapor sizi bekliyor.
Teste Devam Et
Bu teste başlamak için lütfen giriş yapın veya kayıt olun.
Henüz hesabınız yok mu?
Test sonuçlarınıza erişmek ve detaylı raporları görüntülemek için ücretsiz hesap oluşturun.