Yeme Bozukluğu Değerlendirme Ölçeği-Testi (EDE-Q-13) / Psikolojik Testler
Online Yeme Bozuklukları Testleri ÜCRETSİZ

Yeme Bozukluğu Değerlendirme Ölçeği-Testi (EDE-Q-13) / Psikolojik Testler

Yeme Bozukluğu Değerlendirme Ölçeği-Testi (EDE-Q-13), yeme bozukluklarıyla ilişkili belirtileri değerlendirmek amacıyla airburn & Cooper tarafından geliştirilmiş, 13 maddeden oluşan kısa bir ölçektir. Yeme Bozukluğu Değerlendirme Ölçeği-Testi (EDE-Q-13), bireylerin son 28 gün içindeki yeme davranışlarını ve beden algılarını 7'li Likert tipi bir yanıt formatı (0-6 gün) üzerinden değerlendirir. Yeme Bozukluğu Değerlendirme Ölçeği-Testi (EDE-Q-13), beş alt boyutta toplanan temel alanları inceler: kısıtlı yeme, beden şekli ve vücut ağırlığı ile ilgili endişe, beden memnuniyetsizliği, tıkınırcasına yeme ve arınma. Bu alanlar, yeme bozukluklarının temel özelliklerini yansıtır ve bireyin yeme davranışları ve beden algısıyla ilgili önemli bilgiler sağlar. Yeme Bozukluğu Değerlendirme Ölçeği-Testi (EDE-Q-13), klinik değerlendirmelerde, araştırmalarda ve yeme bozukluğu riski taşıyan bireyleri belirlemede yaygın olarak kullanılmaktadır. Yeme Bozukluğu Değerlendirme Ölçeği-Testi (EDE-Q-13) Türkçeye uyarlanması ve geçerlilik-güvenilirlik çalışması Esin, Kübra ve Ayyıldız, F. tarafından yapılmıştır.

13
Soru
~2
Dakika
3
Kullanıcı
0.0
Değerlendirme
%100 ÜCRETSİZ

Hemen başlayabilirsiniz

Soru Sayısı
13 Soru
Tahmini Süre
Sınırsız
Zorluk Seviyesi
Orta
Gizlilik
256-bit Şifreleme

Üyelik gerekmez.

Anında sonuç ve değerlendirme
Detaylı grafik ve görselleştirmeler
Puan profili ve sonuç özeti

Bilimsel Geçerlilik

Sonuçların niteliği kullanılan ölçeğe, yanıtların tutarlılığına ve uygun değerlendirmeye bağlıdır.

Test Hakkında

Psikohelp · Yayınlanma: · Son güncelleme:

Yeme Bozukluğu Değerlendirme Ölçeği-Testi (EDE-Q-13), yeme bozukluklarıyla ilişkili belirtileri değerlendirmek amacıyla airburn & Cooper tarafından geliştirilmiş, 13 maddeden oluşan kısa bir ölçektir. Yeme Bozukluğu Değerlendirme Ölçeği-Testi (EDE-Q-13), bireylerin son 28 gün içindeki yeme davranışlarını ve beden algılarını 7'li Likert tipi bir yanıt formatı (0-6 gün) üzerinden değerlendirir. Yeme Bozukluğu Değerlendirme Ölçeği-Testi (EDE-Q-13), beş alt boyutta toplanan temel alanları inceler: kısıtlı yeme, beden şekli ve vücut ağırlığı ile ilgili endişe, beden memnuniyetsizliği, tıkınırcasına yeme ve arınma. Bu alanlar, yeme bozukluklarının temel özelliklerini yansıtır ve bireyin yeme davranışları ve beden algısıyla ilgili önemli bilgiler sağlar. Yeme Bozukluğu Değerlendirme Ölçeği-Testi (EDE-Q-13), klinik değerlendirmelerde, araştırmalarda ve yeme bozukluğu riski taşıyan bireyleri belirlemede yaygın olarak kullanılmaktadır. Yeme Bozukluğu Değerlendirme Ölçeği-Testi (EDE-Q-13) Türkçeye uyarlanması ve geçerlilik-güvenilirlik çalışması Esin, Kübra ve Ayyıldız, F. tarafından yapılmıştır.

Puan Aralıkları

Kısıtlı Yeme

Puan aralığı Değerlendirme
0 – 6 Düşük
7 – 12 Orta
13 – 18 Yüksek

Beden Şekli ve Vücut Ağırlığı İle İlgili Endişe

Puan aralığı Değerlendirme
0 – 4 Düşük
5 – 8 Orta
9 – 12 Yüksek

Beden Memnuniyetsizliği

Puan aralığı Değerlendirme
0 – 4 Düşük
5 – 8 Orta
9 – 12 Yüksek

Tıkınırcasına yeme

Puan aralığı Değerlendirme
0 – 6 Düşük
7 – 12 Orta
13 – 18 Yüksek

Arınma

Puan aralığı Değerlendirme
0 – 6 Düşük
7 – 12 Orta
13 – 18 Yüksek

Bu aralıklar ölçeğin genel yorumlama çerçevesidir; tek başına tanı koymaz. Sonucunuzu bir ruh sağlığı uzmanıyla değerlendirmeniz önerilir.

Kaynakça

  1. Fairburn, C. G., & Beglin, S. J. (1994). Assessment of eating disorders: Interview or self-report questionnaire? International Journal of Eating Disorders, 16(4), 363–370. https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/7866415/

Nasıl Çalışır?

1

Yeme Bozukluğu Değerlendirme Ölçeği Nedir?

Yeme Bozukluğu Değerlendirme Ölçeği (EDEQ / EDEQ-13), bireylerdeki bozulmuş yeme tutumlarını ve yeme bozukluğu semptomlarını saptamak, tanımlamak ve tedavi süreçlerindeki yeme davranışlarını değerlendirmek amacıyla kullanılan klinik bir ölçüm aracıdır.

Gelişimi ve Türkçe Geçerliliği

  • Orijinal Ölçek: Orijinal ölçek Fairburn ve Beglin tarafından geliştirilmiştir.
  • Kısa Form (EDEQ-13): Ölçeğin klinik pratiklerde kolaylık sağlayan 13 maddelik ve 5 faktörlü kısa formu ise Lev-Ari ve arkadaşları tarafından geliştirilmiştir.
  • Türkçe Uyarlaması: EDEQ-13'ün Türkçe geçerlilik ve güvenilirlik çalışması Esin ve Ayyıldız tarafından 2022 yılında yapılmıştır.

Ölçeğin Yapısı ve Alt Boyutları

EDEQ-13, toplamda 13 sorudan ve yeme davranışının farklı psikopatolojik yönlerini değerlendiren 5 alt boyuttan oluşmaktadır. Bu alt boyutlar şunlardır:

  1. Kısıtlı Yeme (Restraint Eating): Kilo kontrolü sağlamak amacıyla besin alımının bilinçli olarak sınırlandırılmasını ölçer.
  2. Beden Şekli ve Vücut Ağırlığı ile İlgili Endişe: Bireyin kendi kilosuna, fiziksel görünümüne ve vücut hatlarına karşı duyduğu zihinsel kaygıyı değerlendirir.
  3. Beden Memnuniyetsizliği: Kişinin kendi vücut yapısından ve görüntüsünden ne derece hoşnut olmadığını saptar.
  4. Tıkınırcasına Yeme (Binge Eating): Kontrol kaybı hissiyle birlikte kısa sürede aşırı miktarda besin tüketme ataklarını değerlendirir.
  5. Arınma (Purging): Alınan besinlerin veya kalorilerin vücuttan uzaklaştırılması amacıyla başvurulan telafi edici (kusma vb.) davranışları sorgular.

 

2

Yeme bozukluğu kaç yaşında başlar

Yeme bozuklukları her yaş grubunu etkileyebilmekle birlikte, vakaların %95'i ilk kez 25 yaşına kadar ortaya çıkmaktadır. Genel olarak bu psikopatolojilerin adölesan (ergenlik) ve genç yetişkinlik dönemlerinde başlama riski çok daha yüksektir.

 

  • Anoreksiya Nervoza (AN): Genellikle her yaşta ortaya çıkabilse de çoğunlukla adölesan dönemde başlar. Son yıllarda özellikle 15 yaş altı (<15 yaş) genç bireylerde görülme sıklığının arttığı bildirilmiştir. AN insidansı (yeni vaka oranı) kızlarda 14–17 yaşları arasında, erkeklerde ise 12–17 yaşları arasında en yüksek değerlere ulaşmaktadır. İsviçre'de yapılan bir araştırmada AN vakalarının %33'ünün 20 yaşın altında başladığı saptanmıştır.
  • Bulimiya Nervoza (BN): Genellikle Anoreksiya Nervoza'ya kıyasla daha geç yaşlarda başlar; ortaya çıkma yaşı çoğunlukla 10–29 yaş aralığındadır. En sık 15–29 yaş aralığında görülmekle birlikte, bazı ülkelerde en yüksek insidans değerlerine 20–29 yaşları arasında ulaştığı rapor edilmiştir. İsviçre'deki çalışmada BN vakalarının %13'ünün 20 yaş altında başladığı bildirilmiştir.
  • Tıkınırcasına Yeme Bozukluğu (TYB): Genç nüfusta %1-3 oranında görülürken, İsviçre verilerine göre TYB vakalarının %20'si 20 yaşın altında başlamaktadır. Bununla birlikte, 25-34 yaş grubunda bu davranışın risk oranının %20,6'ya kadar yükselebildiği görülmüştür.
  • Kaçıngan/Kısıtlayıcı Besin Alımı Bozukluğu: Bu yeme bozukluğuna sahip kişilerin, Anoreksiya Nervoza ve Bulimiya Nervoza hastalarına kıyasla daha genç yaşta olduğu belirtilmektedir.

 

3

Ebeveynlik tutumlarının yeme bozukluğu riskiyle ilişkisi nedir?

Ebeveynlik tutumları ve çocuk yetiştirme süreçlerinde benimsenen besleme tarzları, çocukların besinlerle kurduğu ilişkinin temelini oluşturarak ilerleyen yaşlarda yeme bozukluğu geliştirme riski üzerinde doğrudan ve derin etkilere sahiptir. Büyüme çağında ebeveynlerden algılanan olumsuz tutumlar ve işlevsiz besleme stratejileri, çocukların biyolojik yeme farkındalıklarını baltalamakta ve psikopatolojik yeme örüntülerine zemin hazırlamaktadır.

Araştırmalardan elde edilen veriler ışığında, ebeveynlik tutumları ile yeme bozukluğu riski arasındaki ilişkiler şu temel boyutlarda öne çıkmaktadır:

1. Genel Risk Faktörleri ve Ailesel Psikopatoloji

  • Bozulmuş Ebeveyn Tutumları: Klinik olarak yeme bozukluğu açısından riskli grupta yer alan bireylerin, çocukluklarında hem annelerinden hem de babalarından yüksek düzeyde olumsuz tutumlar algıladıkları saptanmıştır.
  • Kalıtımsal ve Çevresel Aktarım: Annesinde bozulmuş yeme tutumları veya benlik saygısı problemleri olan kişilerin yeme tutumunda bozukluk olma veya yeme bozukluğu tanısı alma riski anlamlı düzeyde artmaktadır. Ayrıca ailesinde psikiyatrik bozukluk geçmişi bulunan, doğum öncesinde anne stresine maruz kalan veya yeme bozukluğu olan akrabaları bulunan bireyler daha yüksek risk altındadır.
  • Yeme Bozukluğu Olan Annelerin Yaklaşımları: Yeme bozukluğu tanısı almış annelerin, çocuklarını düzenli besleme veya onlarla birlikte öğün paylaşma eğilimleri daha düşüktür. Bu anneler, yiyecekleri çocuklarını ödüllendirmek, sakinleştirmek ya da cezalandırmak gibi beslenme dışı amaçlar için kullanmaya daha yatkındır.

2. Müdahaleci ve Baskıcı Ebeveynlik Yapısı

  • Anoreksiya Nervoza ve Mükemmeliyetçilik: Müdahaleci aile yapıları, mükemmeliyetçi ve aşırı talepkar ebeveyn tutumları yeme bozukluklarının (özellikle Anoreksiya Nervoza) gelişiminde kritik rol oynamaktadır. Bu durum, özellikle başarılı, sorumluluk sahibi, itaatkâr ve ailesini mutlu etme çabasında olan adölesan kızlarda kendini göstermektedir. Birey, kişilerarası ilişkilerdeki ayrışma zorluklarıyla baş edebilmek ve kontrolü yeniden ele alabilmek amacıyla kendi bedenini ve kilosunu aşırı derecede denetleme eğilimine girmektedir.
  • Beden Memnuniyetsizliği ve Eleştiri: Ebeveynlerden alınan boy ve kiloya ilişkin olumsuz geri bildirimler ile sıklıkla zayıflamaya teşvik edilmek, çocukların beden memnuniyetini ve imajını olumsuz etkileyerek yeme tutumunu bozmaktadır. Aşırı koruyucu, cezalandırıcı ve karamsar ebeveyn tutumları algılayan bireylerin bedenlerinden daha fazla şikayet ettiği ve kilo vermek için sağlıksız kısıtlamalara başvurduğu bildirilmiştir.

3. Aşırı Koruyucu ve Reddedici Tutumların Rolü

  • Aşırı Koruyuculuk ve Özerkliğin Baltalanması: Ebeveynlerin çocuklarını olası tüm risklerden aşırı koruyarak bağımsızlaşmalarını ve özerklik geliştirmelerini engellemesi, çocuklarda yoğun kaygıya yol açmaktadır. Özerklik alanı kısıtlanan çocuk, ailesinin yüksek beklentilerini karşılayabilmek ve onay alabilmek için yeme davranışlarını katı bir biçimde kontrol etme yoluna (bilişsel kısıtlamaya) gidebilmektedir. Nitekim anneden ve babadan algılanan aşırı koruyucu tutumlar, yetişkinlikte kısıtlayıcı yeme, duygusal yeme ve kontrolsüz yeme davranışlarını anlamlı şekilde artırmaktadır.
  • Reddedici Tutum ve Duygusal Boşluk: Ebeveynin çocuğun istek ve ihtiyaçlarına duyarsız kalması, sürekli eleştirmesi ve soğuk davranması olarak tanımlanmaktadır. Anne ve babasından reddedici tutum algılayan bireylerde, bu olumsuz duygusal boşlukla başa çıkabilmek amacıyla duygusal yeme ve kontrolsüz yeme davranışlarında ciddi artış saptanmıştır.

4. Duyarsız Besleme Uygulamaları (Kısıtlama ve Baskı)

  • Paradoksal Aşırı Yeme (Kısıtlama): Ebeveynlerin çocukların belirli yiyeceklere erişimini katı kurallarla kısıtlaması, çocukların bu yiyeceklere karşı aşırı arzu geliştirmesine yol açar. Kısıtlayıcı besleme tarzına maruz kalan çocukların, ev dışındaki ortamlarda kontrolü kaybederek yüksek kalorili gıdalara yönelme, yiyecek biriktirme, saklama ve tıkınırcasına yeme gibi bozulmuş davranışlar sergileme riski kat kat artmaktadır.
  • Doğal Sinyallerin Devre Dışı Kalması (Baskı): Yemek zamanlarında çocuğa "tabağını bitirmesi" yönünde yapılan baskılar ve zorlamalar, çocukların kendi içsel (interoseptif) açlık ve tokluk sinyallerini duymalarını engeller. Bu durum, çocukların doğal iştah düzenleme kapasitesini zayıflatarak uzun vadede yeme kontrolünün kaybolmasına ve obeziteye zemin hazırlar.

5. Duygusal Besleme ve Duygu Düzenleme Güçlüğü

  • Yiyeceğin Sakinleştirici Olarak Kullanılması: Bebeklik ve erken çocukluk döneminde ağlayan, öfkelenen veya huzursuz hisseden çocuğu sakinleştirmek için ebeveynlerin sürekli yiyecek sunması (duygusal besleme), besin alımı ile duygu düzenlemeyi birbirine bağlar.
  • Duygusal Yeme Gelişimi: Bu şekilde büyüyen çocuklar, fizyolojik açlık ile duygusal açlığı ayırt edemez hale gelir. Yetişkinlik döneminde stresli, kaygılı veya üzgün hissettiklerinde, sorunlarla uyumlu stratejilerle baş etmek yerine birincil baş etme mekanizması olarak yiyeceklere sığınırlar.

Koruyucu Faktörler: Duygusal Sıcaklık ve Demokratik Tutum

Buna karşılık, ebeveynlerden algılanan duygusal sıcaklık ve demokratik tutumlar, çocukların duygularını daha sağlıklı yönetmelerini, olumlu beden imajına sahip olmalarını ve kendilerini daha iyi tanımalarını destekler. Bu koruyucu tutumlar, bireyin kendi beden bilgeliğine güvenerek beslendiği sezgisel yeme davranışını doğrudan artırırken, yeme bozukluğu ve düzensiz yeme geliştirme riskini anlamlı derecede azaltmaktadır.

 

4

Kaç çeşit yeme bozukluğu vardır?

Ruhsal Bozuklukların Tanısal ve İstatistiksel El Kitabı (DSM-5) standartlarına göre yeme bozuklukları toplam sekiz alt kategoriye (gruba) ayrılmaktadır.

 

  1. Anoreksiya Nervoza (AN)
  2. Bulimiya Nervoza (BN)
  3. Tıkınırcasına Yeme Bozukluğu (TYB)
  4. Pika
  5. Ruminasyon (Geri Çıkarma / Geviş Getirme) Bozukluğu
  6. Kaçıngan/Kısıtlayıcı Besin/Yiyecek Alımı Bozukluğu
  7. Tanımlanmış Diğer Beslenme ve Yeme Bozukluğu
  8. Tanımlanmamış Beslenme ve Yeme Bozukluğu

 

5

En sık görülen 3 yeme bozukluğunun farkları nelerdir?

Yeme bozuklukları, yeme davranışlarında ciddi ve kalıcı bozulmalarla karakterize, bireyin fizyolojik, psikolojik ve sosyal işlevlerini derinden etkileyen psikiyatrik durumlardır. Toplumda en sık görülen ve klinik açıdan en büyük önemi taşıyan üç temel yeme bozukluğu Anoreksiya Nervoza (AN), Bulimiya Nervoza (BN) ve Tıkınırcasına Yeme Bozukluğu (TYB)'dur.

Bu üç yeme bozukluğu arasındaki temel farklar; vücut ağırlığı, yeme ataklarının varlığı, telafi edici (arındırıcı) davranışlar ve diyet kısıtlamasının katılığı noktalarında kendini göstermektedir:

1. Anoreksiya Nervoza (AN)

  • Temel Özelliği: Bireyin sağlıklı ve normal bir vücut ağırlığında olmayı reddetmesi, belirgin derecede düşük bir kiloya sahip olmasına rağmen kilo almaktan veya şişmanlamaktan aşırı korkmasıdır. Bireyde ciddi bir beden imgesi ve ağırlık algılama bozukluğu eşlik eder.
  • Davranış Örüntüsü: Kilo kazanımını engellemek amacıyla besin alımını hayati tehlike yaratacak düzeyde aşırı kısıtlama, aç kalma veya aşırı fiziksel aktivite sergileme gibi davranışlar görülür.
  • Ayırt Edici Farkı: BN ve TYB'nin aksine, aşırı düşük vücut ağırlığı AN için birincil tanı kriteridir. Ayrıca tüm psikiyatrik hastalıklar arasında en yüksek ölüm (mortalite) oranına sahip olan bozukluktur.

2. Bulimiya Nervoza (BN)

  • Temel Özelliği: Tekrarlayan tıkınırcasına yeme (binge eating) atakları ve bu atakların yarattığı kilo artışı endişesini gidermek için uygulanan telafi edici arındırma yöntemleridir.
  • Davranış Örüntüsü: Kısa bir zaman diliminde (örneğin 2 saatte) yeme kontrolünün kaybedildiği hissiyle birlikte olağandışı miktarda besin tüketilir. Atağın hemen ardından suçluluk duygusuyla kendini kusturma, laksatif/diüretik ilaçları yanlış kullanma, kendisini tamamen aç bırakma veya aşırı egzersize başvurma gibi telafi edici davranışlar sergilenir.
  • Ayırt Edici Farkı: AN'nin aksine, bu hastaların vücut ağırlığı genellikle normal sınırlarda veya hafif fazla kilolu düzeydedir. TYB'den farkı ise yeme atağı sonrasında mutlaka arındırıcı/telafi edici davranışların yapılmasıdır.

3. Tıkınırcasına Yeme Bozukluğu (TYB)

  • Temel Özelliği: Kontrol duygusunun kaybedilmesiyle birlikte, kısa sürede tüketilebilecek olandan çok daha fazla miktarda yiyeceğin tüketildiği yeme krizlerinin tekrarlamasıdır.
  • Davranış Örüntüsü: Ataklar esnasında fiziksel açlık hissedilmemesine rağmen çok hızlı yeme, rahatsız edici düzeyde doyana kadar devam etme, utanıldığı için tek başına yeme ve sonrasında yoğun pişmanlık, suçluluk ve kendinden tiksinme duyguları yaşanır.
  • Ayırt Edici Farkı: Bulimiya Nervoza'dan en büyük farkı, yeme krizlerinin ardından kusma, ilaç kullanımı veya aşırı egzersiz gibi telafi edici arındırma davranışlarının kesinlikle görülmemesidir. Ayrıca TYB hastaları, atak dışındaki zamanlarda besin alımını kısıtlama konusunda BN hastalarına kıyasla daha az katıdırlar. Genellikle fazla kilolu veya obez bireylerde görülür ve uzun vadede metabolik komplikasyonlara yol açabilir.

Özet Karşılaştırma Tablosu

Özellik Anoreksiya Nervoza (AN) Bulimiya Nervoza (BN) Tıkınırcasına Yeme Bozukluğu (TYB)
Vücut Ağırlığı Belirgin derecede düşük (Sağlıksız ağırlıkta olma) Genellikle normal veya hafif fazla kilolu Genellikle normal, fazla kilolu veya obez
Yeme Atakları Genellikle birincil olarak kısıtlama baskındır Kontrol kaybı eşliğinde tekrarlayan aşırı yeme atakları vardır Kontrol kaybı eşliğinde tekrarlayan aşırı yeme atakları vardır
Telafi Edici/Arındırıcı Davranışlar (Kusma, Laksatif vb.) Kilo almamak için kısıtlama veya aşırı egzersiz baskındır Ataklardan sonra düzenli olarak uygulanır Ataklardan sonra kesinlikle uygulanmaz
Atak Dışı Beslenme Tutumu Sürekli ve katı bir enerji kısıtlaması mevcuttur Ataklar dışında besin alımında katı bir denetim ve kısıtlama uygulanır Besin kısıtlaması BN'ye göre daha gevşek ve az katıdır
Yaşanan Temel Duygular Şişmanlamaktan aşırı korkma, beden memnuniyetsizliği Kilo kaygısı, atak sonrası suçluluk ve utanç Atak sırasında kontrol kaybı, sonrasında derin suçluluk ve kendinden tiksinme

 

6

Tedavi yöntemleri nelerdir?

Yeme bozukluklarının karmaşık psikolojik ve fizyolojik doğası gereği, tedaviler çok boyutlu, bireyselleştirilmiş, kanıtlara dayalı ve uzmanlık gerektiren yöntemlerle yürütülür. Kaynaklarınızda yer alan bilimsel verilere göre, yeme bozuklukları ve ilişkili metabolik durumlarda (obezite vb.) uygulanan temel tedavi yöntemleri şunlardır:

1. Yeme Bozukluklarının Türüne Göre Tedavi Yöntemleri

  • Anoreksiya Nervoza (AN):

    • Multidisipliner Klinik Takip: Tedavi süreci aile, diyetisyen, psikiyatrist, terapist, hemşire ve doktordan oluşan bir ekiple yürütülmelidir.
    • Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT): Yeme tutumlarındaki bozulmaları ve beden imgesi kaygılarını iyileştirmek için temel terapi yöntemi olarak kullanılır.
    • Aile Temelli Terapi (Maudsley Modeli): Özellikle çocuk ve adölesan yaş grubundaki hastalarda, bireysel terapilere ek olarak aile üyelerinin tedaviye doğrudan katılımı en etkili sonuçları vermektedir.
    • Beslenme Rehabilitasyonu: Hastanın güvenli bir şekilde yeniden yemek yemeye başlaması, sağlıklı yeme alışkanlıkları edinmesi ve hayati risk taşıyan malnütrisyon durumlarında kontrollü ağırlık kazanması için uzman diyetisyen eşliğinde tıbbi beslenme tedavisi uygulanır.
    • Farmakolojik Tedavi: Süreçte ilaç tedavilerinden de faydalanılabilmektedir. Özellikle yeme bozukluğuna eşlik eden majör depresyon gibi diğer psikopatolojilerin varlığında hekim kontrolünde ilaç tedavisi planlanır.
  • Bulimiya Nervoza (BN):

    • Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT): BN tedavisinde en etkili ve yaygın kullanılan yöntemdir. Bu terapi; diyet izlemi, enerji dengesi eğitimi, bilişsel müdahaleler, beden imgesi çalışmaları ve nüksü (tekrarlamayı) önleme adımlarını içerir.
    • Diğer Psikoterapiler: Bulimik atakları tetikleyen durumlara odaklanan Kişilerarası Terapi, duygu düzenlemeyi hedefleyen Diyalektik Davranışçı Terapi, kendi kendine yardım yöntemleri ve maruz kalma terapileri de BN tedavisinde sıklıkla çalışılan diğer yöntemlerdir.
    • Farmakolojik Tedavi: Atak sıklığını ve dürtüselliği azaltmak amacıyla tedavi protokollerine dahil edilir.
  • Tıkınırcasına Yeme Bozukluğu (TYB):

    • Psikososyal ve Davranışsal Terapiler: Kontrol kaybı hissini yönetebilmek amacıyla Bilişsel Davranışçı Terapi, Kişilerarası Psikoterapi, Diyalektik Davranışçı Terapi, aile temelli yaklaşımlar ve motivasyonel terapiler uygulanmaktadır.
    • İlaç Tedavisi: Tıkınma krizlerini ve yeme dürtülerini kontrol altına almak, eşlik eden duygudurum bozukluklarını yatıştırmak için psikolojik terapilerle birlikte veya ayrı olarak ilaç tedavileri kullanılır.
  • Diğer Spesifik Bozukluklar:

    • Pika: Genellikle besleyici değeri olmayan maddelerin (toprak, buz vb.) yenmesiyle karakterize bu durumda, pika davranışını azaltmada oldukça yüksek başarı oranına sahip davranışsal müdahaleler uygulanır. Ayrıca demir veya mikro besin ögesi yetersizlikleri varsa beslenme eğitimi ile birlikte oral/parenteral demir takviyeleri verilir.
    • Ruminasyon Bozukluğu (Geri Çıkarma): Geri çıkarma davranışına zemin hazırlayan durumlar ve tetikleyiciler saptanarak doğrudan davranışçı terapiler uygulanır.
    • Kaçıngan/Kısıtlayıcı Besin Alımı Bozukluğu: Duyusal hassasiyetleri veya yeme korkularını aşmak üzere davranışçı terapi ve farmakolojik tedavi kombinasyonları kullanılır.

2. Yeme Bozukluğu Tedavisinin Altın Standart Prensipleri

  • Multidisipliner Ekip Çalışması: Tedavi; psikiyatrist, bariatrik cerrah (gerekli durumlarda), aile terapisti, psikolog, hemşire ve uzman diyetisyenin koordineli çalışmasını gerektirir.
  • Erken Müdahale: Fiziksel, sosyal ve psikolojik hasarlar kronikleşmeden önce tedaviye erken dönemde başlanması hayati önem taşır.
  • Bireyselleştirilmiş Tedavi: Hastanın yaşı, cinsiyeti, kültürel farklılıkları, yeme bozukluğunun tipi ve eşlik eden diğer hastalıkları (anksiyete, depresyon vb.) göz önünde bulundurularak kişiye özel bir tedavi planı oluşturulmalıdır.
  • Psikoeğitim: Sağlıklı beslenme dinamikleri, biyolojik tokluk, kilo kontrolü ve beden algısı üzerine verilen psikoeğitimler tüm tedavi modellerine mutlaka entegre edilmelidir.
  • Bütünsel Yaklaşım: Tek bir yönteme odaklanan kısa vadeli müdahaleler genellikle başarısız olur. Hem fiziksel sağlığı geri kazandırmayı (ağırlık kaybı/kazanımı) hem de yiyeceklerle olan bozulmuş psikolojik ilişkiyi düzeltmeyi hedefleyen bütüncül yaklaşımlar benimsenmelidir.

3. İlişkili Obezite Durumlarında Tedavi Müdahaleleri

Obezite ile yeme bozuklukları arasında çift yönlü bir ilişki bulunur. Obez bireylerde düzensiz yeme tutumlarının saptanması durumunda basamaklı ve multimodel bir obezite tedavisi planlanır:

  • Yaşam Tarzı ve Davranışsal Değişiklikler: Tıbbi beslenme tedavisi (TBT), fiziksel aktivitenin artırılması ve davranışsal müdahalelerin (öz izleme, hedef belirleme vb.) yanı sıra, katı diyetlerin yarattığı psikolojik baskıyı azaltan farkındalıkla yeme ve sezgisel yeme eğitimleri başarıyı artırır.
  • Farmakoterapi: İştahın düzenlenmesi, tokluk hissinin uzatılması ve hipotalamik tokluk merkezinin uyarılması amacıyla orlistat, semaglutid, liraglutid ve tirzepatid gibi ajanlar kullanılır.
  • Bariatrik Cerrahi (Obezite Cerrahisi): Morbid obezitesi (BKİ ≥40 kg/m² veya komorbiditeli ≥35 kg/m²) olan hastalarda mide hacmini küçülten veya besin emilimini azaltan cerrahi yöntemler (tüp mide, gastrik bypass) en etkili klinik çözümdür.
  • Cerrahi Sonrası Davranışsal Takip: Ameliyat sonrasında yeme bozukluğu semptomlarının (tıkınırcasına yeme, arınma, otlanma) tekrarlamaması ve kalıcı kilo kontrolü sağlanması için bilişsel davranışçı terapiler ve sezgisel yeme temelli diyetisyen danışmanlığı kritik bir rol oynamaktadır.

 

Örnek Sorular

1

Bedeninizin şeklini veya vücut ağırlığınızı değiştirmek için yediğiniz yiyecek miktarını kasıtlı olarak sınırlandırmaya çalıştınız? (başarılı olup olmadığınız önemli değildir.)

Cevaplamak için testin içinde sunulan ölçeği kullanın
2

Bedeninizin şeklini veya vücut ağırlığınızı değiştirmek için sevdiğiniz herhangi bir yiyeceği beslenme düzeninizden çıkarmaya çalıştınız? (başarılı olup olmadığınız önemli değildir.)

Cevaplamak için testin içinde sunulan ölçeği kullanın
3

Bedeninizin şeklini veya vücut ağırlığınızı değiştirmek için yemenizle ilgili belirli kurallara (örneğin, kalori sınırlandırması) uymaya çalıştınız? (başarılı olup olmadığınız önemli değildir.)

Cevaplamak için testin içinde sunulan ölçeği kullanın

Sıkça Sorulan Sorular

EDE‑Q, yeme bozukluklarıyla ilişkili davranış ve tutumları değerlendiren öz‑bildirim (self‑report) ölçeğidir. Bu ölçek bireylerin son 28 gün içindeki yeme davranışı ve beden algısı ile ilgili belirtileri ölçer.

Testin amacı, yeme bozukluklarının temel belirtilerini taramak ve risk düzeyini belirlemeye yardımcı olmaktır. Araştırmalarda ve klinik değerlendirmelerde yeme bozukluğu belirtilerini izlemek için yaygın olarak kullanılır.

EDE‑Q’nin klasik 28 maddelik versiyonunun yanı sıra kısa form versiyonları vardır. Bunlardan biri EDE‑Q‑13 (13 maddelik kısa form) olarak bilimsel çalışmalarla uyarlanmıştır.

EDE‑Q‑13, yenilikçi bir kısa form olup, aşağıdaki alanları içeren 5 alt boyutu değerlendirir: Kısıtlı yeme davranışları Beden şekli ve kilo ile ilgili endişe Beden memnuniyetsizliği Tıkınırcasına yeme Arınma davranışları Bu alt boyutlar, yeme bozukluğu belirtilerinin temel psikolojik ve davranışsal yönlerini gösterir.

Çoğu versiyon online olarak veya yazılı biçimde doldurulabilir. Katılımcı her maddeyi son 28 gün içinde ne sıklıkta yaşadığını belirterek yanıtlar. Yanıtlar genellikle 7’li Likert tipi ölçek üzerinden yapılır (örneğin 0 = hiç → 6 = her gün gibi).

EDE‑Q‑13 gibi kısa form testler genellikle 5–15 dakika içinde tamamlanabilir.

Test sonucu, kişinin yeme bozukluğu belirtileri gösterme eğilimini ve davranışsal risklerini gösterir. Yüksek puanlar → daha şiddetli yeme bozukluğu belirtileri olabileceği anlamına gelir. Bu sonuçlar klinik gözlemle birlikte değerlendirilmelidir.

Hayır. EDE‑Q veya benzeri çevrimiçi yeme bozukluğu ölçekleri tanı koymaz. Sadece tarama ve değerlendirme aracıdır. Kesin tanı için uzman psikolog veya psikiyatrist değerlendirmesi gerekir.

Ergenler ve yetişkinler için uygun bir yeme bozukluğu risk tarama aracıdır. Hem klinik hem de genel popülasyon araştırmalarında kullanılabilir.

EDE‑Q ve EDE‑Q‑13 gibi ölçekler bilimsel çalışmalarda geçerlilik ve güvenirlikleri test edilmiş yeme bozukluğu tarama araçlarıdır. Bu nedenle araştırma ve klinik uygulamalarda yaygın olarak kullanılır.

EDE‑Q, yeme bozukluğu belirtilerini ölçen bilimsel bir tarama aracıdır. EDE‑Q‑13, kısa form versiyonudur ve 5 temel alanı değerlendirir. Sonuçlar risk düzeyini gösterir, tanı yerini tutmaz. Online veya yazılı olarak uygulanabilir.

Yorumlar (0)

Deneyiminizi paylaşın. Yorumlar yayınlanmadan önce yönetici onayından geçer.

Yorum Yapın

E-posta adresiniz yayınlanmaz. Yorumunuz onaylandıktan sonra görünür.

Henüz yorum yapılmamış

İlk yorumu yapan siz olun!

Hazır Mısınız?

Kendinizi keşfetme yolculuğunuza bugün başlayın. 13 soru ve detaylı rapor sizi bekliyor.