Burns Depresyon Ölçeği - Online Depresyon Testi
Online Depresyon testi ve Kaygı(Anksiyete) Testi ÜCRETSİZ

Burns Depresyon Ölçeği - Online Depresyon Testi

Online Depresyon Testi - Burns Depresyon Testi - Ölçeği, bireyin son bir hafta içerisinde deneyimlediği düşünce, duygu ve davranışlarını değerlendirerek depresyonun varlığını belirlemeye çalışan bir ölçüm aracıdır. Eğer bireyde depresyonun varlığı görülmüşse bu depresyonun şiddetine dair bilgiye de ulaşılabilir. Hiçbir şekilde tanı ve tedavi amaçlı kullanılamaz. Tanı ve tedavi gerektiren durumlar için lütfen yetkili mercilere başvurunuz.

25
Soru
~4
Dakika (tahmini)
98
Kullanıcı
5.0
Değerlendirme
%100 ÜCRETSİZ

Hemen başlayabilirsiniz

Soru Sayısı
25 Soru
Tahmini Süre
~4 dakika
Süre sınırı yok
Zorluk Seviyesi
Orta
Gizlilik
256-bit Şifreleme

Üyelik gerekmez. Yapay zekâ destekli yorum için ücretsiz hesap oluşturabilirsiniz.

Anında sonuç ve değerlendirme
Detaylı grafik ve görselleştirmeler
İsteğe bağlı uzman yorum hizmeti

Bilimsel Geçerlilik

Sonuçların niteliği kullanılan ölçeğe, yanıtların tutarlılığına ve uygun değerlendirmeye bağlıdır.

Test Hakkında

Psikohelp · Yayınlanma: · Son güncelleme:

Bilimsel inceleme: Klinik Psikolog Haşim BELTEN ·

Yüksek Lisans, Klinik Psikoloji – İstanbul Esenyurt Üniversitesi

Online Depresyon Testi - Burns Depresyon Testi - Ölçeği, bireyin son bir hafta içerisinde deneyimlediği düşünce, duygu ve davranışlarını değerlendirerek depresyonun varlığını belirlemeye çalışan bir ölçüm aracıdır. Eğer bireyde depresyonun varlığı görülmüşse bu depresyonun şiddetine dair bilgiye de ulaşılabilir.

 Hiçbir şekilde tanı ve tedavi amaçlı kullanılamaz. Tanı ve tedavi gerektiren durumlar için lütfen yetkili mercilere başvurunuz.

Aşağıdaki 25 soruya sizi en iyi ifade edecek şekilde 0 ile 4 arasında puan vererek, boş soru bırakmayacak şekilde çözünüz.

 0-hiç

1-biraz

 2-orta derecede

 3-çok fazla

4-aşırı derecede.

 Burns Depresyon Testi

burns Depresyon_Testi_puanlama_sorular_cevaplar_Formu.pdf

Puan Aralıkları

Puan aralığı Değerlendirme
0 – 5 Yok
6 – 10 Çok hafif
11 – 25 Hafif
26 – 50 Orta
51 – 75 Ağır

Bu aralıklar ölçeğin genel yorumlama çerçevesidir; tek başına tanı koymaz. Sonucunuzu bir ruh sağlığı uzmanıyla değerlendirmeniz önerilir.

Kaynakça

  1. Burns, D. D. (1999). The Feeling Good Handbook (Rev. ed.). New York: Plume.
  2. Burns Depresyon Ölçeği (Burns Depression Checklist), psikiyatrist David D. Burns tarafından depresif belirtileri öz bildirim yoluyla değerlendirmek için geliştirilmiştir. İlk 15 maddelik formu 1984’te, bugün kullanılan 25 maddelik formu 1996’da yayımlanmıştır. Kişi, bugün dâhil son bir haftadaki belirtilerini her madde için 0–4 arasında puanlar; toplam puan 0–100 arasındadır. Özgün form dört içerik alanı içerir: duygu ve düşünceler (10 madde), aktiviteler ve kişisel ilişkiler (7 madde), fiziksel belirtiler (5 madde) ve intihar düşünceleri/isteği (3 madde). jshsr.org
  3. Bilimsel kaynak: Tuncer, M. ve Dikmen, M. (2019). Burns Depresyon Ölçeği Türkçe formunun geçerlik ve güvenirlik çalışması. Journal of Social and Humanities Sciences Research, 6(42), 2848–2857. https://doi.org/10.26450/jshsr.1429

Nasıl Çalışır?

1

Burns Depresyon Ölçeği Nedir

Burns Depresyon Ölçeği (BDÖ), David Burns tarafından (1996 veya 1999 kaynaklara göre farklılık göstermektedir) geliştirilen ve bireylerin depresif belirtilerini ve duygu durumlarını ölçmeyi amaçlayan objektif bir değerlendirme aracıdır. Bu ölçek, depresyonun şiddetini belirlemek ve kişinin ruhsal durumunu sayılarla ifade etmek amacıyla yaygın olarak kullanılmaktadır.

 

Yapısı ve İçeriği

  • Soru Sayısı: Ölçek toplam 25 maddeden oluşur ve her madde bir depresyon belirtisini temsil eder.
  • Alt Boyutlar: Yapılan analizler ölçeğin altı temel faktörden oluştuğunu göstermektedir: Aktiviteler ve Kişisel İlişkiler, Duygu ve Düşünceler, Duygu Yitimi, İntihar İsteği (Öz Kıyım), Fiziksel Belirtiler ve Sağlık Sorunları.
  • Değerlendirme Aralığı: Katılımcılardan, son bir hafta içindeki (bugün dahil) belirtileri yaşama sıklıklarını göz önünde bulundurarak cevap vermeleri istenir.
  • Puanlama Sistemi: Ölçek 5'li likert tipindedir ve her soru 0 ile 4 puan arasında (0=Hiç, 1=Biraz, 2=Orta derecede, 3=Çok fazla, 4=Aşırı derecede) puanlanır.

Puanlama ve Yorumlama

Tüm maddelere verilen yanıtların toplanmasıyla elde edilen toplam puan (0-100 arası), depresyonun düzeyini şu şekilde kategorize eder:

  • 0-5 Puan: Depresyon yok (Normal)
  • 6-10 Puan: Normal ama mutsuz
  • 11-25 Puan: Hafif depresyon
  • 26-50 Puan: Orta depresyon
  • 51-75 Puan: Ağır depresyon
  • 76-100 Puan: Aşırı (Çok ağır) depresyon

 

Türkçe Uyarlaması ve Güvenirlik

Burns Depresyon Ölçeği, Tuncer ve Dikmen (2019) tarafından Türkçeye uyarlanmıştır. Yapılan çalışmalarda ölçeğin iç tutarlılık katsayısı (Cronbach Alpha) 0.92 ile 0.94 arasında bulunmuş, bu da ölçeğin Türkiye'de yüksek derecede güvenilir bir araç olduğunu kanıtlamıştır. 

 

Depresyonun temel belirtileri ve tanı kriterleri nelerdir?

Depresyon, günlük yaşamın getirdiği zorluklara karşı verilen kısa süreli duygusal tepkilerden ve olağan ruh hali değişimlerinden farklı, ciddi bir durumdur. Temelinde, kişinin daha önce severek yaptığı aktivitelere karşı isteksizlik duyması ve yaşamdan zevk alamaması yatar. 

Genel olarak depresyonun bireylerde yol açtığı "temel belirtiler" şunlardır:
*   Artan veya azalan iştah
*   Uyku bozuklukları
*   Sinirlilik, mutsuzluk ve umutsuzluk
*   Kendini değersiz hissetme ve suçluluk duygusu
*   Aktivitelere karşı enerji düşüklüğü
*   Geleceğe yönelik karamsarlık
*   İntihar düşünceleri ve girişimleri

Tanı Kriterleri (DSM-5)

Amerikan Psikiyatri Derneği (APA) tarafından yayımlanan DSM-5 (Ruhsal Bozuklukların Tanısal ve Sayımsal El Kitabı) kriterlerine göre, bir bireye depresyon tanısı konulabilmesi için aşağıdaki belirtilerin değerlendirilmesi gerekmektedir:

1. Neredeyse her günün çoğunda "depresif bir ruh hali".
2. Neredeyse her günün büyük bir bölümünde tüm etkinliklere veya faaliyetlere yönelik **ilginin veya zevkin belirgin bir şekilde azalması**.
3. Hemen hemen her gün "iştahın azalması veya artması".
4. Diyet yapılmadığı halde "kilo artışı veya azalışı".
5. Zihinsel ve fiziksel aktivitelerde "durgunluk".
6. Neredeyse her gün "yorgunluk hissi veya enerji kaybı".
7. Neredeyse her gün "değersizlik hissi veya suçluluk duygusu".
8. Neredeyse her gün "konsantre olamama ya da düşünme yeteneğinin azalması".
9. Tekrarlayan "ölüm düşünceleri", belirli bir plan yapmadan tekrarlayan "intihar düşüncesi, intihar girişimi" veya intihar için belirli bir plan yapma.

Tanı Konulabilmesi İçin Gerekli Şartlar:

Bireye klinik olarak depresyon tanısı konulabilmesi için, yukarıda listelenen "belirtilerden en az beşinin"yaşanıyor olması şarttır. Ayrıca bu durumun şu özellikleri taşıması gerekir:
*   Kişide klinik açıdan önemli bir rahatsızlık yaratması.
*   Sosyal, mesleki veya diğer önemli yaşam alanlarında bozulmalara (işlevsellik kaybına) neden olması.
*   Yaşanan bu semptomların madde kullanımı ya da herhangi başka bir tıbbi durumun/hastalığın sonucu olarak ortaya çıkmamış olması.

Burns Depresyon  Ölçeği ile Beck Depresyon Ölçeği arasındaki farklar nelerdir?

 Burns Depresyon Ölçeği ile Beck Depresyon Ölçeği arasındaki farkları doğrudan listeleyen veya bu iki ölçeği birbiriyle kıyaslayan herhangi bir bilgi bulunmamaktadır.

 bu iki ölçekle ilgili sadece şu tematik bilgilere yer verilmiştir:
-Beck Depresyon Ölçeği: Literatür incelendiğinde, depresyon tanısına yönelik Türkçeye uyarlanmış ölçme araçlarının oldukça sınırlı sayıda olduğu ve Beck Depresyon Ölçeği'nin bu kısıtlı sayıdaki mevcut araçlardan biri olduğu ifade edilmektedir. Ayrıca Beck'in geçmişte (1967) yaptığı bir çalışmada, depresyon hastalarının büyük bir çoğunluğunun mutsuzluk ve umutsuzluktan yakındığı, geleceğe karamsar baktığı belirtilmektedir.
-Burns Depresyon Ölçeği:  Beck gibi mevcut araçların sınırlı sayıda olması ve alanda güncel/değişime duyarlı ölçme araçlarına ihtiyaç duyulması sebebiyle araştırmacılar Burns Depresyon Ölçeği'ni Türkçeye uyarlamıştır. Bu ölçek, Beck'ten farklı olarak çalışmada detaylandırıldığı üzere 25 maddeden oluşur ve bireyin **son bir haftasını** dikkate alarak 0 ile 4 arasında puanlama yapmasını ister.

Her iki ölçek arasındaki kuramsal farklar, madde yapıları, geliştirilme felsefeleri veya kullanım alanlarındaki spesifik ayrılıklar (örneğin klinik ve akademik avantajları) hakkında daha kapsamlı bilgi edinmek isterseniz, sizin için internet üzerinde yeni kaynaklar arayabilirim. 

 

2

Demografik özellikler anksiyete ve depresyon seviyelerini nasıl etkiliyor?

Demografik özellikler (cinsiyet, medeni durum, eğitim düzeyi ve ekonomik durum gibi) bireylerin anksiyete ve depresyon seviyeleri üzerinde belirleyici bir rol oynamaktadır. Araştırmalar, bu faktörlerin ruh sağlığı üzerindeki etkilerini şu şekilde detaylandırmaktadır:

Cinsiyet

  • Kadınlar, erkeklere oranla depresyon ve anksiyete açısından daha yüksek risk altındadır. Birçok çalışma, kadınlardaki depresyon yaygınlığının erkeklerden yaklaşık iki kat daha fazla olduğunu göstermektedir.
  • Kadınların bu riskleri daha yoğun yaşamasının nedenleri arasında sosyal konumlarındaki güçsüzlük, özel yaşamdaki sorunlar, iş yükü, hormonal yapı farklılıkları ve toplumsal roller (ev işleri, çocuk bakımı vb.) sayılmaktadır.
  • COVID-19 pandemi sürecinde de kadınların kaygı düzeylerinin erkeklere göre anlamlı derecede yüksek çıktığı bulgulanmıştır.

Medeni Durum

  • Bekâr, dul veya boşanmış bireylerde depresyon oranları, evli olanlara göre daha yüksektir. Bekârların günlük hayatlarında daha fazla depresif duygu gösterdikleri tespit edilmiştir.
  • Evli olmak, depresyona karşı koruyucu bir faktör olarak görülmektedir; evli bireylerin Burns Depresyon Ölçeği puanlarının bekâr ve dul/ayrılmış bireylerden daha düşük olduğu saptanmıştır.
  • Bununla birlikte, bazı araştırmalarda evli kişilerin bekârlara göre daha fazla yorgunluk şikâyeti yaşadığı da bildirilmiştir.

Eğitim Düzeyi

  • Genel olarak eğitim düzeyi arttıkça anksiyete ve depresyon belirtilerinin azaldığı görülmektedir.
  • Özellikle ilkokul mezunu olanların, üniversite mezunlarına göre daha yüksek anksiyete ve depresyon puanlarına sahip olduğu bulgulanmıştır.
  • Düşük eğitim seviyesinin, ekonomik imkânların kısıtlılığıyla birleşerek depresyon riskini artırdığı belirtilmektedir.

Ekonomik Durum

  • Düşük sosyoekonomik düzey ve işsizlik, depresyon için en temel risk faktörlerinden biridir.
  • Hane geliri düşük olan bireylerin depresyon puanlarının, orta ve yüksek gelirli gruplara göre anlamlı düzeyde daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Gelirin artmasının yaşam doyumunu artırdığı ve depresif belirtileri azalttığı görülmektedir.

Yaş

  • Depresyon her yaşta görülebilmekle birlikte, yaygınlığı yaşla birlikte değişim göstermektedir. Bazı kaynaklar depresyonun genç yaşlarda (20-30 yaş arası) sıklığının arttığını ve ileri yaşta azaldığını belirtirken, bazıları orta yaşlarda (45 yaş altı) sosyal stresörlerin daha fazla olması nedeniyle depresif belirtilerin daha sık görüldüğünü savunmaktadır.
  • 35-44 yaş aralığındaki bireylerin diğer yaş gruplarına göre daha düşük depresyon puanlarına sahip olduğu bir çalışma ile saptanmıştır.

Yaşanılan Yer ve Diğer Faktörler

  • Kentlerde yaşayanların, çeşitli stresörlere daha sık maruz kalmaları nedeniyle kırsal kesime göre daha fazla depresyon riski taşıdığı ifade edilmektedir. Ancak bir başka çalışmada, şehir stresinden uzak kırsal yaşamın depresyonu engellediği sonucuna ulaşılmıştır.
  • Kronik bir bedensel hastalığa (diyabet, kanser, kalp hastalığı vb.) sahip olmak, depresyon ve anksiyete seviyelerini doğrudan artırmaktadır.
3

Psikolojik dayanıklılık anksiyete ve depresyon riskini nasıl azaltıyor?

psikolojik dayanıklılık (sağlamlık), bireylerin zorlayıcı yaşam olayları ve stresli durumlar karşısında kendilerini toparlayabilme gücü, bu güçlüklerle baş edebilme yeteneği ve kriz anlarından önceki hallerine dönebilme kabiliyeti olarak tanımlanmaktadır. Bu özellik, anksiyete ve depresyon riskini şu mekanizmalarla azaltmaktadır:

1. Koruyucu Bir Kalkan İşlevi Görmesi

Psikolojik dayanıklılık, özellikle COVID-19 pandemisi gibi zorlu süreçlerde bireyin ruh sağlığını tehdit eden faktörlere karşı koruyucu bir etki gösterir. Araştırmalar, psikolojik dayanıklılığı yüksek olan bireylerin, pandeminin ve kısıtlamaların olumsuz psikolojik etkilerinden daha az etkilendiğini ortaya koymuştur.

2. Ters Yönlü (Negatif) İlişki

Yapılan pek çok çalışma, psikolojik dayanıklılık ile anksiyete ve depresyon seviyeleri arasında anlamlı ve negatif (ters yönlü) bir ilişki olduğunu doğrulamaktadır.

  • Anksiyete Üzerindeki Etkisi: Psikolojik dayanıklılık düzeyi arttıkça bireylerin yaşadığı kaygı düzeyi düşmektedir. Dayanıklı bireyler, belirsizlik durumlarında olayları felaketleştirmek yerine daha soğukkanlı kalabilmektedir.
  • Depresyon Üzerindeki Etkisi: Ergenler ve yetişkinler üzerinde yapılan çalışmalarda, psikolojik sağlamlık arttıkça depresyona yakalanma olasılığının düştüğü saptanmıştır.

3. Stresörleri Algılama ve Yönetme Biçimi

Dayanıklılığı yüksek olan bireylerin olaylara bakış açısı, risk faktörlerinin etkisini azaltmaktadır:

  • Meydan Okuma ve Kontrol: Bu kişiler stresi bir tehdit olarak değil, bir büyüme ve öğrenme fırsatı (meydan okuma) olarak görürler. Ayrıca, olaylar üzerinde bir miktar kontrol sahibi olabileceklerine inanırlar; bu "kontrol hissi" çaresizlik duygusunu engelleyerek depresyon riskini düşürür.
  • Aktif Başa Çıkma: Dayanıklı bireyler stresli olayları daha az stresli bir hale dönüştürmek için aktif eylemlerde bulunurlar. Dayanıklılığı düşük bireyler ise kendilerini "güçsüz" hissedip pasif kalarak depresif belirtilere daha açık hale gelmektedir.

4. Yordayıcı Faktör Olarak Dayanıklılık

Analiz sonuçlarına göre, depresyon seviyesi psikolojik dayanıklılığın en önemli yordayıcılarından biridir. Depresyon düzeyi, psikolojik dayanıklılıktaki değişimin negatif yönde yaklaşık %25'ini açıklamaktadır. Bu durum, psikolojik dayanıklılığı güçlendirmenin ruh sağlığını iyileştirmede ne kadar merkezi bir rol oynadığını göstermektedir.

5. Destekleyici Faktörler

Bireylerin dışarı çıkabilmesi, düzenli egzersiz yapması, sosyal çevresinden destek alması ve düzenli bir uykuya sahip olması psikolojik dayanıklılığı artıran unsurlardır. Bu aktiviteler dayanıklılığı pekiştirerek bireyi anksiyete ve depresyonun tetikleyicilerinden uzak tutmaktadır.

 

4

Sosyal desteğin depresyon üzerindeki koruyucu rolü nedir?

Sosyal destek, bireyin psikolojik sağlığı üzerinde kritik bir koruyucu rol oynamakta ve depresyon riskini azaltan temel faktörlerden biri olarak kabul edilmektedir. Kaynaklara göre sosyal desteğin depresyon üzerindeki koruyucu etkileri şu mekanizmalarla açıklanmaktadır:

  • Depresyon Riski Üzerindeki Doğrudan Etki: Sosyal destek eksikliği ve sosyal izolasyon, depresyon riskini artıran en temel faktörler arasında yer alır. Yeterli sosyal desteğe sahip olmak, depresyonun ortaya çıkmasını engelleyen veya belirtilerin şiddetini azaltan bir "kalkan" görevi görür. Araştırmalar, algılanan sosyal desteğin depresyonun önemli bir yordayıcısı olduğunu doğrulamaktadır.
  • Psikolojik İyi Oluş ve Yaşam Doyumu: Algılanan sosyal destek ile psikolojik iyi oluş arasında pozitif bir bağlantı vardır; bireyin hissettiği destek arttıkça psikolojik iyi olma puanı da yükselir. Sosyal destek algısı güçlü olan kişilerin yaşam doyumlarının daha yüksek olduğu, bu desteğe sahip olmayanların ise düşük yaşam tatmini sergilediği ve daha fazla duygusal yalnızlık yaşadığı saptanmıştır.
  • Aile Desteğinin Kritik Rolü: Aile tarafından sağlanan destek, bireyin gereksinimlerinin giderilmesinde ve ailesel/sosyal düzeydeki yaşam tatmininin oluşmasında belirleyicidir. Aile üyeleriyle kurulan yakın ilişkiler ve kaliteli zaman geçirme, bireyi depresif duygu durumundan koruyan önemli unsurlardır.
  • Zorlu Dönemlerdeki Tampon Etkisi: Özellikle COVID-19 pandemisi gibi toplumsal stresin arttığı dönemlerde sosyal desteğin koruyucu rolü hayati önem kazanmıştır. Pandemi kısıtlamaları nedeniyle yüz yüze sosyalleşmenin azalması ve sosyal izolasyonun artması, bireyleri depresyon ve anksiyete belirtilerine karşı daha savunmasız hale getirmiştir.
  • Psikolojik Dayanıklılığı Desteklemesi: Sosyal etkiler ve çevre ile kurulan pozitif ilişkiler, bireyin psikolojik dayanıklılığını (sağlamlığını) artıran temel etmenlerden biridir. Sosyal çevresiyle etkileşimde olan ve destek alan bireylerin psikolojik dayanıklılık seviyeleri daha yüksek çıkmakta, bu da dolaylı olarak depresyona yakalanma olasılığını düşürmektedir.

 

5

Aile desteği depresyon riskini ne kadar düşürür?

Aile desteği, bireyin ruh sağlığını koruyan en temel unsurlardan biri olup depresyon riskini belirgin şekilde düşürmektedir. Aile desteğinin ve tutumlarının depresyon üzerindeki etkisi şu bulgularla açıklanmaktadır:

  • Anne ve Baba Tutumunun Etkisi: Araştırmalar, demokratik aile tutumunun depresyon ve anksiyeteyi engelleyici bir rol oynadığını göstermektedir. Buna karşın, otoriter veya baskıcı ebeveynlere sahip olan bireylerin depresyon puanları, demokratik ailede yetişenlere göre anlamlı düzeyde daha yüksektir. Özellikle ilgisiz (ihmalkâr) bir babaya sahip olmanın, demokratik veya aşırı koruyucu babaya sahip olmaya kıyasla depresyon düzeylerini ciddi oranda artırdığı saptanmıştır.
  • İlgi ve Şefkatin Koruyucu Rolü: Annesinden yeterli ilgi ve sevgi gören gençlerin depresyon düzeylerinin çok daha düşük olduğu bulgulanmıştır. Anne tutumunun bireyler üzerinde baba tutumuna göre daha baskın bir etkisi olduğu ve demokratik bir anneye sahip olmanın depresyon seviyesini düşürdüğü belirtilmektedir.
  • İlişki Kalitesi ve Depresyon Oranları: Aile içi veya yakın ilişkilerin kalitesi, depresyon yaygınlığını doğrudan etkilemektedir. Bir çalışmada, ilişki kalitesine bağlı olarak depresyon seviyelerinin %13'ten %35'e kadar değişkenlik gösterebildiği saptanmıştır. Bu durum, güçlü ve kaliteli bir aile desteğinin risk faktörlerini yaklaşık üçte iki oranında azaltabileceğine işaret etmektedir.
  • Sosyal Desteğin Bir Parçası Olarak Aile: Aile desteği, genel "algılanan sosyal destek" kavramının en kritik parçasıdır ve sosyal desteğin depresyonun en önemli yordayıcılarından biri olduğu kabul edilir. Aile üyeleriyle kurulan pozitif ilişkiler, stresli yaşam olayları karşısında bir kalkan görevi görerek bireyin psikolojik dayanıklılığını artırmaktadır.
  • Medeni Durum ve Aile Yapısı: Evli bireylerin (aile içi desteğe sahip olmaları nedeniyle), bekâr, boşanmış veya eşi vefat etmiş bireylere göre Burns Depresyon Ölçeği puanlarının anlamlı derecede düşük olduğu saptanmıştır. Ailesiyle birlikte yaşayan üniversite öğrencilerinin umutsuzluk ve depresyon seviyelerinin, yalnız yaşayanlara göre daha düşük çıkması da bu desteğin önemini pekiştirmektedir.

 

6

DSM-5'e göre farklı depresyon türleri nelerdir?

Amerikan Psikiyatri Derneği tarafından yayımlanan DSM-5 (Ruhsal Bozuklukların Tanısal ve Sayımsal El Kitabı) kitabında depresyon, "depresif bozukluklar" başlığı altında **yedi farklı türde** sınıflandırılmıştır. Kaynaklarda belirtilen bu depresyon türleri şunlardır:

-Majör depresif bozukluk
-Yıkıcı duygu durum düzenleyememe bozukluğu
-Aybaşı öncesi disfori bozukluğu (regl rahatsızlığı)
-Süregiden depresyon bozukluğu  (distimi)
-Başka bir sağlık durumuna bağlı depresyon bozukluğu
-Madde/ilaç nedeniyle oluşan depresyon bozukluğu
-Tanımlanmamış depresyon bozukluğu

7

Yalnızlık ve depresyon arasında nasıl bir bağ vardır?

Araştırmalar,  yalnızlık ve depresyon arasında önemli bir korelasyon (güçlü bir ilişki) bulunduğunu  açıkça ortaya koymaktadır. Bireyin sosyal ilişkilerinin azalması ve çevresinden koparak yalnızlaşması, doğrudan depresyona yol açan temel etkenler arasında kabul edilmektedir.

Yalnızlık duygusunun depresyonu tetiklediği ve ruh sağlığını olumsuz etkilediği başlıca durumlar şunlardır:

-Aile İçi Kopukluk: Ebeveynlerin çocuklarının yaşamında aktif bir rol oynamaması, onlarla yeterince ilgilenmemesi ve hayatı paylaşmaması bireyi yalnızlığa iterek depresyon düzeyini doğrudan artırmaktadır. Bunun tam tersi olarak, sağlıklı ve paylaşıma dayalı aile içi ilişkiler ise depresyon düzeyinin önemli ölçüde azalmasına yardımcı olur.
-Sosyal Çevre ve Arkadaşlık İlişkileri: Bireyin okulda, arkadaş çevresinde veya ailesiyle olan yaşantısında iletişim kopuklukları yaşaması yalnızlığı derinleştiren unsurlardır.
-İkili İlişkiler:  Karşı cinsle kurulan ilişkilerde yaşanan sorunlar ve kopukluklar da kişinin yalnızlık hissini pekiştirir.

Sonuç olarak, yalnızlık hissini beraberinde getiren bu tür sosyal ve iletişimsel kopukluklar, kişinin özgüven sorunları yaşamasına zemin hazırlayarak depresyon seviyesini beklenen düzeyin çok daha üzerine çıkarmaktadır.

Örnek Sorular

1

Üzüntülü ya da neşesiz hissetmek

Cevaplamak için testin içinde sunulan ölçeği kullanın
2

Mutsuz ya da umutsuz hissetmek.

Cevaplamak için testin içinde sunulan ölçeği kullanın
3

Ağlama nöbetleri ve ağlamaklı olmak.

Cevaplamak için testin içinde sunulan ölçeği kullanın

Yorumlar (8)

Deneyiminizi paylaşın. Yorumlar yayınlanmadan önce yönetici onayından geçer.

5.0/5

Yorum Yapın

E-posta adresiniz yayınlanmaz. Yorumunuz onaylandıktan sonra görünür.

E

Eray

2 hafta önce

Arkadaşım hep Depresyondasin diyor çözdüm o kadar yüksek çıkmadı

E

Emir

2 hafta önce

Son bir aydır evden çıkamadım artık depresyonda olduğuma emindim depresyon testini çözdüm gerçekten öyle çıktı şimdi ne yapmam gerekiyor

M

Mirza

3 hafta önce

Her yerde sadece bir tek depresyon ölçeği var bu depresyon ölçeğini sadece burada bulabildim son sayfası da doğru çıkıyor ellerinize sağlık çok teşekkürler

KK

Kemal Kaya

5/5

3 ay önce

Depresyondayım sanırım.

S

sercan

3 ay önce

depresyon testim çok düşük çıktı ama kendimi tukenmiş hissediyorum

H

Halime

5 ay önce

Benim kadar yüksek çıkan varmi depresyon testi sonucu

Z

zana

5 ay önce

depresyon testi sonucuma göre depresyondayım

S

sema

5 ay önce

depresyon testi çözdüm baya yüksek çıktı psikoloğa mı gitmem gerek

Hazır Mısınız?

Kendinizi keşfetme yolculuğunuza bugün başlayın. 25 soru, ~4 dakika tahmini süre ve detaylı rapor sizi bekliyor.