Cinsel Mitler Ölçeği
Cinsel Sağlık Testleri ÜCRETSİZ

Cinsel Mitler Ölçeği

Cinsel mitler ölçeği, kişinin cinselliğe dair duyup öğrendiği yanlış inanç ve mitleri ölçmektedir. Cinsel mitlere olan inançlar, kişinin sağlıklı cinsel ilişkiler kurmasını engelleyebilmektedir. Ölçeğin sonucunda kişinin bu yanlış inançları tespit edilebilir. Bu inançların tespit edilmesiyle kişiye cinselliğe dair eğitimler verilerek kişinin sağlıklı bir cinsel yaşam oluşturması sağlanabilir. Hiçbir şekilde tanı ve tedavi amaçlı kullanılamaz. Tanı ve tedavi gerektiren durumlar için lütfen yetkili mercilere başvurunuz. Yakın zamanda Cinsel konusunda önemli gelişmeler olmasına karşın, çok nadir cinsellik konusunda doğru ve yeterli bilgiye beceriye sahibidir. Toplumda yerleşmiş ve sorgulanmadan kabul edilen “yanlış inanışlar”, “kalıp düşünceler” cinsel sorunların oluşumunda önemli yer tutar. Siz de cinsellik hakkındaki bilgilerinizi merak ediyorsanız aşağıdaki testi uygulayabilirsiniz. Her bir maddeyi doğru ya da yanlış olarak işaretleyin. (Zilbergeld tarafından geliştirilmiştir.)

23
Soru
~4
Dakika
7
Kullanıcı
0.0
Değerlendirme
%100 ÜCRETSİZ

Hemen başlayabilirsiniz

Soru Sayısı
23 Soru
Tahmini Süre
Sınırsız
Zorluk Seviyesi
Orta
Gizlilik
256-bit Şifreleme

Üyelik gerekmez.

Anında sonuç ve değerlendirme
Detaylı grafik ve görselleştirmeler
Puan profili ve sonuç özeti

Bilimsel Geçerlilik

Sonuçların niteliği kullanılan ölçeğe, yanıtların tutarlılığına ve uygun değerlendirmeye bağlıdır.

Test Hakkında

Psikohelp · Yayınlanma: · Son güncelleme:

Cinsel mitler ölçeği, kişinin cinselliğe dair duyup öğrendiği yanlış inanç ve mitleri ölçmektedir. Cinsel mitlere olan inançlar, kişinin sağlıklı cinsel ilişkiler kurmasını engelleyebilmektedir. Ölçeğin sonucunda kişinin bu yanlış inançları tespit edilebilir. Bu inançların tespit edilmesiyle kişiye cinselliğe dair eğitimler verilerek kişinin sağlıklı bir cinsel yaşam oluşturması sağlanabilir. Hiçbir şekilde tanı ve tedavi amaçlı kullanılamaz. Tanı ve tedavi gerektiren durumlar için lütfen yetkili mercilere başvurunuz. Yakın zamanda Cinsel konusunda önemli gelişmeler olmasına karşın, çok nadir cinsellik konusunda doğru ve yeterli bilgiye beceriye sahibidir. Toplumda yerleşmiş ve sorgulanmadan kabul edilen “yanlış inanışlar”, “kalıp düşünceler” cinsel sorunların oluşumunda önemli yer tutar. Siz de cinsellik hakkındaki bilgilerinizi merak ediyorsanız aşağıdaki testi uygulayabilirsiniz. Her bir maddeyi doğru ya da yanlış olarak işaretleyin. (Zilbergeld tarafından geliştirilmiştir.)

Cinsel mitler nedir?

Cinsel mitler, cinsellik hakkında bilimsel temeli olmadığı hâlde toplumda yaygın olarak doğru kabul edilen inanışlardır. Örneğin cinsel organ büyüklüğünün doyumu belirlediği ya da cinselliğin yalnızca birleşme ve orgazmdan ibaret olduğu gibi inanışlar, beklentileri gerçekçi olmayan bir noktaya taşıyarak kaygıya, performans baskısına ve ilişki sorunlarına yol açabilir.

Ölçek nasıl uygulanır ve puanlanır?

Ölçek 23 ifadeden oluşur ve her ifadeyi “Doğru” ya da “Yanlış” olarak değerlendirirsiniz. Yanıtlarınızdan 0–23 arasında bir toplam puan elde edilir. Puan arttıkça kişinin cinselliğe dair yanlış inanışlara daha fazla katıldığı düşünülür. Düzeyler sayfadaki Puan Aralıkları tablosunda yer alır.

Sonuçlar nasıl kullanılır?

Yüksek puan bir bozukluk anlamına gelmez; cinsellik hakkında daha doğru bilgiye ihtiyaç olabileceğini gösterir. Cinsel terapide, sorun yaratan inanışların fark edilmesi ve bilimsel bilgiyle yeniden değerlendirilmesi önemli bir basamaktır. Cinsel yaşamınızda sıkıntı yaşıyorsanız cinsel terapi alanında deneyimli bir uzmanla görüşmek yararlı olabilir.

Sınırlılıklar

Bu ölçek bilgi ve tutumları yoklar; cinsel işlev bozukluğu tanısı koymaz. Sonuçlar kültürel ve bireysel farklılıklar göz önünde bulundurularak yorumlanmalıdır.

Puan Aralıkları

Puan aralığı Değerlendirme
0 – 7 Düşük
8 – 15 Orta
16 – 23 Yüksek

Bu aralıklar ölçeğin genel yorumlama çerçevesidir; tek başına tanı koymaz. Sonucunuzu bir ruh sağlığı uzmanıyla değerlendirmeniz önerilir.

Nasıl Çalışır?

1

Cinsel mitler nedir?

Cinsel mitler, bireylerin cinsellik konusunda doğru olduğunu düşündükleri, ancak gerçekte bilimsel bir temeli veya değeri olmayan; çoğu zaman abartılmış, eksik ve yanlış inanışlardır. Toplumda kulaktan kulağa, dilden dile aktarılarak yayılan bu inanışlar, zamanla toplumun kültürel yapısı ve bireylerin hayal gücüyle şekillenerek kalıplaşmış yargılara dönüşürler.

Cinsel mitlerin genel özellikleri ve bireyler üzerindeki etkileri şu şekilde özetlenebilir:

  • Bilimsel Dayanağının Olmaması: Cinsel mitler, bilimsel ve gerçek verilerle bağlantısı bulunmayan asılsız inanışlar ve hurafelerdir.
  • Toplumsal ve Kültürel Etkilerle Şekillenme: Cinselliğin tabu olarak görüldüğü, kapalı kapılar ardında bırakılmaya çalışıldığı ve açıkça konuşulmadığı muhafazakar ortamlarda cinsel mitlerin ortaya çıkması ve yaygınlaşması çok daha kolaydır. Arkadaş çevreleri, medya, pornografik yayınlar, fıkralar ve kulaktan dolma eksik bilgiler bu mitlerin yayılmasında önemli rol oynar.
  • Gerçek Dışı Standartlar ve Beklentiler: Seks hakkında katı kurallar, gerçek dışı standartlar ve abartılı beklentiler öne sürerler. Örneğin, "erkeğin her zaman sekse hazır olması gerektiği", "sevişmenin mutlaka cinsel birleşme anlamına geldiği" veya "eşlerin birbirini sevdiği takdirde içgüdüsel olarak seksten nasıl zevk alacaklarını bildikleri" gibi inanışlar yaygın cinsel mitler arasındadır.
  • Toplumsal Cinsiyet Rollerini Belirleme: Mitler, kadın ve erkeğe yönelik kalıplaşmış roller biçer. Genellikle erkeğe cinsel ilişkide her zaman aktif, yöneten, yüksek performans gösteren ve baskın bir rol yüklerken; kadını ise pasif, uysal ve cinselliği sadece eşini tatmin etmek ya da üremek için yapan bir konumda kısıtlar.
  • Psikolojik Zararlar ve Kaygı: Bireylerin beklentilerine zarar vererek onları gerçeklikten koparır; cinsel performans kaygısı, suçluluk, utanç, korku, yetersizlik hissi ve öz saygıda azalma gibi olumsuz duygusal durumlara zemin hazırlar.
  • Cinsel İşlev Bozukluklarına Yol Açma: Cinsel mitlere duyulan yüksek inanış düzeyi; vajinismus, sertleşme (ereksiyon) bozuklukları, orgazm bozuklukları ve cinsel istek azlığı gibi birçok cinsel işlev bozukluğunun ortaya çıkmasında temel bir zemin oluşturur ve bu sorunların devamlılığına (süreğenleşmesine) neden olur.

 

 

2

Cinsel mitlerin nedenleri nedir?

Cinsel mitlerin ortaya çıkmasının ve toplumda yaygınlaşmasının arkasındaki temel nedenler kaynaklarda şu şekilde açıklanmaktadır:

  1. Toplumsal Tabular, Değer Yargıları ve Konuşma Yetersizliği: Cinselliğin hemen hemen tüm toplumlarda kültürel ve toplumsal değer yargılarıyla çok yakın bir ilişki içinde bulunması, cinsellikle ilgili konuların rahatça konuşulup tartışılmasını ve bu alanda bilimsel çalışmalar yapılmasını sınırlandırmıştır. Cinsellik çok merak edilen bir alan olmasına rağmen utanılan, çekinilen ve gizlenmeye çalışılan bir olgu olduğundan, toplum içinde üstü kapalı ve efsanevi söylemlerle yer edinmiş; bu gizlilik ve karmaşa durumu yanlış inanışların (mitlerin) oluşmasına en temel zeminlerden birini hazırlamıştır.

  2. Cinsel Eğitimsizlik ve Bilgisizlik: Mitlerin oluşmasındaki en büyük hazırlayıcı etkenlerden biri, cinsellik konusunda doğru, bilimsel ve yapılandırılmış eğitimlerin olmamasıdır. Okul dönemlerinde verilmesi gereken formal cinsel sağlık eğitimlerinin yetersiz kalması, bireylerin kendi bedenlerini, fizyolojilerini ve karşı cinsi tanımamalarına ve ciddi bir bilgi eksikliği yaşamalarına neden olmaktadır. Bireylerin doğru ve bilimsel bilgi yeterliliği arttıkça cinsel mitlere olan inanç düzeylerinin azaldığı görülmektedir.

  3. Güvenilir Olmayan (İnformal) Bilgi Kaynakları: Ebeveynlerin veya okulun yetersiz kalması sebebiyle bireyler cinselliğe dair ilk bilgilerini genellikle akran/arkadaş çevrelerinden, televizyondan, internetten, gazete/dergilerden, fıkralardan, kulaktan dolma efsanelerden veya pornografik materyallerden edinmektedir. Bu kontrolsüz kaynaklarda yer alan abartılı, yanlış, eksik ve gerçek dışı cinsel modeller, bireylerde önyargıların oluşmasına ve cinsel mitlerin hızla yaygınlaşmasına katkı sağlamaktadır.

  4. Baskıcı Aile Tutumları ve Cinselliğin Konuşulmaması: Ailelerin cinselliği bir tabu, ayıp veya günah olarak görmesi, çocukların cinsel konulardaki sorularını yanıtlamamaları veya utandırmaları, çocukları güvenilir olmayan bilgi kaynaklarına yöneltmektedir. Aile içindeki kısıtlayıcı, baskıcı tutumlar ve cinsel konuların hiç konuşulmaması çekingenliği ve merakı artırarak mitlerin nesilden nesile aktarılmasına yol açmaktadır. Araştırmalar, ailede cinselliğin konuşulmadığı ortamlarda büyüyen kadınların cinsel mitlere inanma düzeyinin anlamlı şekilde daha yüksek olduğunu göstermektedir.

  5. Dini İnançlar ve İç Dindarlık: Semavi dinlerin ve dinsel öğretilerin cinselliği kontrol etmeye çalışması, koyulan kesin kurallar ve muhafazakâr toplumsal yapı, bireylerde korku, suçluluk ve kaçınmalara neden olarak mitleri beslemektedir. Özellikle dini öğretileri hayatının merkezine alıp içselleştirmeye çalışan ve her eylemini buna göre düzenleyen "iç güdümlü dindarlık" düzeyi arttıkça, onaylanan cinsel mit sayısının da anlamlı derecede arttığı bulunmuştur.

  6. Çocukluk Çağı Travmaları: Çocukluk döneminde yaşanan cinsel istismar, duygusal istismar, fiziksel istismar veya ihmal gibi travmatik deneyimler, bireylerde cinselliğe yönelik negatif cinsel şemaların (bilişsel çerçevelerin) oluşmasında kritik rol oynamaktadır. Bu travmalar nedeniyle sağlıklı, güvenli ve yakın duygusal ilişkiler kurmakta zorlanan ve partnerleriyle sorun yaşayan bireylerde cinsel mitler çok daha fazla yer etmekte ve varlığını sürdürmektedir.

  7. Kalıplaşmış Toplumsal Cinsiyet Rolleri: Toplumsal cinsiyet rolleri, cinsel mitlerin inşasında oldukça etkilidir. Erkeğe cinsel ilişkide her zaman aktif, yöneten, seksi başlatan ve cinsel performansı her koşulda yüksek olan bir "seks makinesi" rolü biçilirken; kadına pasif, uysal, cinsellikten haz almaması gereken ve sadece eşini tatmin etmek ya da üremek için bu eylemi gerçekleştiren bir rol yüklenmektedir. Bu çarpık toplumsal kalıplar ve abartılı standartlar, cinsel mitlerin ortaya çıkmasını ve kuşaktan kuşağa sürdürülmesini tetiklemektedir.

  8. Sosyo-Demografik Değişkenler (Eğitim, Gelir ve Yaşanılan Yer):

    • Eğitim Seviyesi: Eğitim yılı (hem bireyin kendi eğitim seviyesi hem de anne-baba eğitim süresi) düştükçe cinsel mitleri onaylama eğilimi artmaktadır. Eğitim seviyesi yüksek olan bireyler doğru ve bilimsel bilgiye daha kolay ulaştıkları için mitlerden daha az etkilenmektedir.
    • Gelir Seviyesi: Gelir düzeyi azaldıkça, kulaktan dolma bilgilere olan inanç ve cinsel mitlerin onaylanma düzeyi anlamlı şekilde artmaktadır.
    • Yaşanılan Yer: Köy veya kırsal kesim gibi toplumsal kuralların, geleneklerin ve muhafazakâr yapıların daha iç içe olduğu yerlerde cinselliğin daha az konuşulması, cinsel mitlerin şehir merkezlerinde doğup büyüyenlere kıyasla daha yaygın olarak kabul edilmesine yol açmaktadır.
  9. Bilişsel Çarpıtmalar: Kadınların genel bilişsel çarpıtma düzeyleri (felaketleştirme, zihin okuma, genelleme gibi işlevsiz bilişsel şemalar) arttıkça, gerçek dışı beklentilere girme oranları ve cinsel mitleri doğru kabul etme eğilimleri de artmaktadır.

 

3

Cinsel mitlerin tedavisi nasıl olur?

Cinsel mitlerin ortadan kaldırılması ve tedavisi, bireylerin cinsel yaşantısını kısıtlayan hatalı inanışların sönmesini sağlayarak cinsel işlev bozukluklarının çözülmesine doğrudan katkı sunar. Kaynaklarda yer alan bilimsel verilere göre cinsel mitlerin tedavisi; cinsel terapi, bilişsel davranışçı psikoterapiler ve yapılandırılmış cinsel eğitimler aracılığıyla sistemli bir şekilde gerçekleştirilmektedir.

Cinsel mitlerin tedavi süreci şu temel aşamalardan ve yöntemlerden oluşmaktadır:

1. Cinsel Terapi Seanslarında Sorgulama ve Terapistin Rolü

  • Mitlerin Sorgulanması ve Teşhis: Cinsel terapi seanslarının ilk görüşmelerinden itibaren, danışanların genel cinsel bilgi düzeylerinin yanında zihinlerinde yer eden cinsel mitlerin varlığının araştırılması ve sorgulanması tedavinin en önemli ilk adımıdır.
  • Terapistin Kendi Mitlerinden Arınmış Olması: Tedaviye başlayan uzmanların/terapistlerin öncelikle kendi cinsel inanışlarını göz önünde bulundurması ve sorgulaması gerekir. Başarılı bir tedavi için terapistin kendisinin cinsel mitlerden yüksek oranda ayrışmış olması, bu konuda yeterli bilgi ve tecrübeye sahip olması ve edindiği yalın bilgileri kişilere veya çiftlere anlaşılır bir şekilde yansıtabilmesi şarttır.

2. Sağlıklı Bilişsel Yeniden Yapılandırma (Bilişsel Davranışçı Terapi - BDT)

  • Bilişsel Yeniden Yapılandırma: Cinsel mitlerin tedavisi, hatalı ve işlevsiz bilişsel yapıların bilimsel bilgilerle değiştirilmesini hedefler. Sağlıklı bir bilişsel yapının oluşturulması, cinsel alanda ketlenmelere sebep olan bilinçaltı çatışmaları ve kaygıları çözmek için kritik bir adımdır.
  • İşlevsiz Şemaların ve Çarpıtmaların Hedef Alınması: Bilişsel Davranışçı Terapilerde (BDT); cinsellikle ilgili mitler, felaketleştirme gibi işlevsiz bilişsel çarpıtmalar, cinsel benlik şemaları ve cinsel aktiviteden kaçınma ya da zayıf iletişim gibi davranışsal faktörler doğrudan hedef alınır. Çiftlerle yürütülen bilişsel çalışmalarda çarpıtmaların azalması sağlandığında, cinsel işlev niteliğindeki sorunların da azaldığı görülmüştür.
  • Kaygı ve Suçluluğun Giderilmesi: Cinsel mitlerin yol açtığı performans kaygısı, suçluluk duygusu, yetersizlik hissi ve ağrı korkusu gibi psikolojik engellerin ortadan kaldırılması amacıyla bilişsel odaklı müdahaleler uygulanır.

3. Bilgilendirme ve Psikoeğitim (Doğru Bilgilerin Aktarılması)

  • Bilimsel Doğruların Aktarılması: Bireyin sosyo-kültürel seviyesine uygun bir şekilde, hatalı fikirler bilimsel veriler ve doğru bilgiler sunularak düzeltilir.
  • Cinsel Anatomi ve Fizyoloji Eğitimi: Cinsel terapilerin temelinde hastaları bilgilendirme eğitimi yer alır. Erkek ve kadın bedeninin uyarılma potansiyeli, yolları, temel fizyolojik ve anatomik özellikleri çiftlere detaylıca öğretilir.
  • Gerçekçi Beklentilerin Yerleştirilmesi: "Erkeğin her zaman sekse hazır olması gerektiği" veya "iyi bir seksin yalnızca cinsel birleşme anlamına geldiği" gibi katı mitlerin yerine; uyarılma için uygun ortam, uygun zaman ve uygun kişi koşullarının sağlanması gerektiği yönünde gerçekçi inançlar yerleştirilir.

4. Davranışsal Teknikler ve Uygulamalı Alıştırmalar

  • Sistematik Duyarsızlaştırma: Mitlerin yarattığı olumsuz koşullanmalara, cinsel birleşme korkularına ve spazmlara karşı danışanları kademeli olarak duyarsızlaştırmaya yönelik egzersizler uygulanır.
  • Kas ve Fiziksel Egzersizler: Vajinal egzersizler, gevşeme teknikleri, kegel egzersizleri ve aşamalı kas gevşetme pratikleri sayesinde pelvik kaslar (PC kası) üzerinde istemli kontrol geliştirilir.
  • Duyumsal Odaklanma: Çiftlerin cinsel birleşme dışındaki cinsel haz ve dokunma yollarını keşfetmelerini hedefleyen "duyumsal odaklanma" alıştırmaları ile partnerler arasındaki cinsel iletişim ve güven artırılır.

5. Tedavi Edici ve Önleyici Bir Araç Olarak Cinsel Eğitim

  • Cinsel Eğitimin Tedavi Edici Gücü: Cinsel eğitim sadece mitleri ortaya çıkarmakla kalmaz, aynı zamanda doğrudan tedavi edici bir rol oynar. Cinsel mitlerin tamamen sönmesi ve tatmin edici bir cinsel yaşamın kurulabilmesi için cinsel bilgilendirmenin doğru zamanda ve doğru kaynaklardan yapılması gereklidir.
  • Okullarda, üniversitelerde ve sağlık birimlerinde formal, kapsamlı ve uzun vadeli cinsel sağlık eğitimlerinin verilmesi, bu mitlerin toplumsal düzeyde zayıflamasında ve ortadan kalkmasında en önemli etkendir.

 

4

Cinsel mitlerin yaşam doyumu üzerindeki etkisi nedir?

Cinsel mitlerin bireylerin genel yaşam doyumu üzerindeki etkisi hem doğrudan hem de dolaylı mekanizmalar aracılığıyla gerçekleşmektedir. 

1. Doğrudan Negatif İlişki ve Yordama Düzeyi

  • Doğrudan Negatif İlişki: Yapılan korelasyon analizlerinde, bireylerin cinsel mitlere inanma düzeyleri arttıkça genel yaşam doyumlarının azaldığı tespit edilmiştir. Yani, cinsel mit düzeyi ile yaşam doyumu arasında doğrudan ve negatif yönlü anlamlı bir ilişki (korelasyon katsayısı r = -,092) bulunmaktadır.
  • Zayıf Doğrudan Yordama Gücü: Cinsel mit düzeyi ile yaşam doyumu arasında doğrudan negatif bir ilişki saptanmış olsa da, yapılan regresyon analizleri cinsel mit değişkeninin yaşam doyumu toplam puanını açıklama (yordama) gücünün tek başına oldukça zayıf olduğunu (R² = 0,015) göstermektedir. Bu bulgu, cinsel mitlerin genel yaşam doyumu üzerindeki asıl bozucu etkisini doğrudan ziyade cinsel doyum gibi dolaylı mekanizmalarla gösterdiğini işaret etmektedir.

2. Cinsel Doyum ve Cinsel İşlev Bozuklukları Aracılığıyla Dolaylı Etki

  • Gerçek Dışı Beklentiler ve Psikolojik Kaygı: Cinsel mitler, bireylerde cinselliğe dair normalin üzerinde abartılı ve gerçek dışı beklentiler yaratır. Bu abartılı standartlar karşılanamadığında ise kişilerde performans kaygısı, yetersizlik, suçluluk hissi, başarısızlık korkusu ve öz saygıda azalma gibi ciddi psikolojik engeller ve bilişsel çarpıtmalar ortaya çıkar.
  • Cinsel İşlev Bozuklukları: Bu psikolojik kaygılar ve hatalı inanışlar; vajinismus, orgazm bozukluğu, sertleşme sorunu ve erken boşalma gibi birçok cinsel işlev bozukluğunun gelişmesine yol açmakta ve bu sorunların süreğenleşmesine zemin hazırlamaktadır.
  • Cinsel Doyumun Bozulması ve Yaşam Doyumuna Yansıması: Bireylerde cinsel mitlere olan inanç düzeyi arttıkça, cinsel doyum düzeyleri azalmakta ve cinsel doyumda işlevsizlik puanları artmaktadır. Cinsel doyumda işlevsizlik ile genel yaşam doyumu arasında ise negatif yönlü güçlü bir ilişki (r = -,402) bulunmaktadır. Yani cinsel doyumda işlevsizlik arttıkça genel yaşam doyum düzeyi de anlamlı ölçüde azalmaktadır.
  • Genel Mutluluğa Etkisi: Bireyin sağlıklı bir cinsel yaşama sahip olması genel mutluluğa ve yaşam doyumuna olumlu katkılar sağlarken; cinsel yaşamında problemler ve doyumsuzluk yaşaması eşlerin aralarındaki bağı zayıflatmakta, evlilik doyumunu düşürmekte ve genel yaşam doyumunu sekteye uğratmaktadır. Bu bağlamda cinsel mitlerin cinsel doyumu olumsuz etkilediği, bu durumun da dolaylı olarak bireylerin genel yaşam doyumunu düşürdüğü söylenebilir.

3. Bilimsel Bilginin ve Mitlerin Sönmesinin Olumlu Etkisi

  • Bireylerin yanlış inanışları (mitleri) geride bırakarak yerlerine bilimsel ve doğru bilgileri koymaları, cinsel yaşamlarındaki etkileşim kalitesini ve cinsellikten aldıkları doyumu artırmaktadır. Cinsel doyumun artması ise ilişkilerdeki mutluluğu ve genel yaşam doyumunu doğrudan pozitif yönde etkiler. Bu nedenle, doğru zamanda ve doğru kaynaklardan yapılan cinsel bilgilendirmeler ile formal eğitim programları, bireylerin yaşam doyumunu artırmada önemli bir rol oynar.

 

5

Türkiye'de en yaygın cinsel mitler hangileridir?

Türkiye’de yapılan çeşitli bilimsel araştırmalara göre toplumda kabul gören ve en yaygın inanılan cinsel mitler (doğru bilinen yanlışlar) şunlardır:

  1. "Eşler birbirlerini sevdikleri zaman sevişmekten nasıl zevk alabileceklerini bilirler" (veya "Eğer iki insan birbirini seviyorsa seksten de zevk almasını bilir"): Türkiye’deki birçok çalışmada en yüksek onaylanma oranına sahip mitlerin başında gelmektedir. Üniversite öğrencileriyle yapılan bir araştırmada bu mitin onaylanma oranı %79,2 (erkeklerde %90,7, kadınlarda %85,6) olarak bulunmuştur. Aydın’ın (2012) çalışmasında %71, Apay ve arkadaşlarının (2013) çalışmasında %75,1, Konya’da evli bireylerle yapılan bir araştırmada %94,6 ve vajinismus tanılı hastalarla yapılan bir çalışmada ise %98 oranında onaylandığı saptanmıştır. Bir başka araştırmada ise bu oran %61 seviyesindedir.

  2. "Sevişme ancak iki tarafın birlikte (aynı anda) orgazm olması ile güzeldir": En yaygın kabul gören ikinci mittir. Yapılan araştırmada %71,4 (erkeklerde %85, kadınlarda %75,4) oranında doğru kabul edildiği saptanmıştır. Hemşireler üzerinde yapılan bir çalışmada ise bu mite inanma oranı %89,5 gibi çok yüksek bir seviyede bulunmuştur. Konya’da yapılan çalışmada ise bu oran %85,6'dır.

  3. "Her erkek her kadına nasıl zevk vereceğini bilmelidir" (veya "Her erkek eşine nasıl zevk vereceğini bilmelidir"): Toplumda erkeğe "seks makinesi" rolü yükleyen bu mit, genel grupta %67 (erkeklerde %81,8) oranında onaylanmıştır. Farklı araştırmalarda bu mitin onaylanma oranı Apay ve ark. (2008-2009) çalışmasında %65,7, Torun ve ark. (2011) çalışmasında %77,8, Bostancı ve ark. (2007) çalışmasında %93,4 ve Konya’daki evli nüfusta %97,1 olarak tespit edilmiştir.

  4. "İlişkiye giren bir çift içgüdüsel olarak karşısındakinin ne istediğini (ne düşündüğünü) bilir": Konya’da evli bireyler üzerinde yapılan araştırmada bu mitin onaylanma oranı %83,5 olarak bulunmuştur. Üniversite öğrencileriyle yapılan bir çalışmada ise cinsel ilişki sırasında eşlerin birbirinin ne istediğini söylemeden bilmesi gerektiği inanışı %69 oranında onaylanmıştır.

  5. "Seks doğaldır, öğrenilmez": Özellikle kadınlar arasında yaygın olan bu mit, bir araştırmada kadın üniversite öğrencileri tarafından %69,9 oranında doğru kabul edilmiştir.

  6. "Erkek her zaman seks ister ve her zaman sekse hazırdır": Erkeklerin en çok inandığı ve üzerlerinde cinsel performans kaygısı yaratarak sertleşme bozukluğu gibi sorunlara zemin hazırlayan temel mitlerden biridir.

  7. Bekaret ve Onur İlişkisine Dair İnanışlar: Türkiye'de yapılan araştırmalara göre katılımcıların %70'inden fazlası bekaret ile kadın onurunun doğrudan ilişkili olduğunu düşünmektedir. Ayrıca erkeklerin %67'si bakir kadınlarla evlenilmesi gerektiğine inanmaktadır. Kadın katılımcılar arasında da evlenene kadar bekaretin korunması gerektiği inanışı oldukça yaygındır.

Türkiye'de En Az Onaylanan (Yani Genellikle Yanlış Olduğu Bilinen) Mitler ise Şunlardır:

  • "Kadın cinsel ilişkiyi reddederse kocasının onu dövme hakkı vardır": Katılımcıların %86'sı bu mitin yanlış olduğunu belirtmiştir.
  • "Kadının seksi başlatması ahlaksızlıktır": Katılımcıların %84,5'i bunu yanlış olarak işaretlemiştir (onaylanma oranı sadece %8'dir).
  • "Tüm fiziksel temaslar cinsel birleşmeye gitmelidir": Katılımcıların %84'ü bu inanışın yanlış olduğunu belirtmiştir.
  • "Erkeğin cinsel sorunlarından kadınlar sorumludur, doktor, tedavi işe yaramaz": Katılımcıların %81,1'i bu miti yanlış bulmuştur.

 

6

Eğitim seviyesinin mitlere etkisi nedir?

 

1. Genel Eğilim: Eğitim Seviyesi Arttıkça Mitlere İnanış Azalır (Ters Orantı)

Yapılan araştırmaların çok büyük bir bölümü, bireysel eğitim düzeyi ile cinsel mitlere inanma derecesi arasında anlamlı ve negatif yönlü (ters orantılı) bir ilişki olduğunu ortaya koymaktadır.

  • Kademeli Azalma: Bireylerin mezun oldukları eğitim kademesi yükseldikçe cinsel mit puan ortalamalarında belirgin bir düşüş gözlenmektedir. Örneğin, kadınlar üzerinde yapılan bir çalışmada cinsel mit puanı ortalaması lise ve altı mezunlarında 23,68 iken, üniversite/yüksekokul mezunlarında 17,45'e, yüksek lisans/doktora mezunlarında ise 11,71'e kadar gerilemektedir.
  • Düşük Eğitim Gruplarında Yüksek Oranlar: İlkokul, ortaokul ve lise mezunlarının cinsel mitlere inanma düzeyleri, üniversite mezunlarına göre istatistiksel olarak anlamlı derecede daha yüksek çıkmaktadır.
  • Ebeveyn Eğitiminin Etkisi: Sadece bireyin kendi eğitim düzeyi değil; anne ve babanın eğitim süresinin artması da çocukların cinsel mitleri onaylama ve bunlardan etkilenme düzeyini anlamlı şekilde azaltmaktadır.

2. Bu Etkinin Temel Nedenleri

  • Bilgiye Erişim Kolaylığı: Yüksek eğitim seviyesine sahip bireylerin, cinsel konularla ilgili ihtiyaç duydukları bilimsel ve doğru bilgilere ulaşması ve bunları analiz etmesi çok daha kolay olmaktadır.
  • Güvenilir Olmayan Kaynaklardan Kaçınma: Eğitim düzeyi düşük olan bireyler doğru bilgi kaynaklarına ulaşmakta zorlandıkları için arkadaş çevreleri, kulaktan dolma söylentiler veya pornografik yayınlar gibi eksik/yanlış bilgiler barındıran informal kaynaklara yönelmekte ve bu durum mitleri pekiştirmektedir.
  • Analitik Düşünme Becerisi: Okul müfredatında doğrudan bir cinsel sağlık eğitimi yer almasa bile, yüksek eğitim düzeyinin bireylere kazandırdığı genel bilişsel donanım doğru ve gerçek bilgiyi elde etmeyi kolaylaştırmaktadır.

3. Önemli İstisnalar ve Farklı Bulgular

Eğitim seviyesinin artması genel olarak cinsel mitleri azaltsa da, bu durumun her zaman mutlak olmadığını gösteren dikkat çekici bulgular da mevcuttur:

  • Eğitimli Gruplarda ve Mesleklerde Mitlerin Varlığı: Şaşırtıcı şekilde cinsel mitler; eğitim seviyesi yüksek gruplarda, üniversite öğrencilerinde, hatta hekim ve psikologlar gibi sağlık profesyonellerinde bile yüksek oranlarda görülebilmektedir.
  • Kültür ve Tabuların Baskınlığı: Bazı araştırmalar (örneğin Kukulu ve ark. 2009; Sungur 1988), cinsel mitlerin eğitim durumundan bağımsız olduğunu savunur. Bu görüşe göre cinselliğin tabu kabul edildiği toplumlarda, kültürel çevre eğitimi gölgede bırakabilmektedir. Sadece akademik eğitimin artması yetmemekte; cinselliğin rahatça konuşulabilmesi ve formal cinsel eğitimlerin verilmesi gerekmektedir.
  • Doktora ve Akademik Seviyelerde Sıradışı Bulgular: Evli kadınlarla yapılan bir çalışmada, ilköğretim ve doktora mezunu olan kişilerin cinsel mit inanışlarının; lise, ön lisans ve lisans mezunlarına göre daha yüksek çıktığı gibi sıradışı bir sonuca ulaşılmıştır. Bir diğer çalışmada ise (Tiftikçi, 2020), üniversite mezunlarının, yüksek lisans ve doktora yapanlara kıyasla cinsel mitlere inanma düzeyinin daha yüksek olduğu bulunmuştur.

 

Örnek Sorular

1

Oral seks, olgunlaşmamışlığın göstergesidir ve güvensizdir.

Cevaplamak için testin içinde sunulan ölçeği kullanın
2

Büyük erkek cinsel organı, cinsel ilişki sırasında kadının daha çok uyarılmasını sağlar.

Cevaplamak için testin içinde sunulan ölçeği kullanın
3

Erkeklerde cinsellik, ergenlik döneminde en yüksek noktasına ulaşır. Yirmili yaşlardan sonra cinsel ilgi, istek ve cinsel ilişkiden alınan haz giderek azalır.

Cevaplamak için testin içinde sunulan ölçeği kullanın

Sıkça Sorulan Sorular

Cinsel mitler ölçeği, kişinin cinselliğe dair duyup öğrendiği yanlış inanç ve mitleri ölçmektedir. Cinsel mitlere olan inançlar, kişinin sağlıklı cinsel ilişkiler kurmasını engelleyebilmektedir. Ölçeğin sonucunda kişinin bu yanlış inançları tespit edilebilir. Bu inançların tespit edilmesiyle kişiye cinselliğe dair eğitimler verilerek kişinin sağlıklı bir cinsel yaşam oluşturması sağlanabilir. Hiçbir şekilde tanı ve tedavi amaçlı kullanılamaz. Tanı ve tedavi gerektiren durumlar için lütfen yetkili mercilere başvurunuz. Yakın zamanda Cinsel konusunda önemli gelişmeler olmasına karşın, çok nadir cinsellik konusunda doğru ve yeterli bilgiye beceriye sahibidir. Toplumda yerleşmiş ve sorgulanmadan kabul edilen “yanlış inanışlar”, “kalıp düşünceler” cinsel sorunların oluşumunda önemli yer tutar. Siz de cinsellik hakkındaki bilgilerinizi merak ediyorsanız aşağıdaki testi uygulayabilirsiniz. Her bir maddeyi doğru ya da yanlış olarak işaretleyin. (Zilbergeld tarafından geliştirilmiştir.)

Yorumlar (0)

Deneyiminizi paylaşın. Yorumlar yayınlanmadan önce yönetici onayından geçer.

Yorum Yapın

E-posta adresiniz yayınlanmaz. Yorumunuz onaylandıktan sonra görünür.

Henüz yorum yapılmamış

İlk yorumu yapan siz olun!

Hazır Mısınız?

Kendinizi keşfetme yolculuğunuza bugün başlayın. 23 soru ve detaylı rapor sizi bekliyor.